Uluslararası Kızıl Haç Partisi Yılı’nın “Deprem Bölgesinde Sel Felaketi” konulu genel kurul toplantısı önerisi reddedildi

AK Parti ve MHP’li milletvekilleri, grubun Uluslararası Sünnet Partisi’nin bugün TBMM Genel Kurulu’nda “deprem bölgesinde sel felaketi” konulu genel kurul toplantısında görüşülmesi için sunduğu öneriyi reddetti. İYİ Samsun Milletvekili Badri Yaşar, teklifin gerekçesini şöyle açıkladı:

“Yeni bir felakete daha uyandık. 6 Şubat Maraş depreminden sonra Maraş’ı Ibrar Sightse ile, Hatay’ı Renaissance Residence ile, Diyarbakır’ı Galleria ile, Adıyaman’ı Grand Isias Hotel ile anıyoruz. Ne yazık ki sonuncuyu denedik. Bunun için dünkü bağlantı Şanlıurfa Abid Meydanı.

Depremlerin tarihini belirleme imkanımız olmayabilir, nerede olduğunu biliyoruz ama ne zaman olduğunu bilmiyoruz. Ancak rüzgarları, yağmurları ve selleri önceden tahmin etmek mümkündür. Meteorologlar bunun olacağını zaten tahmin ettiler. Çadır yerlerini işaretlerken bayrağa bile dikkat etmediğiniz belli. Diyarbakır’da Dicle Nehri’nin kenarında Bismil Yolu üzerinde çadırkent kuruyorsunuz. Hava muhalefeti nedeniyle onu başka bir yere taşımaya çalışıyorsunuz. Çadırlar giremesin diye su ile buluştu. Maalesef ikinci bir felaket yaşadılar. Nereye çadır kuracağına bile karar veremeyen bir hükümetle karşı karşıyayız. Koşullar sizin için çok zorsa, en azından altından çıkarabilirsiniz.

“Oluşturduğunuz şehir düzeni ve yaptığınız geçişlerle bir sele davetiye çıkarıyorsunuz.”

Bugün Abide Kavşağı altında kayıp şahısları arıyoruz. Neden biliyor musun? Depremin “kader” olduğunu söylediniz ama önlem almadığınız için felakete dönüştü. Bununla ilgili olarak şehirlerin içindeki betonu böyle, teneke kazan gibi yaptım. Betonun sürtünme kuvvetinin az olduğunu, yağmur yağar yağmaz suyun hızlı aktığını, aksine yoğunluğunun arttığını da biliyorsunuz. Ama bakın Urfa’da milattan önce de, hatta Roma döneminde de böyle seller olmuş, o zamandan beri de Urfa’yı uyarıyorlar. O zamandan beri buraya barajlar yapıldı ve bununla ilgili tedbirler alındı ​​ama siz yaptığınız imar çalışmalarıyla, yaptığınız şehir düzenlemesiyle, yaptığınız kavşaklarla adeta su baskınlarına davetiye çıkarıyorsunuz; Bunun bilimsel bir açıklaması yok.

Özellikle bu bölgelerde yağmur suyu ve kanalizasyon kanallarının aynı hat üzerinde olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu yazı tipleri indirilemez. Aynı şekilde The Road Has Fallen, ekranlarda hepiniz görmüşsünüzdür, daha önce gördüğümüz filmin aynısı. Köprülerin veya köprülerin önüne pislik gelip birikti, arkasında bir baraj vardı, köprü dayanamadı ve hepsiyle birlikte gitti. Hani bu kadar paralı yollar yaptın diye nasıl böbürlenirsin, bak harcadığın her kuruş eksik yetim hakkıdır. Bir şeyi yaptığın zaman onu doğru yapacaksın, bilime inanacaksın ve yaptığın her şey beyhude. Hele günümüzde sular altında kalmayan çadırkent kalmadı. Öncelikle altyapılarının hazırlanması gerekiyor. Özellikle orada yaşayacak sakinlerin sayısı, kanalizasyon, yağmur suyu, alan, alan, bu sakinlerin yaratacağı harcamalar dahil bunların hepsinin hesaplanabilmesi için altyapıyı yapmamız gerekiyor.

Bir sorunla karşılaştığınızda, felaket gelir ve sonra bir çözüm bulmaya çalışırsınız, bu yüzden yanlış yola girersiniz. “Yağmur yağdı ne yapalım, Allah’tan geldi, ilâhî, yapacak bir şey yok, yaralar sarılacak, merak etmeyin, durum burada.” İnanın duymaktan bıktık, bıktık, bıktık. Önce önlem alıp sonra transfer edeceğiz.

“ABIDE KAVŞAĞI MÜTEAHHİT MÜTEAHHİTİ BAZI ZAMANLARDAN ÖNCE ARDOWAN’DAN ÖDÜL VERİLECEK”

HDP grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Zeliha Gülüm, şunları söyledi:

“Onbinlerce insanın hayatını kaybettiği depremden sonra şimdi de sel felaketinden sonra aynı hikaye, hiçbir önlem alınmadı, hiçbir önlem alınmadı. Yollar yapıldı, yollar çöktü, hastane çöktü. Abide Kavşağı’nı müteahhit aldı, Urfa’da göle dönenler birkaç yıl önce Erdoğan’dan ödül aldı. Suyun dolduğu yere tahliye için araç olmadığı için kovayla tahliye edilmeye çalışıldı. Yine devlet yoktu, iktidar yoktu, insanlar kendi imkanlarıyla kiraladıkları kovalarla ailelerini, yakınlarını kurtarmaya çalıştı.

