Tenafür, bir kelime veya kelime grubundaki seslerin telaffuz açısından birbirine uymayarak hoş olmayan bir izlenim yaratmasıdır. Bu sözlere “itiraf” denir. Bazı seslerin birbirine yakınlığı artikülasyon güçlüğüne neden olur ve kulağa hoş gelmez. Böyle durumlarda dil bazen sebatı önlemek için önlem alır. Örneğin “küçük, küçük, büyük” gibi kelimeler küçültme eki aldığında “küçük, küçük, büyük” olur.
“Biraz” ve “yalnızca” yerine “biraz” demek, tezahürata karşı kişinin kendi kendine aldığı bir dil önlemidir. “z, s, ş, j, c, ç” gibi seslerin art arda gelmesi bu sesler arasındaki dil olan tenafür’ü oluşturur, sesli harf türeterek birbirinin yerine geçmesini engeller. Yeni türetilen “kelime” kelimesinde tenasur vardır çünkü “z, c” sesleri arka arkaya gelir. Özellikle “Bana bir kelime söyler misin?” “Bana bir söz ayırır mısın?” Cümlede “kelime” yerine “kelime” kullanılması. Çağrılırsa, tam bir itme gerçekleşir.
Dil, bazen kulağa çarpan sesleri manada olumsuz sözcüklere ayırarak ses ve anlam arasında bir tür uyum oluşturur. Örneğin, kulakta geri döndüğünde gıcırdayan “p, t” sesleri genellikle hoş olmayan bir anlamı olan kelimelerde bulunur: başıboş, paçavra, başlık. Bu nedenle “iş” gibi çok pozitif anlamlı bir kavram yerine “iş” demenin çağrışımı vardır.
Zıt anlamlılara bazı örnekler verelim: nötr, koşullu, koşullu, bilinçli, batılı, öncelik, biçimsel sıfat.
Yan anlam sadece bir kelimede değil, arka arkaya gelen kelimelerde de bulunabilir: Fikr ü mekr ü zikr ü herk, barometre, Istaş geçidi, bu şekilde çalışma, çok şaşırtıcı olacaktır.
Çocuklar arasında anlatılan safsatalar, ezberden okumanın en uç örnekleridir: Kireçlenmiş bir dalın üzerinde bir kartal süzülür; Üç komposto tabağı.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]