Sorgulamada işkence ve şiddet uygulama yöntemlerinin tarihi, ilk devlet ve dini kuruluşlara kadar uzanmaktadır. Bu yazımızda farklı zamanlarda ve ülkelerde kullanılan en popüler işkence araçlarından biri olan strapadoyu bugün bile farklı versiyonlarda tanıtmaya çalışacağız. Strapado Latince bir kelimedir. Bu aletin doğum tarihi, insanlık tarihinin en karanlık ve zulüm, işkence ve hurafelerle lekelenmiş utanç verici bir belgesi olan Orta Çağ’dır. Bu çağ sadece yaşadığımız zaman değil; Bugüne kadar ayakta kalan utanç verici işler ve olaylar bıraktı. Bu eserlerden biri de o zamanlar “ebedi ıstırap” tabiriyle anılan ve günümüzde farklı isimlerle anılan Strapado’dur. Orta Çağ’da cadıları, din düşmanlarını ve Kilise’ye karşı çıkanları cezalandırmak için kurulan Engizisyon’un sorgulayıcıları tarafından geliştirilen ünü, uzun yıllardır binlerce insanın kabusu olmuştur. Engizisyoncular tarafından tasarlanan strapado, zamanla geliştirilerek İtalyan beyliklerinin Malta adasındaki zindanlarda, Nazi toplama kamplarında, Vietnam Savaşı’ndaki Amerikalı mahkumların kaldığı kamplarda ve son olarak da Irak hapishanelerinde kullanıldığı kayıtlara geçmiştir. kurbanlar ve tarihsel tanıklıklar.
Tarihsel gelişimini ve kullanımını ortaya koyduktan sonra şimdi de bu aletin teknik özelliklerinden bahsedelim. Strapado, şüphelinin kelepçeli ellerinin yukarıdan arkasından sarkıtılarak gerçekleştirilen bir işkence yöntemi ve aletidir. Bu tür işkencelerde kollar arkadan bileklerden yukarıya doğru bağlandığında kollardaki ağrı inanılmazdır çünkü yarım saatten fazla asılı kalmak kollarda felç ve kalıcı his kaybına neden olur. Tarihsel kayıtlar incelendiğinde strapadonun üç farklı versiyonunun ortak kullanımda olduğu görülmektedir. İlk Strapado örnekleri sade tasarımın ürünüdür. Ellerin arkadan bağlanarak herhangi bir ağaç dalına veya direğe asılarak uygulanan bir çeşittir. Bu versiyonda yarım saatten fazla asılı kalmak kalıcı omuz hasarına, felce ve his kaybına neden olabilir. Strapadonun bu şekli İsrailli sorgucular tarafından Filistinli mahkumlara uygulandığı için “Filistin askısı” olarak adlandırılıyor ve bugün hala birçok baskıcı ülkede kullanılıyor. Ülkemizde 12 Eylül darbesinde adı en çok geçen işkence aleti oldu. Strapadosun ikinci versiyonu da birincisinin aynısıdır ancak kurban bir makara yardımıyla belli bir yüksekliğe kaldırılır ve o yükseklikten aniden düşürülerek kolların omuz deliklerinden kırılmasına neden olur. Buna squassation denir. Strabado’nun bu çeşidi daha da vahşi ve ürkütücüdür. Strapado’nun Üçüncü Sürümü, bu kategorideki en karmaşık ve kapsamlı olanıdır. Bu strapadoda, kolları bileklerinden bağlı olarak sırtından sarkıtılan kurban, kendi vücudunun ağırlığının yanı sıra ayak bileklerinden ek ağırlıklar takılarak ayaklara ek ağırlıklar bağlanır. Belli bir yüksekliğe kaldırılan kurban aniden serbest bırakıldığında ayaklarının ağırlığından dolayı çok kuvvetli bir yerçekimi ile karşılaşır. Kollar omuzlardan tamamen kırılmış, ayak bilekleri ve kalça kemikleri ağır hasar görmüştür. Bu tür strapadoda, kurbanın yaşam hakkı nadiren verilir ve bu nedenle, bu araçla sorgulanan kişilerin genellikle ölüm ve suçu kabul etmekten başka seçeneği yoktur.
kaynak:
http://sss.cnjs.jnbnpnujinf.lntwl.ru3.gsr.awhoer.net/wiki/Strappado
http://sss.lnbjg.pnfwhmnaj.lntwl.ru3.gsr.awhoer.net/web/20160416102655/
http://nnrjqnyjsxnfbym.lnhtr.ru3.gsr.awhoer.net/incoming/Index/Storja/Storja2001/05s.pdf
yazar: Erdal Oğur
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]