Kafiye şeması / kafiye | YerelHaberler

1. Çapraz kafiye (kafiye):

Bir dörtlükte birinci ve üçüncü mısralar ile ikinci ve dördüncü mısralar arasındaki kafiyeye “çapraz kafiye” denir. Çapraz kafiye “abab” şeklinde görünür.

Kalbim bir gül ve günler ölü
Hadi, hadi, aç şunu, gece b
Bütün gün beni hatırlamış gibi
gece kulaklarımda çınlıyor b
Favoriyi takip et

Gördüler: “Aynada gizli bir dünya…
Ufukta ölüm ağaçları…”
Fonlar bir anda doğdu
Uzun saçlı, uzun gözlü bir peridir.
(Yahya Kemal Bayatlı)

Bu bakır zirvelerinden sonra
Kan rengi bir şövalye geliyor.
Şimdi lanet olası akşamdan başlıyor
Bulutların son ışıklarla savaşı…
(Ahmet Haşim)

Gözüm kara kızma gül gayrı resmi,
Yakında orada olacağım çünkü…
Mesajınızda “Gayri resmi olarak gelin!” diyorsunuz.
Süt kremamsı olunca oradayım…
(Bakır Setke Erdoğan)

2. Düz kafiye (kafiye):

Bir dörtlükte birinci ve ikinci mısralar ile üçüncü ve dördüncü mısralar arasındaki kafiyeye “düz kafiye” denir. Şiir hecelerden oluşuyorsa, her kıtanın kafiyesine “basit kafiye” denir. Dörtlüklerde “aabb”, çift hecelerde “aa, bb, cc…” şeklinde çevrilir. Düz bir kafiye örneğini ele alalım.

bursa eski cami avlusu,
küçük çeşmedeki suyun şırıltısı;
Orhan zamanından bir duvar…
Yanında eski bir çınar
Her yerde sakin bir gün.
Bir rüyadan arkanda olmanın hüznü
Ali içten içe güler.
Yüzlerce çeşmenin serinliğinden
Ovanın yeşili, gökyüzünün mavisi
Tanrı mimarinin en kutsalıdır.
(Ahmed Hamdi Tanpınar)

Bin şövalye Akınlarda çocuklar gibiydik
Bin atlı, dev bir orduyu yendik o gün,

Beyaz bir tül içindeki Bellerbee bağırdı: Hadi!
Tuna’yı bir yaz günü karavanla geçtik…

Yedi arşın boyunda şimşek gibi bir bölgeye atıldık.
Türk atlarının yolu şimşek gibi geçer.
(Yahya Kemal)

(a) Jah odunun içindeydi ve Ah suyun içindeydi
(a) Dün Kahire’deydi.
(b) Yükler ağırdı
(b) Cildine yağmur yağıyordu
(c) Fazla tüy kalmadı.
(c) Derinin yük altında kana dönüşmesi

(A) Candili yüzerken uykuda
(a) Ayı sularda sürükledik
(b) Parıldayan gümüş bir yoldu
(b) Ayrıldık … Geri döneceğimize bahse girmedik
(c) Hulea tepeleri, rüya ağaçları
(c) Durgun suda kalan akıntılar
(D) sezonun sonu böyle bir zaman
(d) Garip bir müzik gibiydi.
(Yahya Kemal)

3. Sarma Kafiye (Kafiye)

Kafiye, “dolaylı kafiye” adı verilen bir dörtlükte birinci satır ile dördüncü satır arasındadır ve ikinci ve üçüncü satır arasındadır. Sarma kafiyesi “Abba” şeklinde gösterilir.

Her şey yerinde. havuz başı hizmeti
sürekli gıcırdayan dolap, b
Tılsımlı bir uykudan, sanki bir şey yansımış gibi, b
Ev sarmaşıklarla ve böcek sesleriyle çevriliydi. a

Ton balığı görmedim ama biliyorum
Umuttan önce koştuğumda,
Geçmişi hatırladığımda
Kendimi Lord Bowden olarak görüyorum.
(Arif Nihat Asya)

Senin aşkın küçük bir mor denizdi
Ne kadar uzağa gidersen, o kadar sonsuz şeyler olur
Umutların ötesinde diren ve mahvol
Aşkın tüm mevsimlerin en güzel yazı
Favoriyi takip et

Leylekler uçar perdemizin üzerinden
Şimdi ay uzaklara garip vurduğunda
Mavi bir atmosferden çırpınan kanatlar
Geçen leylekler gibi görünecek
(Ali Mümtaz Arolat)

ikinci kaynak

1- Düz kafiye: birinci mısra ve ikinci mısra. Üçüncü ve dördüncü dizelerin birbiriyle kafiyeli olması aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa Buna mesnevi usulü kafiye de denir.

a- Kahvaltıdan önce Atik Valdi’ye gittim,
A- Bugün yine kaç kere geçtim bu sokaklardan,
B- Sessizdiler. Ama ramazanın maneviyatı,
B- Sakinliği tatlı bir depresyona çevirin.

A- Gökyüzünde sigara içersem,
A-Eğer Dünya’ya düşersem,
b- Kırmızı benekli keten iseniz,
B- Boynumdan sarsaydı.

2- Kafiye: Tek hecede. Birinci ve üçüncü mısralar ile ikinci ve dördüncü mısralar kafiyelidir. Abab olarak gösterilir.
A- Ona bir hayran olarak bakıyorsun,
B- Bu halin, hayaline galip gelecek.
A- Beş yüz yıl sonra,
B- İstanbul’u fethetme hayali.

A- Hayalet gibi güzel bir dünya.
B- Girdiğinden beri rüyasında.
A- Hepsi bu gizemli güzellikleriyle ünlü,
B- Görmek için Kaf dağlarına çıkmışlar.

3- Lav (l) kafiyesi: Bir dörtlükte. Birinci ve dördüncü mısralar ile ikinci ve üçüncü mısralar kafiyelidir. Oppa olarak gösterilir.

A- Yaşlı adam elini kucağına koydu.
B- Dedi ki: İstanbul’un kuşatılması.
B- Başta aldığım gaz yarası.
A- Bu iç çektiğim oktu!

B – Bir sonbahar akşamı… Sahildeyim,
A- Hüzünlü bir heykel gibi taşlandım.
b- Dağınık saçlarıma pervasızca üflemek,
A- Neyim ben rüzgarın elinde kırılan bir parça?

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın