gerçekçilik; Romantik akıma bir tepki olarak doğdu. Pek çok edebi akımda olduğu gibi realizmde de felsefi bir arka plan vardır. Gerçekçiliğin doğuşunun temelinde pozitivizm yani pozitivizm yatmaktadır.
Gerçekçilik anlamına gelen realizmde pozitivist neden-sonuç ilişkisi çok ciddiye alınır. Gözlem ve deney bütünlüğüyle işleyen pozitivizmin sanata ve edebiyata yansıması ise 19. yüzyılda olmuştur. Ondokuzuncu yüzyılda bilime, deneye, gözleme ve akla ilgi büyük bir yoğunlukla kendini gösterdi. Öncü zihin, hayal gücü ve sağduyu kavramlarını aşmıştır. Bu dönem sanatı da etkilemiş ve bu durumun sonucunda gerçekçilik ortaya çıkmıştır. Romantizme karşı büyük bir tepki olan bu akım, aklın ve gerçekliğin öncülüğünde sanat ve edebiyatı ele almıştır. Kurgusal olmayan eserler, neden-sonuç ilişkisini genellikle bilimsel bir deneyi anımsatan bir atmosferde okuyucuya sunar.
Gerçekçilik özellikleri:
* Gerçekçi eserlerde sanatçılar kişiliklerini gizlerler. Sanatçının işlerinde kendi kişiliğini gizlemesi kabaca “taraf tutmamak” olarak adlandırılabilir. Romantizmde sanatçılar, kahramanlarını iyi ve kötü olarak göstererek gerçeğin yanında dururlar. Ancak gerçekçilikte bu ifade edilemez.
* Pozitivizmle karışık gerçekçilik, toplumu olduğu gibi ele alır. Buna göre kahramanlarını seçer ve klasisizmin aksine gerçekçi yazarlar kahramanlarını sıradan insanlar ve sıradan insanlar arasından seçer. Kurgusal olmayan eserlerde olaylar ve kişiler toplum içinde olduğu gibi seçilir. Çünkü gerçekçilik dünyaya karşı bir ayna görevi görür. Bu konuda ünlü realist yazar Stendhal, realist akımda olması gereken en önemli özelliği, romanın “Roman, yoldan geçen bir aynadır” sözüyle ifade etmiştir.
* “Sanat sanat içindir” anlayışıyla hareket eden realist sanatçılar, toplumu değiştirmeyi amaçlamaz, sadece olup biteni haber verirler.
* Biçimsel olarak, kurgusal olmayan eserlerde çok az ifade vardır. Ancak biçim olarak gerçekçi sanatçılar kusursuz yazmayı hedeflediler. Biçim güzelliğine büyük önem veren realist yazarlar eserlerini canlı anlatımla oluşturmuşlardır.
* Kurgusal olmayan eserlerde insan kavramı, yaşadığı çevre bağlamında ele alınır. Çünkü çevrenin insan kişiliğinin oluşumunda büyük etkisi vardır.
Realist sanatçılar ve türleri
Honoré de Balzac: Roman, öykü, drama
Stendhal: Roma
Gustave Flaubert: Roma
Fyodor Dostoyevski: Roma
Anton Sehoff: Öykü ve tiyatro
Lev Tolstoy: Roma
Maksim Gorki: Roma
Daniel Defoe: Roma
Charles Dickens: Roma
Mark Twain: Roma
Emest Hemingway: Kısa bir hikaye anlat
Jack London: Roma
Türk Edebiyatında Realizm Akımı
Edebiyatın düzenlenmesi yanında dünyada edebiyatı etkileyen edebî akımlar bizim edebiyatımızı da etkilemeye başlamıştır. Gerçekçilik bu dönemde ortaya çıkmaya başladı. Tanzimat edebiyatının ikinci yarısında Rikizade Mahmud Aker’in ünlü eseri “Arabayı Sev” ilk gerçekçi eser olarak kabul edilmiştir. Aynı dönemde Samipaşazade Sezai’nin “Sergüzeşt” adlı eseri de realizm akımının etkisiyle edebiyatımızda yerini almıştır. Ancak edebiyatımızda gerçekçiliğin en güçlü temsilcisi Halit Ziya Uşaklıgil’dir. Öyle ki Halit Ziya, adı gerçekçilikle özdeşleşen Stendhal Kızıl ve Kara romanının da etkisiyle Mai ve Siyah romanını yazmıştır. Edebiyat-ı Cedîde döneminden Case Zia’nın yanı sıra Muhammed Rauf da realizm çerçevesinde eserler vermiştir. Bu dönemden bağımsız olan Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Ahmed Rasim gerçekçilik akımına uygun eserler yazmışlardır. Hossein Rahmi özellikle natüralizmin etkisiyle dikkat çekici gerçekçi eserler vermiştir. Milli edebiyat döneminde realist yazarlar arasında Yakub Kadri, Halide Edip, Warsat Nuri Güntkin, Ömer Seftin ve Memduh Seifet İsendal gibi isimler yer almıştır. Bu isimlerin çoğu Cumhuriyet döneminin realist yazarları arasında da anılmaktadır.
Kaynak:
Tanpınar, Ahmet Hamdi, Ondokuzuncu Yüzyılda Türk Edebiyatı Tarihi, Çağlayan Kütüphanesi, 1997
Çiçli, İsmail, Batı Edebiyatında Edebi Akımlar, Akshak Yayınları, 2011,
katip:Kanan Yıldırım
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]