Ne konuşuyor? – Tarihsel gelişimi ve temsilcileri | YerelHaberler

Dinleyicileri olup bitenler hakkında bilgilendirmek ve daha çok onları heyecanlandırmak için bir kişi tarafından yapılan uzun konuşmalara denir. Konuşmacıya hatip denir. Buradaki temel amaç, tıpkı bir konferansta olduğu gibi bilgi vermek, dinleyicileri duygulandırmak ve heyecanlandırmak. Bir dersi bir konuşmadan ayıran en önemli özellik ses yetenekleridir. Ses özelliklerinin yetersiz kullanımı, iyi bir konuşmanın konferans gibi ses çıkarmasına neden olabilir. Bunun için sesin yeteneklerinin iyi kullanılması gerekir.

konuşmanın tanımı

Nutuk (retorik/retorik): “Topluma düşünce ve duygu aşılamak amacıyla söylenen uzun, coşkulu ve güzel bir söylev, bir söylev, bir söylev.” “Bir konu hakkında topluma fikir ve inanç aşılamak için yapılan söylem; bilimsel konularda sohbet etmeye yönelik kişisel bir üslubu ve şevki vardır. Konularına göre siyasî, dinî, hukukî, törensel söylem gibi çeşitli adlar alır.”

bir gerçeğe tüm özüyle inanan bir kişinin toplumu o gerçeğe inandırmak için yürüttüğü beyin yıkama sürecini ele almak; bir fikri, bir meseleyi karşısındakine dil ustalığı ile anlatmak için belâgat sanatı; seyirci önünde bu konuşmayı yapan kişinin hatibi; Bir insan topluluğuna fikir vermek ve bir ideal aşılamak için söylenen sözlere hutbe veya hutbe denir.

Kelam, kelime manasıyla ‘söz, söz’ demekti, kelam ‘söyleme gücü’ anlamına geliyordu.Türkçede bu kelime daha çok ‘toplum aleyhine söylenen sözler, belagat’ anlamında kullanılıyor.

dinleyicileri heyecanlandırmak ve belirli bir amaca yönlendirmek; onlara bir duygu, bir fikir, bir arzu, bir ideal aşılamak; Önemli açıklamalar yapmak için dokunaklı ve coşkulu konuşmalara konuşma denir.

kelimeler; Dinleyicinin zekasına, hayal gücüne, tutkularına ve ilgi alanlarına göre hazırlanırlar. Dinleyicileri düşündürür, merak uyandırır, heyecanlandırır ve beklendiği gibi hareket etmelerini sağlar.

Konuşmasında, konuşmacıyı ve dinleyicileri yanıltmamak için acele etmeden konuşmak, dinleyene karşı iyi niyetli olmak, dinleyiciyi inandıracak şekilde doğru konuşmak, dinleyiciye verilen olgunlukla konuşmak. yaşına göre, dinleyenleri rencide edecek şekilde konuşmamak, gerekirse kendini dinleyicilerin yerine koymak, Kalıplaşmış sözler kullanmamak, abartılı konuşmamak. gibi etik önlemler

Konuşma aslında sözlü bir oluşumun ürünüdür. Ancak mektup, yazılı ve yazılı değeri varsa, yazarlık ürünü olarak da kabul edilir. Türk edebiyatındaki en güçlü (retorik = retorik) örnek Atatürk’ün “Büyük Nutuk”udur.

Retorik, insanlık tarihinin en eski sanatlarından biridir. Peygamberler ve din adamları bu sanatla insanları doğru yola çağırmışlar; Padişahlar, krallar ve liderler ordularını bu sanatla yönetirler ve savaşları kazanırlar. Vaiz olmak isteyen kişinin iyi düşünen, çok okuyan, tecrübesi çok olan, gözlemi güçlü, yaşadığı toplumu iyi tanıyan, bilgili, ileriyi gören ve dine gereken önemi veren biri olması gerekir. konuşma kuralları. Nişanlı, yüksek sesli, özgür, arkadaş canlısı ve nazik olmalıdır. Derin duygu, canlı hayat, sağlam yapı, inanç ve fikirlerde samimiyet, güçlü bir ifade tarzı bir hatibin alamet-i farikasıdır.

Vaizin dört ana amacı vardır:

Bir fikri veya konuyu açıkça ifade etmek.
* Halkı üzerlerinde iz bırakmaya ikna etmek.
* Seyirciyi harekete geçirmek.
* Seyirciyi eğlendirin.

Topluluk önünde konuşma aslında bir hazırlık konuşmasıdır. Yukarıda da tanımladığımız gibi hatip, önceden hazırlanmış konuşmayı okuyan kişidir. Bu nedenle öncelikle konuşmaya hazırlanırken dikkat edilmesi gereken noktaları dikkate almalıyız.

Konuşmayı hazırlayan kişinin konuya planlı bir şekilde katılması gerekir. Hatibin yazması ve yazması gereken bu söylev bir başlangıçtır. Hatibin yazması ve yazması gereken bu söylev bir başlangıçtır. Konuşurken yazılı metni yanında bulundurmalıdır; Ama konuşurken gazeteye çok bakmamalı. Konusuna iyi hazırlanmış hatip, kâğıda göz ucuyla baktığında, konuşmasını hatasız yapacaktır.

Dürüst konuşmak kolay değil. Büyük hatiplerin bile konularını önceden hazırlayıp yanlarında küçük notalardan yararlandıkları ve konunun o andaki uyumuna göre konuşmalarını değiştirdikleri görülmüştür. Bu nedenle konuşmacı konuşurken her zaman yazıya bağlı kalmayabilir. Konuşmanın açılış cümlesi, topluluğun dikkatini çekecek şekilde olmalıdır. İlk cümleler bile şiirsel olabilir. Fikirler iyi planlanmalı ve kullanılacak teknik iyi seçilmelidir.

Geliştirme bölümünde konu, temsil edilen ve kanıtlanmaya çalışılan her türlü belge ile açılır. Sonsöz bölümüne geçiş ise izleyicinin tansiyonunu yükselten fikirlerle soru cevap şeklinde sağlanıyor. Sonuç olarak ise konunun önemini ve toplum üzerindeki etkilerini kesin ve etkili bir dille anlatmıştır. Hatip, çalışacağı konuyu iyi savunabilmelidir. Bunun için konuşma sanatının inceliklerini ve toplum psikolojisini iyi bilmesi gerekir. Seçtiği kelime ve cümleleri en etkili şekilde kullanmalıdır. Ses tonu, jestler ve mimikler konuşmanın akışına uygun olmalıdır.

Türk Edebiyatında Söylem

Edebiyatımızda ilk söylem olarak Orhun Eski Eserlerinde Bilge Kağan Türk Milleti Söylemi olarak kabul edilmektedir. Türk edebiyatı boyunca yapılan konuşmaları iki başlık altında inceleyebiliriz.

– Siyasi söylem: Türk edebiyatında siyasi söylemin ilk örneği Orhun yazıtlarıdır. Bunlar 732’de dikilen Kül Tigin, 735’te dikilen Bilge Kağan, 720-725’te dikilen Tonyukuk yazıtlarıdır. Siyasal söyleme örnek olarak şu kişilerin konuşmalarını da verebiliriz: İttihat ve Terakki Hatibi Ömer Nagy, 1906’da Selanik’te Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin bir mitinginde Atatürk’e hitaben bir konuşma yapmıştır: “Mustafa Kemal” Arkandayız peşinden geleceğiz Ölüme ve cellatlara Ve işkence bu kararlılıktan geri dönmeyecek Hürriyet verilmez alınır alınır Zulüm ve zulüm altında inleyen bu zavallı masum milleti biz kurtaracağız ve yaşasın özgürlük ve bağımsızlık!”

Halide Adip Adıvar (1884-1964), özellikle Mondros Mütarekesi’nden sonra, İstanbul ve İzmir işgal edildiğinde, 16 Mayıs 1919’da Sultan Ahmed’in İstanbul’da düzenlediği protesto mitinginde, “Kardeş yurttaşlar! şerefle, tarihin yeni trajedisini izlerken Osmanlı bu minarelerin tepesinden göğe yükselirken, bu avlularda uzun zaman geçirmiş büyük ecdadımızın ruhlarına seslenerek alay eder, başımı kaldırırım bu görünmez ve yılmaz ruhlar ve diyorlar ki: Ben İslam’ın talihsiz bir kızıyım ve bugün pişmanım ama aynı şekilde kahramanların annesiyim. Atalarımızın ruhları önünde eğiliyor ve silahsız milletin kalbi olan bugün yeni Türkiye adına onlara sesleniyorum. bugün onlar gibi yenilmez, biz de Allah’a ve hakkımıza inanıyoruz.

Aynı şekilde;

Hamdullah Sofi Tanrıriofer (1885-1966), 30 Mayıs 1919’da Sultan II. Bütün dünyaya sesleniyorum: Köleliği tasvip etmiyoruz Yapamayız Esir olarak Türk vatanına yönelik kasti biliyor ve reddediyoruz. İstanbul ve Anadolu Türk kalacak!” Hamdullah’ın konuşmaları Sophie Tanrıver Dağ kitabında toplandı Yol 1,2 (1987).

Mehmet Emin Yurdakul, 23 Mayıs 1919’da Sultanahmet Meydanı’nda 200.000 kişiye hitap ediyordu: “Kardeşler, keşke asırların gecelerinden ve gözlerime dolan dünya mezarlarından kör olsaydım. Sokak sokak yalvarsam, Halkımın bu feci seslerini duymasaydım, Bu karanlık günleri görmezdim.Göğün şimşekleri ve yerin canavarları birleşsin ve beni kanlar içinde yere yuvarlasın da huzurunda kalmayayım. Memleketimin bu musibetine ve böyle azaplara uğramamak için.Çünkü bugün yaşanan musibetler ve musibetler çok acıdır!…”

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün 15-20 Ekim 1927’de Cumhuriyet Halk Partisi’nin II. Cumhuriyetin onuncu yıldönümünde okunan sözler önemli konuşma örnekleridir.

Süleyman Nazif de 23 Ocak ı Sani 1920 Cuma günü İstanbul Üniversitesi konferans salonunda yapılan Piere Loti günü konuşmasını Adres (1920) başlığıyla yayımlamıştır.

Reza Tevfik Büyükbaşi, Süleyman Nazif, Behçet Kemal Galar, Selim Seri Türkan, Osman Büyükbaşi gibi siyasi kimliğe sahip kişilerin siyasi söylemlerinde başarılı olduğu söylenebilir.

Bilimsel ve kültürel söylem: Öğretmenler ve öğretim görevlileri, örgün eğitim kurumlarında öğrencilere vaaz verecek şekilde ders verirler. Öğretmenler de derslerinin etkili olabilmesi için topluluk önünde konuşmanın inceliklerine başvururlar. Ayrıca kamuya açık bilimsel toplantı, sempozyum ve konferanslarda yapılan konuşmalar da bu grupta yer alır. belli bir kültürel derinliğe sahip düşünür ve sanatçıların fikirleri; Sanat ve kültür üzerine verdikleri konferanslar da söylemsel türdendir.

Fadıl Ahmed Aikat’ın Söylemleri (1934), Hamdallah Sophie Tanyufer (1885-1966), Najib Fadıl Kasakurk’un Savunması (1946), Bir Yalanın Kahramanları (1976), Yolumuz Bizim Yolumuz (1977) … Osman Yüksel Serdincici (1917) -1983).. .

Ayrıca sözlü edebiyat türlerinden olan ve konuşma metinleri açısından değerlendirilen “Nüfus” türü hakkında detaylı bilgiye “Burası” sayfasından ulaşabilirsiniz.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın