1929’da İstanbul Daralfonon Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. 1932-1936 yılları arasında Berlin ve Breslau Üniversitelerinde Osmanlı Türkçesi doktorasını yaptı. Döndüğü yıl Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ne Türkçe Doçenti olarak atandı. 1943’te Bingöl Milletvekili seçildi. 1948-1950 yılları arasında Milli Eğitim Bakanı olarak görev yaptı. 1955-1958 yılları arasında Londra Üniversitesi’nde karşılaştırmalı Türk dilleri okudu. 1959-1961 yılları arasında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde öğretmenlik mesleğini sürdürdü.
1961’de Cumhuriyet Halk Partisi’ne seçildi. Edirne Senatosu üyeliğine devam etti (15 Ekim 1961 – 2 Haziran 1968). 1960-1963 yıllarında Türk Dil Kurumu Başkanlığı yaptı. İsmet İnönü’nün “merkez sol” politikasına karşı çıkarak CHP’den ayrıldı. 1966’da YTP’ye geçti ve bu partinin genel başkanı oldu.1973 seçimlerinden sonra siyasi hayattan çekildi.Evli ve üç çocuk babasıydı.
1904 yılında Yunanistan sınırları içinde kalan Drama’da doğdu. Tiyatronun ileri gelenlerinden merhum Ahmed Cevdet Efendi ile merhum Rokaya Hanım’ın oğludur. Fazıl Salih’in ağabeyi Tahsin Pangugülleri, Zeliha Serdaroğlu, Nezih Onbaşıoğlu, Badra Gök. Ortaöğrenimini İstanbul Erkek Lisesi’nde, yükseköğrenimini İÜ Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı. Sonra öğretmen olarak işe alındı. Bir süre sonra Almanya’ya gitti. DTCF Türkçe Doçentliğine atandı.
1948-1950 yılları arasında Milli Eğitim Bakanı, 1943-1950 yılları arasında Bingöl Milletvekili, 1961-1968 yılları arasında Edirne Senatörü olarak görev yaptı. 1955-1959 yılları arasında Londra Üniversitesi’nde ders verdi. 1966’da Yeni Türkiye Partisi’nin (YTP) genel başkanlığına seçildi. 1960-1963’te Türk Dil Kurumu (TDK) başkanlığını yaptı. Çalışmalarıyla Türk dilinin kurallarının belirlenmesine ve sorunlarının çözümüne katkıda bulunmuştur. 1989 yılında İstanbul’da öldü.
İçindekiler
o çalışıyor:
– Ana hatlarıyla Türkçe dilbilgisi / Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
– Türkçe Dilbilgisi / TDK Yayınları
– Dil bahisleri / Kubbealtı yayınları
– Sühel ve Nevbhar (Leipzig, 1938)
– Türkçe, devlet dili (1945)
– Türkçe Dilbilgisi (1951)
fonoloji (1959)
– Çocuk Katliamı (1965)
– Kendimize geleceğiz
Bangoglou’yu geliştirmeyi unuttuk mu?
Bugün Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin yönetici ve yazarlarından rahatsız olan şair, yazar ve senarist Ömer Lütfi Mitty kardeşimizi ziyarete giderken yazarımız şairimiz Olcay Yazıcı ile takılmak istedim. . . Aramızda şu konuşma geçti:
– Olcay Bey, Tahsin Bangoğlu’nu sevdiğini sanıyordum ama hocayı unuttun galiba?
Biraz öfkeyle cevap verdi.
Neden bu konuda bir makale yazmıyorsun?
– Onun için bir kitap yazdım ve onun hakkında bir kitap yazan ilk kişi olabilirim.
– Ama şu anda ölümünün yirminci yıl dönümünü kutluyoruz, sizden bir mektup bekliyoruz.
– Hepsi bu kadar mı … Hey, hadi günler. 20 yıl ne çabuk geçti.
Evet Olcay Bey, 2001 yılında yaşadığımız eğitim ve kültür dramı / Kendimiz olmayı nasıl bıraktık? Güzel bir iş ilanı ver. Kitap sanırım Marifet Yayınları tarafından basılmış. Yazıgi, bu çalışmasında Tahsin Bangoğlu ile yaptığı görüşmeleri ve Hac’ın fikirlerini birleştirdi. A.D. olarak kabul edilir Dr. Tahsin Bangoğlu’nun hatıralarından yola çıkan kitap, Cumhuriyet tarihinin eğitim ve kültür politikasını ele alıyor. İsmet İnönü döneminde Milli Eğitim Bakanı olarak görev yapan Bangoğlu, siyaset ve akademi dünyası ile temasa geçtiği anılarında yaşadıklarını çarpıcı bir şekilde dile getiriyor. “Kimliği” olan bir ülkenin, kendisi olmayan “karmakarışık bir toplum”a nasıl dönüştüğünün canlı tanığı olan Banguoğlu, anılarıyla yaklaşık asırlık bir süreci siyasi ve toplumsal olarak ciddi bir sorgulamaya tabi tutuyor.
