Mimari şaheserler olan Mardin evleri, geleneksel yaşamın simgesidir. Teraslarıyla birbirinin manzarasını kesmeyen evler, kullanıcıların sosyal iletişimi açısından da oldukça işlevsel. Yarı açık ve açık avluların, terasların, geniş balkonların, bacaların ve asma katların birleştiği Mardin evleri turizm açısından büyük potansiyele sahiptir. Burada dantel benzeri motiflerle kaplı bir mimari ile karşılaşıyoruz.Yörede kullanım malzemesi olarak çıkarılan kolay şekil alan sarı kalker, oyma ve süslemeye uygundur.
Yüksek çatılı evler, kışın soğuk iklimden, yazın ise sıcak iklimden korunmak için içeriden yapılmıştır. Tarihi geleneği sürdüren ve çağdaş mimariyle bütünleşen evler, kullanıcının profiline göre şekilleniyor ve yukarıdan altın serpilmiş izlenimi veriyor. Özgün mimarinin ön plana çıktığı bu yerleşimin geçmişi M.Ö. 4500 yıllarına kadar uzanıyor. Güneye bakan binalar, en verimli cepheyi elde etmeyi ve verimli saatlerde güneşi almayı amaçlar.
Planlama açısından evler Harem ve Selamlık olarak adlandırılan iki ana mekandan oluşmaktadır. Misafirler ve ev kullanıcıları için ayrı odalar bulunmaktadır. Plan tipi olarak “L ve U” şekilleri tercih edilmiştir. Koridorun etrafındaki odalar her zaman aynı ortak terasa veya balkona açılır. Mutfak bölümü kuzey yönüne yerleştirilmiştir ve yiyeceklerin daha serin bir ortamda saklanması amaçlanmıştır. İklim nedeniyle kapı pencere gibi boşluklar küçük kalıyor. Güya Güneydoğu Anadolu bölgesinin incisi olan bu kadim yerleşim, geçmişte pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.
Evler günümüzde de aynı özelliğini korumakta ve az bir müdahale ve restorasyonla eski görünümüne kavuşmaktadır. Alçı gerektirmeyen limra taşı yüksek performanslı bir yapı malzemesi olduğu için tamir maliyeti düşük ve kullanılabilirliği uzundur.
katip: Maliha Yıldız
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]