Mektup, bir haber iletmek veya bir şey istemek/istemek için yazılır. Harf kelimesi, yazı anlamına gelen ve yazılan anlamına gelen “ketb” kelimesinden türemiştir. İnsanların fikir alışverişinde bulunma ihtiyacından doğan bir ifade biçimidir.
Mektup, bir şey bildirmek, sormak veya talep etmek için genellikle postayla gönderilen, bir zarfa yerleştirilmiş yazılı bir kağıt anlamına gelir. Yani “yazılan şey, yazılan şey” demektir. Farsça evet, Türkçe ise yazı, petig. Birbirinden uzak kişi ve kuruluşlar arasındaki iletişimi sağlayan yazı türüdür. Mesajlar, insanların bilgilerini, görüşlerini ve fikirlerini birbirlerine iletmek, istek ve arzularını iletmek için sıklıkla kullandıkları bir araçtır.
Mektubun Türk dünyasındaki yeri henüz tam olarak bilinmemekle birlikte MS 580 yılında İstanbul’a gönderilen bir diplomatik mektup ve sonraki yüzyıllarda Uygur şehzadeleri tarafından yazılan mektuplar bulunmuştur. Bunların dışında şüphesiz diğer Türk hükümdarları da komşularına veya devlet adamlarına siyasi mesajlar göndermişlerdir. Anadolu’ya yerleştikten sonra Türk edebiyatındaki karakter tiplerini tarihte takip edebiliriz.
17. yüzyıldan sonra bir edebî tür olarak gelişen risale, 19. yüzyılda büyük önem kazanmıştır. Bunda okuma yazma oranının artması ve 1820’den sonra posta hizmetlerinin zarf ve posta pulu kullanılarak düzenlenmesi büyük rol oynamıştır.
Günümüzde en çok kullanılan türlerden biri olan mektup, öncelikle bir iletişim aracı olmakla birlikte, kompozisyon ve üslup özellikleri bakımından da edebî değere sahiptir. Ayrıca mektuplar edebiyat tarihçisi için olduğu kadar tarihçi için de birer belge niteliğindedir.
Mektuplar, her milletin edebiyatında önemli yeri olan bir edebî türdür. Klasik edebiyatımızda “inşa” sıfatı genellikle nesir için kullanılmış olup, bir şeyi yaratan ve inşa eden anlamına gelen nesir yerine “müns” sıfatı da kullanılmıştır. Münşî, edebî ilimleri bilen ve mükemmel bir şekilde makale yazabilen yazar demektir.
Zanaatın kökeni eski çağlara kadar gitmektedir. Ancak, on beşinci. 19. yüzyıla kadar bir iletişim aracı olarak görülmüştür. Edebi bir tür olarak karakterin kabulü XVIII. Bir asır sonra oldu. Bu yüzyıldan sonra siyasetçilerden sanatçılara ve yazarlara kadar pek çok kişinin mektupları kendileri veya başkaları tarafından yayımlanmıştır.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]