Bu kitabın var olmadığına ve yeniden basılmadığına inanıyorum. 1985 yılında Bangoğlu’na gittik. Kendisiyle Olcay Bey röportaj yaptı. 81 yaşındaki Hoca, Vaniköy’deki konağında oturuyordu. Denize bakan bir saraydı. O “son Osmanlılardan” biriydi ve bizi büyük bir nezaketle karşıladı. Çayımı yudumlarken Boğaz’ın eşsiz güzelliğini seyrediyor Olcay Bey’in sorularını ve Hoca’nın cevaplarını dinliyordum. Tabii konu kültür hayatımız ve uygarlık meselelerimiz, özellikle de Türkçe dilimiz…
Tam 20 yıl geçti. Dönüm noktasını 3 Mart 1989’da kaybettik. O zamandan beri bu konuda büyük bir anma toplantısı yapıldığını sanmıyorum. Peki, yazılan makale mi, belki bazı makaleler, hepsi bu. Herhangi bir edebi sanat dergisinin ona adanmış özel bir sayısını hatırlamıyorum. Ancak zaman zaman büyüyen ve asileşen Nisyan Defteri’nin sayfalarından birinde unuttuğumuz müstesna simalardan biri de Tahsin Bangoğlu’ydu.
Büyükler bilir ama ben gençler için kısa bir biyografi vermek istiyorum.
Tahsin Bangoğlu, rahmetli Ahmet Cevdet Efendi’nin kardeşi ve merhum Rokiye Hanım’ın o zamanlar hudutlarımız içinde olan ama şimdi maalesef Yunanistan’da bulunan oğulları Fazl Salih, Zeliha Serdaroğlu, Nezieh Onbacıoğlu ve Bedra Gök’tür. 1904 yılında dramada doğdu. 1926’da İstanbul Arkek Lisesi’nden mezun oldu. 1930’da İstanbul Daralfon Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Bir süre Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nde öğretmenlik yaptıktan sonra Berlin Üniversitesi’nde doktorasını yaptı. 1932-1936 yılları arasında Breslau. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Türkçe Doçenti olarak çalıştı. Sonra profesör oldu.
Tahsin Bangoğlu dil öğretmeniydi ama siyasetle de ilgileniyordu. 10 Haziran 1948-22 Mayıs 1950 tarihleri arasında Milli Eğitim Bakanı olarak görev yaptı. 1943-1950 yılları arasında CHP milletvekili oldu. 1961-1968 yılları arasında Edirne eyaleti Senato üyeliğine seçildi. 1966’da CHP’den ihraç edilince YTP’ye katıldı ve o partinin genel başkanı oldu. 1960-1963 yılları arasında Türk Dil Kurumu Başkanlığı yaptı. Halk Meclisi’ne başkanlık etti (1963-1966). 1971’de siyasi hayattan emekli oldu ve kendini tamamen Türkçe ilmi çalışmalara adadı. 1985 yılında Bekir Steki Sezgin ile birlikte Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü’ne layık görüldü. 3 Mart 1989’da İstanbul’da öldü.
O çok samimiydi. Akıl hocası Willy Banga’ya olan bağlılığı ve babasının samimiyeti ve vizyonu nedeniyle Bangoglou takma adını aldı. Yazılarında zaman zaman Dermend’in adını kullanmıştır.
Türk diline çok önemli katkılarda bulunan Bangoğlu, okullardan kaldırılan gramer derslerini yeniden programlamak için bir gramer kitabı yazdı. 1940 yılında yazılan en iyi gramer kitabı ona aittir. Ana hatlarıyla Türk Dilbilgisi adını taşıyan bu eser daha sonra zenginleştirilerek 1974 yılında Türkçe Dilbilgisi son adıyla yeniden basılmıştır.
Bunların dışında diğer eserleri Sühail ve Nifbahar (Leipzig, 1938), Türk Devlet Dili (1945), Türk Dilbilgisi (1951), Ses Bilgisi (1959) ve Çocukların Katliamı (1965)’dır. O dönemde Derya Dağıtım’ın başında bulunan Ebubekir Erdem, hoca için yazdığı son deneme yazısını 1985 yılında yayımladı. Çeşitli konularda denemelerin yer aldığı bu eserin adı ilginç geldi: Kendimize geleceğiz.
