Tipografi, forma göre yazmak demektir. Sözcüklerin sanat olarak kullanılmasıdır.
Yazı tipi, satır uzunluğu, satır aralığı, punto boyutu ve benzeri faktörlerin kombinasyonları ile elde edilir.
Bugün bir kitabın sayfasında ya da bir ekranda gördüğümüz kelimelerin sanatsal değeri üzerinde çokça düşünülür. Aslında her harfin, her kelimenin, her noktanın ve hatta her karakterin arasındaki boşluk, tıpkı bir sanatçının duyguyu bir fırça darbesiyle aktarması gibi, belli bir duyguyu ve ruh halini göstermek içindir.
Bir sanat formu olarak yazılı kelime yeni bir kavram değildir. Hat sanatının geçmişi Asya’da 6.000 yıl öncesine, Batı’da ise antik Yunanistan ve Roma’ya kadar uzanır. İlk baskının kalıntıları MÖ 1800 civarında Girit adasındaki Minos uygarlığında bulundu. 1908’de arkeologlar, Phaistos Tableti olarak adlandırılan Minos uygarlığına ait, çoğu birbirine benzeyen birçok sembol içeren bir kil yazıt buldular. Bu gravürü yapmak için kullanılan teknik, Orta Çağ’a kadar çözülmedi. Phaistos Tabletinin benzer tuğlaların yumuşak kile preslenmesiyle yapıldığına inanılıyor, böylece tutarlı semboller ve karakterler üretiliyor.
Onuncu ve on ikinci yüzyıllar arasında, Avrupa’da ve Bizans İmparatorluğu’nda hazır tuğla kullanarak benzer yazılar yaratma çalışmaları gelişmeye başladı. Bu sayede katipler tutarlı eserler yazma imkânı bulmuşlardır. Zaman alıcı yöntem, toptan satış işinin üretimini sınırladı.
1440 civarında, Alman bir demirci ve sarraf olan Johannes Gutenberg, devrim niteliğinde bir icat geliştirdi. Geliştirdiği bir baskı makinesidir. Bu makine, basılana göre yeniden düzenlenebilen sayfalara ayrı ayrı harf kalıplarının basılmasını içeren “taşınabilir yazı” konsepti üzerinde çalıştı. Bu buluş ilk matbaa makinesi olmasa da emsallerinden daha verimliydi ve günde 3.000 sayfadan fazla baskı yapabiliyordu. Bunun matbaa dünyası üzerinde derin bir etkisi oldu. Gutenberg’in makinesinin yardımıyla tarihte ilk kez İncil’in nüshaları seri olarak basılmaya başlandı ve daha önce sadece din adamlarının ve aristokratların erişebildiği metinlere herkesin kolayca ulaşması sağlandı. Yayınlanan eserler sadece dini metinlerle sınırlı kalmamış, şiir ve felsefe zamanla Avrupa’da yayılmaya başlamıştır. Bununla birlikte, okuryazarlık oranı üzerindeki etkisi bariz bir şekilde artmıştır. Yeni fikir ve kavramların ortaya çıkmasına, bunların etkili ve hızlı bir şekilde geniş kitlelere ulaşmasına ve ayrıca Protestan Reformu’na yol açtı. Avrupa’da üst ve alt sınıf vatandaşlar arasındaki uçurumun kapanmasına katkıda bulundu.
İçindekiler
baskı elemanları
Bir sayfaya “glif” adı verilen yazı karakterlerini veya sembolleri yerleştirirken, nihai ürünün görsel güzelliğini birkaç faktör belirler:
Yazı tipi: Genellikle “yazı tipi” terimi olarak kullanılan bu terim, aslında her biri kendi ağırlığına, genişliğine, eğimine ve diğer özelliklere sahip bir dizi yazı tipidir. En yaygın örnekler Helvetica ve Times New Roman’dır, Helvetica Neue 75 Bold gibi alt kümeler ise yazı tipleridir.
Font rengi: Geleneksel renk anlayışının aksine tipografide font rengi terimi, sayfadaki beyaz boşluk ile harflerin koyuluğu veya açıklığı arasındaki dengeyi ifade eder.
Aralık: Tipografide yazı tipleri arasındaki boşluk, genellikle yazı tipleri kadar önemlidir. Karakter boşlukları, kelime boşlukları ve satır arası boşluklar gibi boşluk türleri vardır. Tasarımcı, bu tür alanlarda ayarlamalar yaparak okuyucunun yazılan metni kolayca okuma ve anlama becerisini etkileyebilir.
Tipografide uzmanlaşmış kişilere baskı tasarımcıları denir. daktilocular Grafik tasarım, reklamcılık ve web tasarımı gibi görsel mesajlaşmanın baskın olduğu iş kollarında çalışırlar.
kaynak:
Grzymkowski, E. (2019). “Art 101” Say Yayınları.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Tipografi
yazar: Gizem Sidim
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]