siyanür nedir? Siyanürlü altın aramanın zararları nelerdir? ” YerelHaberler

Kimyasal anlamda siyanür, bir karbon ve bu karbona bağlı üç nitrojen atomu içeren bileşiklere verilen isimdir. Siyanürün hem organik hem de inorganik formda bulunduğu bilinmektedir. Bu alanlarda endüstriyel olarak üretilen ve kullanılan siyanür de oldukça aktiftir. Siyanür, hidrokiyanik asit ve bu asitten türetilen mineral tuzlardan oluşur. Siyanürün kendisi ve türevleri zehirlidir.

Bazı bitkiler, bakteriler ve böcekler doğal olarak siyanür üretebilir. Endüstriyel anlamda, genellikle güvenli taşıma ve depolama açısından birçok sektörde üretilmekte ve kullanılmaktadır. Siyanür başta kimya sanayi olmak üzere birçok iş alanında sıklıkla kullanılmaktadır. Türkiye’de öne çıkan bir kullanım alanı, siyanürün madencilik sektöründe altın ve gümüş arama ve çıkarmada yaygın olarak kullanılmasıdır.

Madencilik sektöründe siyanürün kullanımı 1860’lı yıllara kadar dayanmaktadır. Bu sektörde özellikle altın ve gümüş üretiminde kullanılan siyanür kapalı devre sistemlerde kullanılabilmektedir. Madencilik sektörü şirketleri siyanür kullandıktan sonra o bölgeden atıkların uzaklaştırılmasının mümkün olduğunu söyleseler de altının çıkarıldığı her toprak ve bölgenin içme suyuna siyanürün karıştığı yadsınamaz bir gerçektir. Madencilikte, diğer tüm madencilik işlemlerinden sonra üretilen ürünlerin aksine, özellikle altın üretiminde, cevherden daha fazla atık ortaya çıkıyor. Altın üretimi sonrasında ortaya çıkan ağır atıklar doğaya ve insanlara zararlıdır. Yüksek konsantrasyonlu siyanür, şirketlerin savunduğunun aksine toprak ve su ile kolayca karışır ve doğadan hemen kaybolmaz. Toprak ve su ile karıştığı için meyve, sebze ve içme sularından dolayı insan vücudunu da kısa sürede etkiler. Ayrıca birçok hastalığa hatta ölüme neden olur.

Siyanür kullanılarak altın elde etme yöntemi ilk kez 1867 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde kullanıldı. Ancak o dönemde bu yöntem çok pahalı olduğu için çok uzun süre kullanılmadı. 1950’li yıllarda siyanür kullanılarak altın arama ve üretim faaliyetleri yeniden denendi. Bugün dünyada altın elde etmek için en yaygın kullanılan yöntem siyanürdür. Siyanürün altının üretildiği tesise nakledilmesi, saçılması veya inversiyon olması durumunda çok sayıda negatif sekans test edilir. Yukarıda bahsedildiği gibi siyanürün havaya ve suya karışması, doğal işlem görmüş borulardan sızan siyanürün karıştığı noktada gerçekleşir. Hatta siyanürün akarsulara ve göllere karışması o sulardaki tüm canlıların ölümüne neden oluyor. Bütün bunların yanı sıra sadece su ve toprakla değil, havayla da zehir solunum yolu ile insan vücuduna girebilmektedir.

İnsan vücuduna alınan siyanür kısa sürede zehirlenmelere neden olur. Siyanürün beyni, kalbi ve akciğerleri çok hızlı etkileyebildiği bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir. Altın arama ve üretim şirketleri siyanür kullanıyorsa siyanür işleme tesisleri kurmak zorundadır. Bu arıtma tesislerinde kükürt dioksit ve siyanürü zararlı etkilerinden arındırmayı amaçlar. Bu zehir, siyanüre hava, su ve kükürt dioksit verilerek siyanüre dönüştürülür. Ancak bu teknik, çok sayıda bilim adamının gözünde hiçbir şey ifade etmiyor. Böylece siyanürün zararlı etkilerini ortadan kaldırmak şöyle dursun, sadece çeşitli toksik bileşenlere ayrışmasına izin verilmektedir.

Ne yazık ki siyanürlü altın madenciliği teknolojisinin önemli riskler taşıdığı bilinse de bugün dünyadaki altın madenciliğinin yaklaşık %80’i bu teknoloji ile gerçekleştirilmektedir. Şirketler çeşitli önlemler alsa da bu önlemler yeterli olmuyor. Ülkemizde Bergama köylülerinin köy ve ilçelerinde siyanür kullanımına karşı isyanı yıllardır gündemdedir. Benzer şekilde Kaz Dağları’nda da benzer olaylar yaşandı.

Kaynak:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Siyan%C3%BCr
http://www.jewelryturk.com/siyanurle-altin-cikarmanin-zararlari/

katip:Baran Akkök

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın