Probiyotik bakteri ve fenolik bileşenlerin etkileşimleri «YerelHaberler

Günümüzde fenolik bileşenlerin ve probiyotiklerin sağlığımız için birçok faydası olduğunu gerek bilimsel çalışmalarla gerekse bireysel olarak hayatımıza olan etkilerini gözlemleyerek söyleyebiliriz. Öncelikle fenollerin ve probiyotiklerin bileşenleri hakkında biraz bilgi verelim:

fenolik bileşenler

Sağlığımız üzerindeki başlıca olumlu etkilerinin başında antioksidan özelliğinden dolayı birçok kanser hastalığını önleyici ve iyileştirici özelliğinin bulunması gelmektedir. Ayrıca serbest radikalleri yakalayarak hücrelerdeki oksidasyonu durdururlar ve bu sayede yaşlanmayı geciktirirler. Yaban mersini, erik, böğürtlen, yeşil çay, siyah çay ve kahve gibi pek çok besin, başta polifenoller olmak üzere antioksidan bileşenler açısından oldukça zengindir.

probiyotikler

Gıda ve Tarım Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (2001) tanımına göre probiyotikler, insan sağlığına birçok faydası olduğu bilinen canlı mikroorganizmalar olarak tanımlanmaktadır. Bu mikroorganizmaların başlıca türleri Bifidobacteria ve Lactobacillus türleridir. İnsanlarda ince bağırsak bakterilerinde gelişir ve bağırsak florasındaki zararlı mikroorganizmaları yok ederek dengeyi sağlar. Probiyotiklerin irritabl barsak sendromu, alerji sorunları, bağışıklık sistemi bozuklukları gibi birçok hastalıkta düzeltici etkileri olduğu da çok sayıda bilimsel çalışma ile kanıtlanmıştır (Salminen ve ark. 1998).

Sağlığımız için bu kadar faydalı olan fenolik bileşenler ile probiyotiklerin etkileşimi ve birbirlerinin etki mekanizmasını nasıl değiştirdiği son zamanlarda sorgulanan bir konudur. Bu anlamda probiyotik bakterilerin kullanabileceği besinleri içeren ve fenolik bileşikler açısından zengin meyve suları, fonksiyonel bir probiyotik gıda olarak geliştirilebilir. Bu anlamda Lactobacillus acidophilus bakterisi incelenmiş ve 24 saatlik fermantasyondan sonra üzüm ve dut suyunda yüksek miktarlarda üreyebildiği belirlenmiştir. Ürünlerde polifenol ve antosiyanin miktarının artmasının yanı sıra bu ürünlerde gelişebileceği de kaydedildi. Üzüm ve böğürtlendeki fenolik bileşiklerin Bacillus cereus, Salmonella, Listeria, Proteus, Pseudomonas ve Yersinia gibi birçok bozulma yapıcı bakterinin büyümesini engellediği bilinmektedir (Baydar ve diğerleri, 2004). Ayrıca fenolik bileşenlerin patojenik bakterilerin büyümesini engellerken probiyotik yani laktik asit bakterileri gibi sağlığa yararlı bakterilerin büyümesini engellemediği belirlenmiştir. Bununla birlikte, ikisi arasındaki ilişkiler bugün hala araştırılmaktadır ve bu ilişkilerin polifenol tipine ve probiyotik bakteri tipine bağlı olduğu bilinmektedir.

FAO: Gıda ve Tarım Örgütü
Dünya Sağlık Örgütü: Dünya Sağlık Örgütü

Kaynak:
Salminen, S., Ouwehand, A.C. ve Isolauri, E. (1998). Probiyotik bakterilerin klinik uygulamaları. Uluslararası Süt Dergisi, 8, 563-572.

yazar:Sağbasan Buketi

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın