Dünyadaki nüfusun dağılımı çok düzensizdir. Şehirlerde bir kilometrekarelik bir alanda birkaç bin kişi yaşarken, çöllerde, kutup bölgelerinde ve tundrada birkaç bin kilometrekarelik bir alanda çok az insan yaşıyor. Nüfus dağılımı kıtalara ve ülkelere göre değişiklik göstermektedir.
nüfus dağılımını etkileyen faktörler;
Doğal faktörler
iklim
Sıcaklık ve yağış nüfus dağılımını etkileyen en önemli iklimsel faktörlerdir. Ilıman iklim kuşaklarında yeterli yağış alan yerler yoğun nüfusludur. Yağışın çok az ve sıcaklığın yüksek olduğu çöl bölgeleri, yıl boyunca sıcaklığın sıfırın altında olduğu kutup bölgeleri ve dağlık alanların ıssız olduğu bölgeler. Ülkemizde genel olarak iklim koşullarının elverişli olduğu kıyı bölgelerimiz yoğun nüfusludur.
Öte yandan, Doğu Anadolu’nun yaylaları ve iklimin soğuk olduğu diğer bölgeler seyrek nüfusludur. Ayrıca Tuz Gölü civarı ve Konya Havzası gibi kurak bölgeler seyrek nüfusludur.
Yer şekilleri
Dağın yüksekliği, eğimi ve denize göre yayılımı nüfus dağılımında etkili faktörlerdir. Yüksek rakımlı dağlık bölgeler yerleşim için uygun alanlar değildir. Dünya nüfusunun büyük bir bölümü ova ve benzeri düzlük alanlarda yaşamaktadır. Yüksek dağlık bölgelerde iklim koşullarının elverişsiz olması, tarım alanlarının sınırlı olması ve ulaşımın zor olması nedeniyle yerleşim için pek tercih edilmemektedir (Himalayalar gibi). Sadece ekvatoral bölgede, alçak yerlerde nem ve yağışın fazla olması ve bitki örtüsünün verimli olması nedeniyle yüksek yerler (yaklaşık 2000 m) alçak yerlere göre yerleşime daha uygundur.
Ülkemizde nüfusun dağılışı yaylalar, engebeli alanlar ve ovalar arasında büyük fark yaratmaktadır. Türkiye bir orta irtifa ülkesidir. Bu nedenle belli bir yürüyüşten sonra kalıcı yerleşimler olmuyor. Ülkemizde yoğun yerleşimler düz veya hafif eğimli arazilerde, özellikle verimli ovalarda bulunur.
Kuzey Yarımküre’de yer alan ülkemizde dağların güney yamaçları, yan etkisi ile daha fazla ısındığından dolayı diğer yamaçlara göre daha fazla nüfusa sahiptir.
Yurdumuzun sıradağları genellikle doğu-batı doğrultusunda uzanır. Karadeniz ve Akdeniz’de kıyıya paralel dağlar, deniz etkisinin iç kesimlere nüfuz etmesini engellediğinden, iç bölgeler daha az yağış almakta ve iç kesimler ile kıyılar arasında ulaşım zor koşullarda gerçekleşmektedir. Bu nedenle, kıyı bölgeleri iç bölgelere göre daha yoğun nüfusludur.
su kaynakları
İçme suyu temini, kamu hizmetleri, tarım ve sanayide su ihtiyacı nedeniyle, birçok yerleşim yeri genellikle su kaynaklarının yakınında kurulur. Afrika’da Nil Nehri’nin havzaları, Asya’da Ganj ve İndus Nehirleri, nüfusun ve yerleşimin yoğunlaştığı bölgelerdir.
Ülkemizde ilk yerleşim alanlarının Dicle ve Fırat nehirleri ile göller bölgesi ve çevreleri arasında olması bu duruma bir örnektir. Nehir kıyısında Adana (Seyhan), Ardahan (Kura), Amasya (Yeşilirmak), Eskişehir (Bursuk), Hatay (Asi) ve Edirne (Tunca) gibi şehirler kurulmuştur.
Ayrıca birçok şehrimiz denizcilik, turizm ve balıkçılığın da etkisiyle deniz kenarında oluşmuştur. (Trabzon, İstanbul, İzmir, Antalya gibi)
toprak özellikleri
Ülkemizde verimli topraklara ve elverişli iklim koşullarına sahip bölgeler yoğun nüfusludur. Kıyı bölgelerinde Çukurova, Silifke Ovası, Bakırçay, Gediz, Büyük Menderes, Küçük Menderes, Sakarya, Garchamba ve Bafra ovaları gibi verimli tarım bölgeleri ile yoğun nüfuslu iç kesimlerde ise Kayseri, Eskişehir, Erzurum ve Balıkesir ovaları yer alırken, uygun olmayan araziler vardır, Buhaira bölgesi gibi Touz Yerleri seyrek nüfusludur.
Bitki örtüsü
Bu yerlerdeki nüfus, verimli bitki örtüsünün toprak sürmeye ve yerleşime uygun olmadığı yerler olarak azdır. Bununla birlikte, ormanların inşaat malzemeleri, yakıt ve sanayide kullanılması nedeniyle birçok kırsal yerleşim yeri ormanların yakınında bulunmaktadır.
insan faktörleri
Tarihsel nedenler
Ülkemiz coğrafi konumu nedeniyle tarih boyunca yerleşime sahne olmuştur. Günümüz şehirlerinin ve kasabalarının çoğu eski tarihlere sahiptir. Bu yerleşim yerlerinin çoğu önemini kaybetmeden günümüze kadar büyümüştür. Örneğin İstanbul, Bursa, Edirne gibi şehirlerdeki yerleşim yerleri çok eskilere dayanmaktadır.
Sanayi, ticaret ve yer altı kaynakları
Sanayi ve yer altı kaynakları, ülkemizin bazı yerleşim alanlarının gelişmesinde etkili olmuştur. İskenderun, Karabük ve Karadeniz Ereğlisi demir çelik fabrikaları buraların gelişmesinde etkili olurken, Zonguldak’ta taşkömürü madenciliği ve Batman’da petrol çıkarımı sayesinde nüfusları hızla arttı. İstanbul, İzmir, Bursa, Gaziantep, Adana gibi şehirler de sanayi üretimlerinin yüksek olması nedeniyle ticaret merkezleridir.
taşımacılık
Günümüzde birçok yerleşim yerinin elverişli ulaşım imkanlarına sahip olması gelişme ve büyümede etkili olmuştur. Ticari faaliyetlerin gelişmesinde ulaşım önemli bir faktördür. Kıyı yerleşimleri kara, demir, hava ve deniz ulaşımı ile gelişmiş ve zamanla büyük şehirlere dönüşmüştür. İstanbul, İzmir ve Samsun gibi.
Tarım
Tarımın yoğun olduğu verimli ovalar, nüfusun yoğun olduğu alanlar olup, Tarsus, Sok, İnegöl, Rize, Bilecik, Nevşehir, Amasya gibi küçük ve orta ölçekli illerin çoğu tarım kentleridir.
turizm
Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinin kıyı kesimleri başta olmak üzere birçok yerleşim alanı turizm faaliyetlerine bağlı olarak gelişmiş ve nüfus yoğunluğu artmıştır. (Bodrum, Marmaris, Kuşadası ve Antalya gibi.)
Hakkari, Ardahan ve Kars illeri, elverişsiz iklim, engebeli arazi, yetersiz tarım alanları, ulaşım ve sanayinin gelişmemiş olması nedeniyle seyrek nüfusludur. Muğla’da iklim uygun olmasına rağmen engebeli arazi yapısı, sınırlı tarım alanları ve sanayinin az gelişmiş olması nüfusu olumsuz etkilemiştir. Ancak turizm nedeniyle Muğla’nın kıyı kesimlerindeki nüfus yoğunluğu artmıştır. Tuz Gölü çevresindeki alanlar topoğrafya açısından uygun olmakla birlikte, olumsuz iklim (özellikle yağış olmaması) ve tuzlu toprak nedeniyle tarımsal faaliyetler sınırlıdır. Bu nedenle seyrek nüfusludur. İstanbul, Bursa ve İzmir illeri elverişli iklimi, gelişmiş sanayi, ulaşım, turizm ve ticaret nedeniyle yoğun bir nüfusa sahiptir.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]