Türkçede soyut kavramlar genellikle belirli nesnelerden oluştuğu için somut bir nesnenin farklı sıfatları zamanla farklı kavramlara dönüşebilmektedir. Bu duruma dilbilimde “çok anlamlılık” denir. Örneğin, “göz” kelimesi hem görme organımız hem de bir şifonyerin çekmecesi anlamına gelebilir. Bu kullanım hemen hemen tüm doğal dillerde bulunur.
Çok anlamlılığın oluşumu, insanların genellikle benzer niteliklere ve işlev bakımından yakınlığa sahip şeyler arasında ilişkiler kurması, göstergenin yansıttığı ilk kavramın yanı sıra başka bir nesneyi ifade etmesini ve daha net ve canlı olma eğiliminde olması sonucu oluşur. . kolay ifade Örneğin “dil” kelimesi eskiden sadece ağzımızdaki tat alma organını anlatmak için kullanılırken, günümüzde “konuşma yeteneği”, “toplum tarafından bir iletişim aracı”, “şekildeki şeyler” gibi farklı anlamlar kazanmıştır. bir dil” ve “denize uzanan dar ve alçak bir kara.”
Çok anlamlılık ayrıca dilin çağını da vurgular. Göktürkçe “oturmak” anlamına gelen “olurmak” (BK-D:3) sözcüğü aynı zamanda “han olmak, tahta çıkmak” anlamlarına da gelir. Bu nedenle, bu kelimenin birçok anlamı vardır. Bir kelimenin birden fazla anlam kazanması için asıl anlamından uzaklaşıp yeni bir anlam kazanması uzun zaman alır. Bu nedenle Göktürk’te çok anlamlı kelimelerin oluşabilmesi için Türk dilinin Göktürklerden en az 1000 yıl önce var olması gerekir diyerek Türk dilinin yaşı hakkında çıkarımlarda bulunmak mümkündür.
Çok anlamlılık genellikle vücudun bir kısmına veya organlarımıza atıfta bulunan kelimeler ‘çağrışım’ kazandığında ortaya çıkar. “Baş, burun, dirsek, parmak, kol, karın, sırt” gibi kelimeler gerçek anlamlarının yanında anlam kazanan çok anlamlı kullanımlara örnek olarak verilebilir.
Yavuz Tanır
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]