Boğaz’ın incisi olarak bilinen bu balık aslında tüm denizlerimizde bulunur. Ülkemizde ekonomik değeri en yüksek balıklar arasındadır. Hatta ilk üç balık arasında yer aldığını söyleyebiliriz. Ama daha çok İstanbul ile özdeşleşen bir balıktır. Halk arasında lüfer olarak bilinse de Latince adı Pomatomus Saltatrix olan bu balığın adı büyüklüğüne göre değişmektedir. Bu balığın ne olduğunu, lüferin genel adını ve nasıl pişirilmesi gerektiğini merak edenler yazımızın devamını okuyabilirler.
İsimler boyuna verilir
Her rengine göre farklı isimlerle anılsa da genel olarak lüfer olarak bilinir. Aslında bu yanlış bir bilgi. Aşağıdaki liste bu balığı tanımlamanıza yardımcı olacaktır.
12 cm uzunluğa kadar yapraklar veya defne yaprakları
Özet 13-17 cm
18-20 cm arası olanlar için sarı kanat
21-30 cm arası olanlar için lüfer
30-50 cm arası olanlar için yeterli
50 cm’den büyük olanlara serikara denir ve bu boyuttakiler artık denizlerimizde çok nadir bulunur.
göç macerası
Göçmen bir balıktır. Dünyadaki tüm sıcak ve ılıman denizlerde bulunurlar. Açık su balığı değildir ve genellikle koylarda ve sahil sularında yaşar. Tabanı kumlu alanları tercih eder. Sular soğuyunca ılıman sulara doğru göç eden bir balıktır. Ülkemizde mayıs ayından sonra beslenmek ve üremek için Marmara Denizi’nden Karadeniz’e göç ederler ve bu göç dönemi çok hızlı gerçekleşir. Bu göç o kadar hızlıdır ki haziran ayının ilk haftası bittiğinde göç macerası tamamlanmış olur.
Göç sırasında yakalanan balıklar doğal olarak çok yağsızdır ve daha az lezzetlidir. Göç sırasında Marmara ve Boğaz’ın bazı bölgelerine yumurta bırakırlar. Tabii ki Karadeniz’in birçok noktasına yumurtlarlar. 60.000 ila 80.000 arasında yumurta bırakabilir. Yaz aylarını Karadeniz’de beslenerek geçiren balıklar boğazı takip ederek Ağustos ortasından itibaren Marmara Denizi’ne göç ederler. Bu göç, balığın büyüklüğüne göre belirli bir sıra izler. Lüfer önce tam boy göç eder, ardından eylül ortasından sonra Kovana Boğazı sularına girer. Son olarak Senkop gelir. Boğaziçi ve Marmara suları boyunca yayılarak beslenmeye başlar. Balığın bol olduğu mevsimlerde kıyıdan 3-5 metre kadar sığ sularda bile yakalanan balıkları görmek mümkündür.
Çok agresif bir balıktır ve kendi türünden küçük balıkları bile yiyebilir. Her birey kendi boyuna göre balık tutularak beslenir. Hamsi, uskumru, zargana, tekir izmarit ve kefal gibi balıklarla beslenirler. Kendi büyüklüğündeki balıklara saldırdığı gibi daha büyük balıklara da saldırdığı bilinmektedir.
Nasıl avlanırsın?
Marmara Denizi’ne göçü sırasında ağ, gırgır, dip ağları ve çeşitli oltalar yardımıyla avlanır. Ayrıca Karadeniz’e göç sırasında avlanma yöntemi uygulanmaktadır. İstanbul Boğazı’ndan kışlamak için Marmara Denizi’ne, oradan da daha sıcak sulara göç ederken, yemli oltalar, mantarlı oltalar, kaşıklar ve yemsiz oltalarla yakalanırlar. Tabi bu avlanma yöntemleri daha çok spor amaçlı avlanma yöntemleridir ve sayıları azdır. Ticari anlamda avlanma yöntemleri gırgırla ağ atılarak yapılan avlanma yönteminin uygulanmasıdır.
Nasıl pişirilir?
Balığın yağlı ve yağlı olduğu aylar en lezzetli olanlarıdır. Balıkların İstanbul Boğazı’nı geçerek Karadeniz’den ılıman sulara göç ettikleri dönemler, balıklar için en verimli dönemlerdir. Eylül başı ile Kasım sonu arası balıkların en verimli ve lezzetli olduğu dönemlerdir. Çok lezzetli bir balıktır ve çok güzel ve hoş bir tada sahiptir.
En çok tercih edilen pişirme yöntemleri arasında hafif yağlanmış tavada kızartma, ızgara ve fırında pişirme sunulabilir. Fırında yapılacaksa kofana tercih edilir. Lüfer ızgara için daha uygundur. Sarıkanat ve jenkop ise tavada yapılırsa daha lezzetli oluyor. Ama bunların dışında daha birçok pişirme yöntemi ve yemeği var. Lüfer buğulama, mantarlı lüfer, lüfer yahnisi, sarımsaklı lüfer, yapraklı lüfer, fırında lüfer, etli lüfer, kekikli lüfer, lüfer güveç, balık Lüfer şiş, lüfer pilavı bu yemeklerden bazılarıdır. Çok lezzetli bir balık olduğu için tavada hafif yağda kızartılan ya da meşe odununda hiçbir katkı maddesi kullanılmadan yapılan lüfer bile damağı çatlatmaya yetiyor. Fırında yapacaksanız lüferi veya güveci biraz zeytinyağı ile tepsiye dizmeniz yeterli. Yanına herhangi bir ek malzeme koymanıza bile gerek yok. Daha sonra damak tadınızın tadını çıkarmaya hazırlansanız iyi olur.
yazar:Türkoğlu taraftarları
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]