Altan Deliorman, Osman Sertkaya ve Ertuğrul Düzdağ, Bangoğlu’nun gelişmesiyle ilgili yazılar yayınladı.
Yazılar ve mektuplar saklıdır
Aslında Tahsin Bangoğlu’nun birçok işletmesi var. Kubbealtı Kültür Sanat Akademisi Vakfı (eski adıyla Kubbealtı Derneği) ve Türk Edebiyatı Vakfı’nda yaptığı konuşmalar bulunmaktadır. Böyle bir konuşma, Türk Edebiyatı Vakfı’nın Konuşan Devler adlı kitabında yayınlandı. Tahsin Bangoğlu, kitapta söylemlerine yer verilen on kültür adamından biridir. Bu söyleminde Hac, dil, kültür, edebiyat ve siyaset hakkındaki düşüncelerini ortaya koymaktadır. Sohbete bazen Ahmet Kabakli ve Niyazi Yıldırım Genkosmanoğlu gibi önemli yazar ve şairler de katılır.
Kubbealtı Vakfı’na gidenler giriş kapısının önündeki Misalli Büyük Türkçe Sözlüğü’nün büyük tanıtım panosunda Tahsin Bangoğlu’nun fotoğrafını görürler. Çünkü Banguoğlu, ilk 11 kişilik danışma kurulunda da yer alıyor. Kubbealtı, 1987 yılında Türkçeye büyük hizmetlerde bulunan ve çeşitli yazılarını Dil Bahsi adıyla yayınlayan Tahsin Bangoğlu’nu da unutmadı. Eserde ciddi bir âlimin 55 yıllık bir emeğin ürünü olan dağınık yazıları bir araya toplanmış ve bu derinlikteki ilmî yazılar kültür hayatının istifadesine sunulmuştur. Bu eserinde Hacca diyor ki, “Ben ilmi çalışmalarım ve talebelerim ile övünebilirim. Fakat ben ve dil mücadelesinde temsil ettiğim ilim yenildik. Bu yazılarımı okuyanlar, müdahele eden aydınların ne kadar yalan söylediğini öğreneceklerdir.” Bu ülkede yaşadığımız zamanlarda bize refah ve fayda yolunda söyleyebilir.” “.
374 sayfalık bir eserdir. Kitabın başında edebiyat tarihi ile ilgili birkaç deneme yer alıyor. Sonra “dil bahisleri” gelir. Girişte yazar, Türk dilinin doğal seyrinde nasıl değiştiğini ve Türk milletini nasıl etkilediğini anlatmakta ve zorla müdahaleye gerek olmadığını vurgulamaktadır. Son satırlarında eserin oluşmasında emeği geçen Kubbealtı ve Sait Başer’e teşekkür etmeyi ihmal etmiyor.
Tahsin Bangoğlu bir dil araştırmacısıydı. O, Türk dilimizin yetkin, seçkin ve derin bir alimi idi. Dil Bahsi ve diğer tüm eserleri yeniden basılmalı ve yeniden okunmalıdır. Günümüzde de bu işletmelere büyük ihtiyaç duyulmaktadır. Yayınlanmamış yazıları bile dergi ve gazete köşelerinden derlenip yeni kitap olarak yayınlanmalıdır. Bu görev kısmen üniversitelerimizin yeni Türkçe bölümlerine düşüyor. Bu makaleleri tez konusu olarak toplayan öğrenciler dilimize büyük bir hizmet etmiş olacaklardır. Umarız tezleri daha sonraki bir tarihte kitap olarak yayımlanma imkânına kavuşur.
Gerçek dünyaya, Ölümsüzler Diyarı’na göç edeli tam 20 yıl olmuştu. Ömrünü Türkçeye adadı. Peki biz ona ne yaptık? Neredeyse hiçbir şey… Üniversitelerimizde onun düşünceleri, hayatı, eserleri hakkında bilmem kaç tane tez hazırlandı. Olcay Yazıcı dışında hakkında bir kitap ne gördüm ne de duydum. Ama Tahsin Bangoğlu bu ilgisizliği asla haketmedi. Bir kaybın geri döndüğü her yerde, bu bir kazançtır. Bu nedenle dil severler, özellikle de Türkçeyi sevenler, bu değerli âlime dönüp eserlerini bir kez daha okumalıdır. Bu eserleri bilim, edebiyat ve kültür dünyasına tanıtmak siz değerli yayınevlerimizin görevidir. Umutla ve özlemle bekliyoruz.
Bu vesileyle, kalbi vatan sevgisiyle dolu, saygın bir insan, değerli bir alim, samimi bir aydın olan Tahsin Bangoğlu’nu vefatının yirminci yılında rahmet, minnet ve minnetle anıyoruz.
Mohamed Nuri Yardım
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]