Organ nakilleri arasında siroz, çok önemli ve zorlu bir ameliyat ve iyileşme süreci gerektiren karaciğer nakli gerektiren en önemli karaciğer hastalığıdır. Karaciğer nakli gerektiren bir başka hastalık da karaciğer tümörleridir.
Canlı donör bulunamadığı zaman karaciğer nakli gereken hasta genellikle ölü oluyor yani kadavradan alınan karaciğer naklediliyor. Bu nakli gerçekleştirmek için beyin ölümü gerçekleşen hastaların yakınlarının organ bağışı yapması gerekiyor. Aksi halde karaciğer çıkarılamaz. Organ bağışı yapılacaksa, vericinin kan gruplarının aynı olması gerekir. Sadece kan gruplarının etkilenmesi, nakledilen organın alıcı tarafından kabul edileceği anlamına gelmez.
Karaciğer vücuttaki en büyük organdır. Ortalama ağırlığı bir buçuk kilogramdır. Bu nedenle alıcı ve verici arasında ağırlık ve boy oranları orantılı olmalıdır. Aksi takdirde, karaciğer değiştirilemez. Karaciğer nakli, sadece donör bulunarak sorunun çözüldüğü bir süreç değildir. Karaciğer nakli, ameliyat sırasında ve sonrasında dünyanın en büyük ameliyatlarından biridir.
Bir karaciğer nakli sırasında vücuttaki en büyük ve en önemli damarlar kesilerek yeniden dikilir. Bu noktada ciddi kanamalar meydana gelir. Vücudumuz kendisine ait olmayan hücreleri tanır. Savunma sistemini harekete geçirir. Bunlar organ naklinin ana riskleridir. Sonuç olarak, vücut yeni organa zarar vermeye başlar. Doku reddi oluşur. Karaciğer nakli hastaları, bu reddi azaltmak ve potansiyel riskleri ortadan kaldırmak için ömür boyu ilaç kullanmalıdır. Karaciğer nakli olan bir hasta, belli bir operasyon gerektiren bir iyileşme döneminden sonra normal hayatına dönme şansına sahiptir.
yazar: Anais Ecker
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]