Günlük (diary) türünün tarihsel gelişimi ve temsilcileri | YerelHaberler

Yabancı kaynaklarda “Anılar” ve “Günlükler” olarak bilinen “Anılar” veya “Anılar”, günlük ve yazıldığı günün tarihi işaretlenerek tutulan notlardan oluşur. Ancak düzensiz hatıralar da vardır ve bunların ne zaman yazıldığı bilinmemektedir. Shutoksuken’in deyimiyle günlük, “duygularını, düşüncelerini, olayları, gözlemlerini gün be gün tarih belirterek yazan bir yazardan” ibarettir. Günlükte insan, o günün tarihi de dahil olmak üzere günden güne düşüncelerini, duygularını ve gözlemlerini hissettiği gibi yazar.

Anı türü hakkında düşünmek aslında edebiyatın ne olduğu hakkında biraz düşünmektir. Günlükler düzenli olarak tutuluyor mu, tarih atılıyor mu veya başka bir şey var mı?

Konuyla ilgili en genel tanım, günlük tutan ve romancı André Gide tarafından yapılmıştır: “Günlük ile hatıra arasındaki tek fark, günlük tutulmasıdır.” Edebiyatın damarlarından biri olarak her gün bir resim, bir hikâye, bir günlük, bir tarihtir. Yayınlanmak üzere yazılmış olsun ya da olmasın her günlüğün bir konusu vardır. Diary of a Stranger in Paris’in yazarı Malaparte’nin dediği gibi, “Tüm hikayeler gibi günlüklerin de bir başlangıcı, bir entrikası ve bir sonu vardır.”

Eğitimle ilgili olgusal anlatım türü olan günlük, kişinin önemli ve dikkate değer bulduğu olayları, gözlemlerini, izlenimlerini, fikir ve rüyalarını bir güne tarih koyarak anlattığı yazı türüdür. -gün bazında. Latince “dies” (gün) ve “diarium” (günlük) sözcüklerinden gelir.

Edebiyat ve sanat dünyasının tanınmış isimlerinin kaleminden günlük olarak yazılan günlükler, hayatı tüm gerçekliğiyle yansıtan aynalar olarak karşımıza çıkıyor. Günlükler, sahibi hakkında ayrıntılı bilgilere doğrudan ulaşmamızı sağladığı gibi, yazıldığı dönemin önemli olaylarıyla ilgili tarihi belgeler olarak da önem kazanmaktadır.

Örneğin, 1409 ile 1431 yılları arasında bir Fransız papası tarafından tutulan VI “Parisli Bir Burjuvazinin Günlüğü”. Ve VII. Charles dönemini araştıran tarihçiler için önemli bir kaynaktır. İngiliz günlük yazarı John Evelyn’in anıları, on yedinci yüzyıl İngiltere’sinin sosyal ve kültürel yapısına ışık tutuyor.

Günlük türünün temel özellikleri:

1- Günün olayları ve izlenimlerinin yazılmasıyla oluşturulur.
2 – Birinci tekil şahıs ağzından yazılmış kısa ve öz yazılar
3- Dürüst, dürüst ve doğru sözlüdürler.
4- Konuşma diline yakın bir dil kullanılır.
5- Yazarın kişiliğini, görüşlerini ve manevi yapısını yansıtır.
6 – Olup biteni değiştirmeden, çarpıtmadan gerçekler yazılır.
7- Tarih, biyografi ve hafıza açısından yakın değere sahiptirler.

Günlük adı verilen edebî türün tarihsel gelişimini ve aşamalarını incelemek istediğimizde bu edebî türün iki ayrı dönemi olduğunu görürüz. Bu dönemlerden ilki, günlüğün edebî bir nitelik kazanmasından önceki dönemdir. Romalılar tarihte ilk kez günlükleri kullandılar. “Commentarii” olarak bilinen, edebi içerikten yoksun, bazı kamu kurumlarında yapılan işlemleri unutmamak için saklanan bu ilk anılar, adeta duygusuz notlardan oluşan bir kargaşadır. Tarihte bu tür günlüklerin savaşları ve askeri hareketleri kaydetmek için kullanıldığı da kaydedilmiştir. Edebi bir değeri olmayan bu günlüğün, tarihçiler için önemli bir yol gösterici olduğu kuşkusuz, İkinci Viyana Kuşatması’ndan Osmanlı memurlarından Ahmed Ağa Kara Mustafa Paşa’nın günlük olarak kaydettiği “Vakay Bey” adlı eser. aslı Viyana Milli Kütüphanesinde olup, “Viyana Önünde Kara Mustafa Paşa” ve “Viyana Cephesi”dir. “Kuşatma Güncesi”, “Haydar Çelebi Roznamah” Yavuz Sultan Selim’in Kalderan ve Mısır seferini anlatır, o döneme ışık tutar. ve olaylar.

Bununla birlikte, günlükler edebi değer kazanır. Rönesans’ın sonunda başladı. 1768-1840 yılları arasında İngiltere Kraliçesi nedimesi ve roman yazarı olan Fanny Burney, saray dedikodularına ve birçok olaya duygusal izlenimlerini de katarak yazdığı anılarıyla İngiliz edebiyatında önemli bir yer tutar.

Ondokuzuncu yüzyılın ortalarına doğru Romantik akımın yoğunlaştığı dönemle birlikte edebi değer ve içerik açısından çoğalmaya ve yaygınlaşmaya başlayan günlükler, yazarlarının iç dünyasını yoğun duygularla yansıtırlar.

Türk edebiyatı tarihine bakıldığında Divan edebiyatı döneminde muhafaza edilen Roznâme adlı savaş hatıratları ile Oliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eseri hatırat niteliği taşımasa da bu tür edebiyatla iç içe geçmiştir. bazı bölümleri içermekte ve tarihimizdeki ilk hatıra örneklerini oluşturmaktadır. Günlüklerin Batı edebiyatında biçim ve içerik olarak Türk edebiyatında yer alması Tanzimat dönemine rastlar. Müdür Ali Bey’in Seyahatname’si (1897) Batılı anlamda Türk edebiyatının ilk günlüğüdür. Bunu şair Neccar Hanım’ın “Hayatımın Hikâyesi” adlı eseri takip eder.

Anılar, 1950 yılında Nurullah Attak’ın bir gazetede günlük yazılar yazıp büyük ilgi görmesiyle önem kazanmaya başladı. Nurullah Attak, bu yazıların başlığı olarak “günlük” yerine “günlük” ifadesini kullandı ve bu yaz bu cümleyi hayatımıza soktu. Nurullah Attak’ın anıları, içe dönük ve dışa dönük içeriğin uyumlu bir sentezi olarak bu türün en popüler eseri olarak edebiyat dünyasına geçmiştir.

Türk edebiyatında en öne çıkan günlükler Oğuz Atay’ın ve Cemal Suriye’nin “Günler”inin anılarıdır ve edebiyatımızda kitap olarak yayınlanan en önemli günlükler ve yazarları şunlardır:

Nurullah Attak: Günlük, Yolculuk Günlüğü, Gazi Günlüğü, Avusturya Günlüğü
Salah Bersil: Günlük, Kuş Örtüleri, Karga, Bay Sessizlik, Aynaların Güncesi
Oktay Akbal: Toprak Korkusu, Geçmişin Kuşları, Anılardaki Vizyon
Rafik Ahmed Altınay: Kafkasya’nın Yollarında
Faleh Rıfkı Atay: Yolculuğun Kitabı
Tomris Oyar: Gün Batımları, Sesler, Yüzler, Sokaklar, Günlerden Kalanlar

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın