Türklerin Yerleşik Hayata Geçişi Türklerin Yerleşik Hayata Geçişi Yörükler | YerelHaberler

İlk Türk devleti olan Hunlar döneminde bazı surlarla çevrili yerleşim yerlerinden söz edilse de Türklerde şehir yaşamının başlangıcına dair bazı arkeolojik işaret ve örneklerin Göktürklerden ortaya çıkmaya başladığı söylenebilir. Bu konuda herhangi bir yanlış anlaşılmaya yol açmamak için öncelikle Göktürklerin çoğunluğunun göçebe halk olduğunu belirtelim. Ancak yerleşik hayata geçenler, köy ve kasabalarda yaşayanlar, tarımla uğraşanlar da vardı. Tabii aynı durum Göktürk İl sınırları dışında yaşayan Türkler için de geçerli.

Göktürkler dönemi Türk yörükleri bazı tepeler ve kışlaklar arasında göç etmişlerdir. Yenilgiden sonra vatanlarından sürülmemiş olsalardı bu yaylaları ve kışlama yerlerini terk etmezlerdi. Göktürk döneminde müstahkem yerleşim yerleri daha çok hükümdar, maiyeti ve orduya ayrılmıştı. Yerleşim yerlerinden bazıları, ticaret yolları üzerinde Soğdlular tarafından kurulan güvenlik ve ikmal karakollarından oluşuyordu. Tarım havzalarında ortaya çıkan feodal beylerin çiftlikleri üzerine kurulan bu kale benzeri yerleşim birimlerinin yanı sıra önemli bir yerleşim grubu olarak karşımıza çıkmaktadır. Halkın çoğu çadırların altında ve surların dışında yaşıyor ve savaş durumu dışında çadırlara sığınmıyordu.

Türklere ait alanlarda arkeolojik araştırmalar VII. On dokuzuncu yüzyıldan itibaren şehirlerin ve kasabaların giderek artmaya başladığı görülmektedir. Sekizinci. Yüzyılın ortalarından itibaren İslamiyet’in Türkler arasında hızla yayılması bu gelişmeyi hızlandırmış ve Türk bölgelerinde irili ufaklı pek çok kasaba ortaya çıkmıştır. İslam’ın artan şehirleşme etkilerine rağmen, sonraki yüzyıllarda bile çok sayıda Türk göçebe olmaya devam etti.

Türklerde göçebeliğin uzun ömürlü olmasını sağlayan çeşitli etkenler arasında şehirli olmasının yanı sıra göçerliği devam ettirmek için bilinçli çabalara yer vardır. Örneğin; Bakan Tunyukuk, “Biz yüzde bir Çinliyiz. Şehir kurup orada yaşarsak düşman bizi yerle bir eder. Ancak eski hayatımıza devam edersek zayıf olduğumuzda geri çekilir, zayıfladığımızda ileri gideriz” dedi. Biz güçlüyüz.” o diyor. Şehirleşmenin yüksek bir hıza ulaştığı Karahanlılar döneminde Karahanlı hükümdarlarının savaşma özelliklerini kaybetmemek için bazı Türkler tarafından kaçışlarının korunmasına özel bir önem verdikleri bilinmektedir.

Gerçekten de, genellikle büyükbaş hayvanla yaşayan, hayvanlarıyla sürekli hareket eden, sürekli yaşam alanını değiştiren ve yeni topraklara yayılan, keşifçi bir ulusun yerleşip şehirler kurmasını beklemenin bir anlamı olmasa gerek.

Kente adını eski Türkler (Göktürkler, Uygurlar) vermiştir. Daha sonra bu kelimenin balık şeklinde de söylendiği fark edilmiştir. On birinci. 16. yüzyılda Karahanlılar ve Oğuz Türklerinin balık kelimesi yerine cins (şehir) kelimesini kullandıkları belirtilmektedir. Kind kelimesi Soğdca yazılmış ve bu dilden Türkçeye çevrilmiştir. Şimdi Türklerin tarih sahnesine çıktıktan sonra Müslüman olana kadar yoğun olarak yaşadıkları bölgelere göre şehircilik adına neler ürettiklerini incelemeye çalışalım.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın