isim – isim | YerelHaberler

İsimler, fiillerle birlikte kelime türleri içinde büyük bir grup oluşturur. İsimlerin benzer tanımları farklı eserlerde bulunur. Verilen tanımlarda varlık ve kavramları karşılayan kelimelerin isim olduğu vurgulanmıştır. Tüm bu tanımlamalarda isimlerin anlamı hakimdir. Bununla birlikte, ilgili kelime türlerinin biçimsel yönünün dilbilgisi çalışması alanında vurgulanması gerekir. İsimlerin biçimsel özellikleri çekim eki almaları, cümle ya da kelime gruplarında belli bir dağılım göstermeleri, cümlede özne, özne, tümleç işlevlerine sahip olmalarıdır.

Varlıklar, kavramlara karşılık gelen kelimelerdir. İsimler ve kavramlar ile işaret ettikleri şeyler arasında çok yakın bir ilişki vardır. Hep birbirlerini çağrıştırırlar. Örneğin, “kitap” kelimesi bir varlık olarak akla hemen “kitap” nesnesini getirir. Ya da bir kitap gördüğümüzde aklımıza hemen onunla birlikte gelen isim gelir. Kavramlara gelince, bu kadar net bir ilişki olduğunu söyleyemeyiz. Örneğin “sorun” dediğimizde aklımıza o şey gelmiyor; Ancak kanımızca bu durum insanları ikilemi içine sokan bir durum gibi görünüyor.

İsimler yukarıda gösterildiği gibi farklı açılardan incelenebilir. En önemli özelliği, isimlerin farklı çekim kategorileri göstermesidir. Atış kategorileri yukarıda anlatıldığı için burada tekrarlanmayacaktır.

İsimler bu özellikleriyle birlikte somut (kitap, duvar) veya soyut (mutluluk, korku) bir kavramı karşılamaktadır. Bilimsel ad (Hakan, İstanbul) olabileceği gibi tür adı (çiçek, ağaç) da olabilir. İsimlerin bir diğer önemli yönü de diğer isimlerle birleşerek bir grup (isim tamlaması) oluşturmalarıdır. Yardımcının ilgi cümleciği (mükemmel) ve asıl nesnenin iyelik eki (mükemmel) isim tamlamalarıdır. Adamın bahçesi, öğrencinin çantası, kuş kanadı gibi ifadeler bu türdendir. Bu tür özel isim tamlamalarında, ilgi durum eki tamlamanın kesinlik anlamını verir. Yardımcı öğenin göreli bir soneki olmadığı isim cümlecikleri de oluşturulabilir:

“Çocuk oyun alanı, larks, vs.” Bu tür birleşimler Türkçe kelime oluşumunda çok yaygındır ve bu tamlamalar belirli bir anlam taşımamaktadır. Bu iki cümleye ek olarak zaman zaman aday tamlamalar arasında bir de aday tamlama (aslan adamı, gümüş kaşık) verilmektedir. Sıfatlar gibi eksiz çoğuldurlar ve basit yapılarıyla sıfat tamlamalarına benzerler. Öte yandan, sıfatlardan ayrıldıkları önemli anlamsal ve söz dizimsel yönleri de vardır. Deyimbilimsel birimlerle ilgili olarak, farklı türdeki sözcüklerin tümcelerin önüne ve ortasına eklenebileceğini unutmamalıyız.

İsimler farklı açılardan incelenir. İsimler, varlıklara veriliş şekillerine göre ikiye ayrılır:

a. Cins isim: Aynı türden varlıklara karşılık gelen isimler. Bu nesnelerin benzerlikleri çoktur: ağaç, top, kitap vb.
B. Özel isim: Eşsiz ve benzersiz varlıklara hitap eden isimler. Bir dilde göstergelerin anlamlarını belirli bir şekilde tanımlamak ve gösteren ile gösterilen arasında sabit bir bağ kurmak her zaman zordur. Örneğin cesaret gibi soyut kavramlardan bahsetmiyorum bile, sandalye ve masa gibi somut nesnelerin temsilleri bile kişinin yaşadıklarına, bağlamına veya başka sebeplere göre değişebilir. Ancak özel isimlerin dildeki kelimeler arasında özel bir yeri vardır. Özel adlar, adlandırıldıkları varlıklara doğrudan atıfta bulunmaları bakımından diğerlerinden ayrılır. Örneğin Ankara denilince akla belirli bir şehir gelir. Özel isimler, tarihte hala var olan veya var olmuş gerçek veya kurgusal varlıkların isimleri olabilir.

Yer adları (Samsun, Uludağ…)
Kişilerin isimleri (Ahmed, Mustafa…)
Ülke adları (Pakistan, Şili)
Kitap, dergi, gazete isimleri (Wild, Tannin…)
Kurum adları (Marmara Üniversitesi, Kızılay)
Dil isimleri (Türkçe, İngilizce…)
Din ve mezhep isimleri (İslam, Ortodoks…)
Hayvanlara verilen isimler (boncuk, tekir…)

Bir isim her zaman bir cins isim olmadığı gibi, her zaman özel bir isim de değildir. “Mevsimlerin baharını seviyorum.” “Bahar” ise cins adıdır. ama; “Bahar bugün derste değildi.” Cümlede bu isim şahıs ismi olmuş ve bilimsel isim olmuştur. Tabii bunun tersi de olabilir.

“Uzaydan Dünya’nın bir fotoğrafını çektiler.” Cümlede ‘dünya’ özel isimdir. Çünkü bir gezegenle tanışır. ama; Dün dünyayı dolaştım ve seni bulamadım. “Dünya” deyiminde çok yer gezme anlamında çok anlam ifade etmeye başlamış ve bir cins isim haline gelmiştir.

Not: Özel adların ilk harfleri her zaman büyük yazılır.
İsimler karşılaştıkları varlık sayısına göre üçe ayrılır:

a. tekil isim: sayı olarak bir varlığa karşılık gelen isimler: kurşun kalem, silgi, ev…
B. İsimlerin çoğulu: Birden fazla varlıkta birleşen isimler. İsimlere (-s, -lar) eki getirilerek yapılır: ağaçlar, evler, kitaplar…
c. Topluluk ismi: Çoğul eki olmadan birçok varlığı karşılayan isimler: topluluk, insanlar, ulus, ordu, şirket, sürü…

Topluluk isimleri de çoğul eki alabilir. Bu durumda grupların toplanması duyurulur. Örneğin, “Dünya ülkeleri birbirine yaklaşmalı.” O halde birden fazla grup, kendi içinde bir grup oluşturan ‘millet’ kelimesi ile anlatılmaktadır.

İsimleri somut ya da soyut olmalarına göre de gruplandırabiliriz. Ancak soyut, somut anlamını daha önce açıkladığımız için burada daha fazla derinleştirmeyeceğiz. “Masa” kelimesinin somut anlamı somuttur. Soyut bir anlamı olan “neşe” kelimesinin soyut bir isim olduğunu bilmeliyiz.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın