Sosyal Medya Algoritmaları Nasıl Yeni “Kast Sistemleri” Yaratıyor? » YerelHaberler

İnternet, başlangıçta sınırları yıkan, dünyayı birbirine bağlayan demokratik bir umut olarak görülüyordu. Ancak bugün, özellikle sosyal medya platformları, ironik bir şekilde yeni ve görünmez sosyal sınırlar inşa ediyor. Algoritmalar, bizi ilgi alanlarımıza, davranışlarımıza ve beğenilerimize göre sınıflandırarak, homojen “dijital kabileler” içine hapsediyor. Bu kabileler, geçmişin fiziksel mahallelerinden veya sosyal sınıflarından farklı olarak, dijital bir kast sistemi gibi işliyor. Peki, bu yeni sosyal örgütlenme biçimi toplumsal yapımızı, siyasi katılımımızı ve “öteki” algımızı nasıl dönüştürüyor?

Sosyal Medyada Kabileler Nasıl Oluşur? Algoritmanın “Büyücülüğü”
Platformlar (Facebook, X, TikTok, Instagram) temel bir amaç güder: Kullanıcıyı mümkün olduğunca uzun süre platformda tutmak. Bunu başarmak için, kişiselleştirilmiş bir “ilgi alanı baloncuğu” (filter bubble) yaratırlar.

Süreç Şu Şekilde İşler:

Veri Toplama: Her tıklamanız, beğeniniz, geçirdiğiniz süre, takip ettiğiniz hesaplar veri olarak kaydedilir.

Profil Çıkarımı: Algoritma, bu verilerden size dair bir “dijital kimlik” veya kabile profili çıkarır (ör: “iklim aktivisti”, “fitness tutkunu”, “siyasi muhafazakar”, “K-pop hayranı”).

İçerik Seçimi ve Sunumu: Size, bu profile en uygun, en çok etkileşim alması muhtemel içerikler sunulur. Zıt görüşler veya farklı perspektifler görünmez bir sansürle akışınızdan elenir.

Sonuç: Sürekli kendi düşüncelerinizi ve ilgi alanlarınızı onaylayan bir bilgi ekosisteminde yaşarsınız. Bu, bir “yankı odası” (echo chamber) etkisi yaratır.

Dijital Kast Sisteminin Ayırt Edici Özellikleri
Bu kabileleşme, geleneksel sosyal tabakalaşmadan farklı dinamiklere sahiptir:

Çoklu ve Geçişken Kimlikler: Bir kişi, gün içinde farklı platformlarda farklı kabilelere ait olabilir (Twitter’da “sert siyasi muhalif”, Instagram’da “lüks yaşam meraklısı”). Kastlar katı değil, akışkandır.

Gönüllü Ayrışma: Fiziksel dünyadaki sınıf veya etnik ayrışmanın aksine, burada kullanıcı bilinçli veya bilinçsiz bir seçimle kendi baloncuğunu besler. “Takip Et” ve “Takibi Bırak” butonları, dijital kast sınırlarını çizen araçlardır.

Duygusal Sermayeye Dayalı Hiyerarşi: Pierre Bourdieu’nun sosyal sermaye kavramının dijital karşılığı, “beğeni”, “paylaşım” ve “takipçi” sayısı gibi duygusal/ilgi sermayesidir. Bir kabilenin içinde bile, bu sermayeye sahip olan “influencer”lar bir üst tabakayı oluşturur.

Sosyal Sonuçlar: Kutuplaşma, Yabancılaşma ve Gerçeklik Kaybı
Bu dijital kast sisteminin toplum üzerinde üç temel etkisi vardır:

Aşırı Kutuplaşma: Karşıt görüştekiler, birbirlerinin gündelik gerçekliklerinden tamamen kopar. Örneğin, aynı toplumsal olay, iki farklı dijital kabilede tamamen zıt, kendi içinde tutarlı ama gerçekliğin bütününü yansıtmayan anlatılara dönüşür. Diyaloğun zemini kaybolur.

“Öteki”nin Şeytanlaştırılması: Baloncuğun dışındakiler, sadece farklı düşünen insanlar olarak değil, algoritmanın bize gösterdiği karikatürize, aşırı örnekler üzerinden anlaşılır. Bu, önyargıyı pekiştirir ve empatiyi imkansızlaştırır.

Kolektif Gerçekliğin Parçalanması: Toplum olarak üzerinde uzlaşabileceğimiz ortak gerçeklikler (facts) yerini, kabilelere özel algı gerçekliklerine (perceived realities) bırakır. Bu, demokratik toplumun işleyişi için ciddi bir tehdittir.

Kaçış Mümkün Mü? Dijital Okuryazarlık ve Algoritmik Farkındalık
Tamamen kaçmak zor olsa da, bu sistemin farkında olmak ve etkilerini yumuşatmak mümkün:

Algoritmik Farkındalık Geliştirmek: Gördüğümüz içeriğin, bize özel bir seçimin sonucu olduğunu, nesnel bir “gündem” olmadığını hatırlamak.

Kasıtlı Çeşitlilik: Kasıtlı olarak farklı görüşte, farklı ilgi alanlarına sahip hesapları takip etmek ve kendi baloncuğumuzu kendi ellerimizle genişletmek.

Platform Dışı Kaynaklar: Haber ve bilgi almak için, algoritmik akışlara tamamen bel bağlamak yerine, tarafsız gazeteciliği hedefleyen, çeşitli kaynaklara başvurmak.

Sosyal Medya Diyeti: Dijital kabilelerde geçirilen süreyi sınırlamak ve gerçek dünyadaki, yüzyüze, çok katmanlı sosyal etkileşimlere zaman ayırmak.

Sonuç: Bağlanmanın Paradoksu
Sosyal medya, tarihte benzeri görülmemiş ölçekte bağlantı vaat etti. Ancak bu bağlantı, genellikle benzerler arasında kurulduğu için, paradoksal bir şekilde toplumsal ayrışmanın da tarihte benzeri görülmemiş incelikli ve etkili bir aracına dönüştü. Dijital kabileler, konforlu bir yankı odası sunarken, toplumsal dokunun sağlığı için gerekli olan çatışma, diyalog ve sentez süreçlerini zayıflatıyor. Bu yeni kast sisteminde “öteki” artır komşumuz değil, algoritmanın bize göstermediği, dolayısıyla kolayca görünmez kılınan bir hayalettir. Gerçek demokrasi, bu hayaletlerle yeniden konuşabilmeyi gerektirir.

Kaynakça:

Rainie, L., & Wellman, B. (2012). Networked: The New Social Operating System. MIT Press.
McLuhan, M. (1964). Understanding Media: The Extensions of Man. McGraw-Hill.
Türkiye İnternet Dizini Raporları. (2023). Sosyal Medya Kullanım Eğilimleri. https://tid.tr/
Pew Research Center. (2021). Social Media Use in 2021. https://www.pewresearch.org/internet/2021/04/07/social-media-use-in-2021/

Yazar: Mesut KESKİNKILINÇ

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın