Tüp bebek tedavisinde anneden alınan tek bir yumurta etrafında babadan gelen spermler seçilir. Spermin yumurtayı döllemesi beklenir ve tüp bebek yönteminden farklı olarak ICSI’de yumurtayı döllemek için tek bir yumurtaya tek bir sperm enjekte edilir. Tüp bebekte doğal olarak döllenme beklenirken ICSI beklenmeden zorla döllenme gerçekleşir. Ayrıca ICSI hiç sperm üretemeyen babalar için de büyük umut taşıyor. Sperm sayısı ve üretimi olmayan umutsuz erkekler için, testisten sağlıklı sperm hatta tek bir sperm bulma tekniği olan Mikro TESE, ICSI için çok yeterli döllenme sağlar.
ICSI yöntemi ayrıca sperm şekli ve sayısı düşük veya %95 bozuk olan hastalarda ve anti-sperm antikorları yani erkek veya kadında döllenmeyi engelleyen bağışıklık sistemi tarafından üretilen antikorlar bulunan hastalarda da kullanılmaktadır. Klasik tüp bebek yöntemi çocuk sahibi olamayanlara, Preimplantasyon Genetik Tanı (PGD) yapılacak hastalara ve nedeni bilinmeyen kısırlığı olan kişilere uygulanmaktadır. ICSI yönteminin başarısı oldukça yüksek olmakla birlikte uzman ekibin tecrübesine bağlı olarak değişkenlik gösteren yumurta kalitesi ve sperm motilitesinin yanı sıra döllenme gibi bazı faktörler bazı hastalarda gerçekleşememektedir. Sebebi araştırıp ortadan kaldırdıktan sonra tekrar denenme şansı yüksek olan bir yöntemdir. Mikroenjeksiyon ülkemizde ilk kez 1992 yılında uygulanmıştır. Erkek kısırlığında çaresiz kalan tıp dünyasının en önemli buluşlarından biri olarak kullanılmaktadır. Bu teknik sayesinde birçok çaresiz çift başarılı bir şekilde çocuk sahibi olmuştur. Daha çok tüp bebek tedavisi görmüş ve bu şekilde çocuk sahibi olamayan çiftler için uygun olan bu teknik, yüksek başarı oranları ile dikkat çeken yöntemlerden biridir. Yani bu yöntemin ana prensibi spermin yumurta içerisine enjekte edilmesi prensibidir. ICSI tüp bebek yönteminden ayıran en büyük avantajı döllenme yöntemindeki farklılıktır.
ICSI yöntemi, IVF’den daha yüksek bir başarı şansı verir. Bu yöntem aynı zamanda özellikle yüksek kaliteli yumurta rezervi gerektirir, ancak bu yöntemin başarı şansı yüksek görünmektedir. Başarı oranı %50 ile %80 arasında değişmektedir.
yazar: Anais Ecker
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]