Nafi’i Nafi’i’nin en önemli özelliği şiirlerinde ahengi yani müziği kullanmayı başarmasıdır. Şiirlerinde resmettiği sahneyi, özellikle şiirlerinin Nesip Tesbib bölümlerinde kendine özgü bir ses tonu, harika bir ahenk ve şiirin içeriğine uygun bir müzikle okuyucunun karşısına çıkarmayı başarmıştır.
O sahneye uygun kelimeleri seçmedeki titizliği ve uyumu da bunda etkili olmuştur. Nitekim savaş sahnesinin çizildiği şiirde, ahenk yardımıyla kılıçların pıtırtısını, Tanrı’nın feryatlarını, uzaktan duyulan eklem seslerini hissetmek mümkündür. Bu özelliğinden dolayı Nafei, özellikle edebiyatımızda bir kaside şairi olarak ün bulmuştur. Nitekim Nadeem bu alandaki faydacı başarısını şu şekilde ifade etmiştir:
Nef’î vâdî-i kasâid’de sühan-perdâz olamaz ama gazeldeki Bakî vü Yahya gibi
Ayrıca kasideyi fihriyye ile başlatmış ve onda bir yenilik yaratmıştır. Çoğu mistik imgelerle dolu olan gazelleri, şiirlerine göre daha sade bir üslupla kaleme alınmıştır. Kaynaklar onu Mevlevî mezhebine mensup mağrur, esmer bir adam olarak göstermekte ve çok varlıklı bir kadınla evli olduğunu bildirmektedir. Türkçe ve Farsça olmak üzere iki mecmuaya sahip olan şairin Sihâm-ı Kaza adlı hiciv dergisi de bulunmaktadır. Nafi’i Türkçe divanı hazırladı.
Dîvân’da 62 kaside, 1 müseddes, Fuzîlî’ye 1 tesdis, 1 tesib-bend (Sâkî-náme), 1 mesnevî, 10 kıt’a-i kebîre, 134 gazel, 2 âyet, 6 âyet, 5 dörtlük, 18 vardır. manhajlar Eski imla (Polak 1252, İstanbul 1269, 1311) ile üç defa neşredilen Nef’ Dîvâıu’nun en güçlü yeniyazılı metni Metin Akş tarafından 8 farklı nüsha (Nef’ Divanı, Ankara 1993) karşılaştırılarak neşredilmiştir. Abdul Qadir Karahan {Diwan Naft’tan seçmeler, İstanbul 1972, 1986; Ankara 1985; Nef’î, Ankara 1986) ve Halûk İpekten (Nef’ [Hayatı-Sanatı-Eserleri], Ankara 1996) Dîvân’dan Şiirler, Çilmed. Divan Nafi’i Al-Farsi’de 16 sembol, 1 terci-bend, 1 kıt’a-i kebîre, 21 gazel ve 171 rubai bulunmaktadır.
Fars dili ve kültürüne dair faydacı bir bilgi birikimi sergilemesi açısından önemli olan divanda tasavvuf düşüncesi önemli bir yer tutmaktadır. Alegorik aşkın neredeyse hiç görülmediği eserde, şairin katı kişiliğinden kaynaklanan ıstırapları ve ruhsal bunalımları mistik düşüncelerle yoğrularak dile getirilir. Divan’ın Farsça “seknem”i, tıpkı Türkçesi gibi türünün en güzel örneklerinden biridir. Urfi ve Inveri’nin etkileri, Nafi’i’nin Farsça şiirlerinde özellikle belirgindir. Bu iki şairin yergilerinin Fars edebiyatında bilindiği gibi doğası gereği nef ile örtüşmesi ilginçtir. Ali Nihat Tarlan Farsça Divan Nafai’yi Türkçe’ye çevirmiştir (Nafai Farsça tercüme Dîvânı, İstanbul 1944), Mehmet Atalay da bu konuda doktora çalışması yapmıştır (Şair Nafai, Farsça Divan’ın baskısı ve üslubunun eleştirisi, Atatürk Üniversitesi, SBE, Erzurum 1988 (yayınlanmamış doktora tezi]).
Fars Divanı’ndaki şiirler arasında yer alan ve şair Taftul Uşak’ın adını verdiği 97. şiirin son yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda müstakil bir eser olduğu anlaşılmaktadır. Ali Nihat Tarlan tarafından çevrilen Tüftül Uşak, Fazuli’nin köpeğin soyuna atıfla, British Museum el yazması nüshası (“Nafei’s Translation of Tuftul Uşak”, İstanbul Journal of the Higher Islam Institute, No. 2, 1964, s. 185-200). Sihâm-ı Kaza, faydacı hicivler üreten ve “Hacılar” olarak anılmasına vesile olan bir dergidir. Nefşem Kazza’da babasından başlayarak sadrazamlık, vezirlik gibi önemli mevkilerde bulunan kişi ve şairlerle alay ederdi.
Beklediklerini bulamamak, işten atılmak gibi nedenlerle karşılıklı kıskançlık, çekişme ve rekabet nedeniyle devlet görevlileri ve şairlerle alay eden şiirlerin bazen ağza alınmayacak hakaretlerle dolu, bazen incelikli, sanatsal ve gerçek anlamda bir sanat ürünü olduğu görülür. zekâ. Eser, Saffet Sıtkı (Bilmen) (Nef’î ve Sihâm-ı Kaza. İstanbul 1943) ve Metin Akkuş (Nef’ ve Sihâm-ı Kaza, Ankara 1998) tarafından yayınlanmıştır.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]