Türkiye turizm açısından çok verimli ve çekici bir ülke. Üç tarafının denizlerle çevrili olması deniz turizmi açısından da büyük bir avantajdır. Peki, kıyılarda turistler ve özel şirketler için özel olarak inşa edilen otellerden yerel halk ne kadar faydalanabilir? Sırf sahilde işi var diye sahili kendi iş amaçları için kullanmak isteyen girişimciler için ne kadar doğru?
Büyük oteller, güçlü bağlantıları ve ekonomik güçleri ile özellikle Ege Denizi ve Akdeniz kıyılarında birçok arazi satın almakta, binalarını ve tesislerini inşa etmektedirler. Bu sayede hem turizme katkı sağlanmakta hem de deniz turizmi açısından ülkemize turist çekilerek döviz girişi kolaylaştırılmaktadır. Ancak, satın alınan arazinin önündeki plaj, sıradan vatandaşlardan ve yerel sakinlerden saklanan bu tür işletmelerle çevrilidir. Böylece bu otelde konaklamayan kişiler otel içinde veya çevresinde bulunan plajı ve denizi kullanamazlar. Ancak bu kıyı işgalinin kanunda yeri yoktur. Sahil çok önemli olmadıkça (askeri eğitim alanları, askeri kamplar vb.) vatandaşlardan gizlenmemeli ve kullanımı yasaklanmamalıdır.
Sadece otel bazında değil, dar sahil şeridinin hemen dibine açılan restoran, bar, pansiyon gibi işletmelerde bu konuda ihlallere neden oluyor. Örneğin deniz kenarına masalar dizip sırf vitrini denize çok yakın olduğu için o plajı özel vatandaşlara kapatan bir kafe veya restoran aslında hukuka aykırıdır. Bu örnek bazen o kadar kontrolden çıkıyor ki bazı firmalar sallarla ya da halatlarla denizi üzerlerine kapatıyor ve vatandaşların kullanmasına engel oluyor.
Ünlüler açısından vatandaşlarını rahatsız etmemeyi tercih eden bu tarz mekanlar, maaşlı müşterilerini kaçırmamak adına bu uygulamaya devam ediyor. Ancak plajlar, plajlar ve tüm deniz kıyıları o ülkenin tüm vatandaşlarının kullanımına ve erişimine açık olmalıdır. Son yıllarda bazı belediyeler bu konuya hassasiyetle eğilmiş ve söz konusu şirketlerin bu kıyı istilasını ve yağmasını önlemek için gerekli tedbirleri başlatmıştır. Böylece hiçbir vatandaşın kıyı boyunca herhangi bir noktaya ulaşımının engellenmemesi sağlanmakta ve bu sayede kıyı talanları azaltılmaktadır. Bu konuda adımların yavaş yavaş atılması hatta hiç atılmaması, işletmecilerin zihniyet olarak haklı olduğu algısı yaratıyor. Ortalama bir vatandaş çoğu zaman denize sıfır bir işyeri açan işçinin önünde kumsal ve deniz olduğunu düşünse de, durumun gerçeği bu değil. Aksine bu bir hata ve alışkanlıktır.
Ülkenin tüm doğal güzelliklerinin ve doğal yapılarının vatandaşlara açık olması gerektiği gibi kıyılarda da durum böyledir. Vatandaşların refahı ve güvenliği için para talanına ve kıyı yağmalarına bir an önce son verilmeli ve bu konuyla ilgili kanunlar uygulanmalıdır. Tüm vatandaşlar istediği noktalarda tatil yapabilmeli, dilediği yerden denize girebilmelidir. Bu kapsamda deniz kıyılarının görüntüsü ve şekli estetik açıdan da korunacaktır.
Kaynak:
http://www.avanosgazetesi.com/yerel-haber/gundem/13645-avanostaki-cevre-yagmaciligi-devam-ediyor.html
http://www.mersintercuman.com/detay.asp?p=y2954
katip:Baran Akkök
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]