Çadırları su bastı. Üstelik uyarıldılar ama yine dinlemediniz ve insanların hayatına mal oldunuz. Deprem hazırlığı yok, sel hazırlığı yok, orman yangını hazırlığı yok. Ne için hazırsın? Ne ile ilgilenirsin? Hiçbir şey yapmayacaksanız, neden size yük olsunlar? İki yıl önce aynı Karadeniz sel felaketini yaşadık ve ders almadık ve aynı süreçler tekrar tekrar yaşandı. Bütün bunlara rağmen AKP’li Urfa Büyükşehir Belediye Başkanı, “yarım asırlık bir felaket” diyor. Yani “biz sorumlu değiliz” diyor. Bir kez daha doğal afeti suçlar ve ondan kurtulmaya çalışır.

“Önlem almazsın, hikayen devam eder, kayıp hikayen devam eder.”

2021’de bölgesel Afet Risk Azaltma Planı hazırlandı ve planda ‘panolar iyileştirilmeli, düzenlemeler yapılmalı yoksa sel onları alıp götürür’ diyor. Bugün sellerin yaşandığı, 15 kişinin hayatını kaybettiği ve 5 kişinin de kayıp olduğu noktalar bunlar. Sen doğal afetsin, doğal afet değil. Hiçbir önlem almıyorsunuz, rant hikayeniz devam ediyor, yağma hikayeniz devam ediyor. Senin için önemli olan insan hayatı değil. Önemli olan katkı verenlerin, destekçilerin ve ceplerin nasıl dolacağı, ona göre çalışıyorsunuz. Bu yüzden dünyanın sonu gibi her şey insanların başına geliyor. Deprem felaketi yetmiyorsa, selden zarar görenlere başsağlığı dilemek, acil şifalar demek kolay mı?

Kader değil, yarattığın düzenin sonucudur; Bunu herkes çok iyi biliyor. Urfa halkı bunun cevabını zaten vermiş ve şöyle demiştir: İstifa edin; Yeter artık.’ Bari bu sesi dinleyin ama sizde de var mı, dinlemeyin, vicdanınız olsun; Bu ayrı bir problem. Ama sen gitmesen de o insanlar seni oturduğun yerden alır.”


Bolu’da 3.9 büyüklüğünde deprem

“6 Şubat’ta yaşadığımız bir doğal afet, doğal olmayan bir afete dönüştü”

CHP Osmaniye Milletvekili Baha Onlu şunları söyledi:

“Osmaniye’deki korkunç afeti ben de yaşadım. Depremin ilk anından itibaren bölge teşkilatımızla birlikte Osmaniye’de enkaz altında kalan tüm hemşehrilerimizi sahada ve bölge deprem koordinasyon merkezinde kurtarmak için seferber olduk.” , yurt dışındaki hemşehrilerimizin barınma ve gıda ihtiyaçlarının karşılanması için Bölgeye gelen ve bu zorlu süreçte bizlere destek olan Cumhurbaşkanımıza, milletvekillerimize, ilgili kurumlara ve CHP’li olsun olmasın tüm belediyelere. 6 Şubat’ta yaşananlar doğal olmayan bir afete dönüştü.

Osmaniye’deki korkunç deprem felaketinde kimsenin kabullenmediği, affetmediği, hala da kabullenmediği üç gün yaşadık. Bölgeye yardım ilk üç gün ertelendi ve harabeleri kurtarma çalışmaları kaosa dönüştü. Ancak burada asıl mesele deprem öncesi ihmalin miktarı, deprem sonrası ise beceriksizlik, beceriksizlik ve beceriksizlik miktarıdır. Örneğin Cumhurbaşkanı Yardımcımızın “Osmaniye’de arama kurtarma çalışmaları bitti” açıklamasının ardından 60 hemşehrimiz bir binanın enkazından çıkarıldı.

“Müşterinin teminatlı bankalara ve ticari kooperatiflere olan borçları; kira, senet, vergi gibi borçları hazine tarafından karşılanmalıdır.”

Otuz gün geçmesine rağmen, depremin meydana geldiği diğer vilayetlerde olduğu gibi Osmaniye’de de eksiklikler devam ediyor. Osmaniye’de 17.000 hasarlı binamız var, bu nedenle çadır ve konteyner ihtiyacımızın bir an önce karşılanması gerekiyor. Vatandaşlarımız hala zor koşullarda yaşıyor. Barınma sorunu bir an önce çözülmelidir. Diğer illerin yanı sıra 15.768’i Osmaniye’nin Dairi ilçesinde olmak üzere 260.000 esnafımız depremden etkilendi. Yaşanan ekonomik kriz ve salgın sonrasında toparlanamayan esnafımız da deprem felaketiyle sarsıldı ve yok olmaya mahkum oldu.

Bu nedenlerle tacirlerin bankalara, tacir kefalet kooperatiflerine olan borçları; Kira, fatura, vergi gibi borçlar hazine tarafından karşılanmalı, Osmaniye’de yıkılan veya oturulamaz hale gelen esnaf işyerleri için acilen konteyner ve konfeksiyon pazarı kurulmalıdır.”

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın