Tekahül Ana Arif Sanatı, Cehalet Örnekleri, Tekahül Ana Arif Edebiyat Sanatı, Belagat | YerelHaberler

Anlamda incelik yaratmak için, bilinen bir gerçeği sanki bilmiyormuş gibi aktarmalıdır. Bilinen bir gerçeği sanki bilmiyormuşsunuz gibi fıkraya dayanarak anlatmaktır. Şairin çok iyi bildiği bir şeyi bilmiyormuş gibi yaparak anlam inceliği ya da şaka yaratması bilmeye çağrılır.

– Su yandı mı, mermer neden bronz gibi görünüyor? / Taşın sert olduğunu çok geç anladım.
-Gökyüzü başka bir renge büründü / Sular insanı boğar, ateşler.
– Bana meydan okuyan sizler misiniz, / Taşlarla bağıran dağlar mısınız?
Saçların dalgalı, boyattın mı? / Artık gelmiyorsun, beni gücendiriyor musun?
– İçimde kar donar, buz tutuşur, / Ateş mi kar mı bilemem.

Göz görmüş gönül sevmiş seni yüzüm / Kurban olayım günahım bunda

Nahif

Ah, Nedime’yle bir sahne duyduk, / Yalnızlığa vardığında, Göksu’ya bir işaret var.

Hizmetkar

Yukarıdaki mısralarda şairler yaşadıkları olayları bilmiyorlarmış gibi soru ile Arif’i yok sayma sanatını icra etmişlerdir.

Diğer örnekler:

Yılın ilk karı
Günler kısalıyor
Ölülerimiz soğuk mu? “

Son mısrada şair ölülerin üşümediğini bilmesine rağmen bu durumu görmezden gelerek soruyu istismar eder.

EX: “Kelimeyi yazıp diğer elbisede kaldım, / Sözün bûse miydi, vuslat mıydı, unuttum neydi”

Bilinmeyen kelimeler: söz ver: her şeyi vaat et, BUSE; KISS, VUSLAT: kavuşma
Yorum: Şair, sevgilisinin ona öpücük mü yoksa pusula mı vaat ettiğini unuttuğunu söyleyerek bildiği bir gerçeği görmezden gelir.

Örnek: “Ah Nadima, bir sahne duyduk.

Bilinmeyen kelimeler: ŞÛH: deli, ikinci: gizlice, işaret: ye ve iç
Açıklama : Bu klipte sevgilisiyle Göksu’ya giden Nadim, başkasından duyunca söyleyen de Nadim’dir.

EX: “Ab-i gundur, sedirin rengini bilmem – ben devvar,
Ey şezlong – Gözümden ortam olan suyu döktüm”

(Dönen kubbenin “gökyüzü” kendi kendine mi renkleniyor, yoksa gökyüzünü gözyaşlarım mı kaplıyor bilmiyorum.)

Fuzuli bu pasajda gökyüzünün neden su renginde olduğunu bilmediğini belirtir ve bunun mümkün olduğunu çünkü döktüğü gözyaşlarının göğü kapladığını savunur. Bir şairin gökyüzünün neden suyla renklendiğini bilmemesi doğal olarak imkansızdır. Ama bu şekilde ne kadar ağladığını ve çok gözyaşı döktüğünü mizahi bir şekilde ifade ediyor. Bu beytte tecâhül-i ârifin mübalağası vardır.

Aşağıdaki örneklere göz atın

– Göz kalp gördü seni seviyorum yüzüm
Kurbanın olabilir miyim? Bunda benim hatam var.

– Dün gece orada değildi / Bu dağ buraya nasıl geldi?

– çördük, ceviz ve karabuğday
Gidip gölgelerinin orada olup olmadığına bakın.

– Şakaklarımda kar mı var?
Aman Tanrım şu çizgili yüz?

– Su yandı mı, mermer neden bronz gibi görünüyor?

– arzu dolu, hayat dolu,
Fotoğrafları tutarken bu eller uyuyor muydu?

– su insanı boğar, ateş yakar,
Her gün sorun yaratır,
İnsan o yaşa gelince anlar.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın