Elektromanyetik dalga adı verilen dalgaların toplam enerjisini oluşturan enerji parçacıklarına foton adı verilir. Elektromanyetik dalgalar kendilerini bir noktadan başka bir noktaya taşırken, bu aktarım fotonlar şeklinde taşınarak yapılır. Bu dalgaların uzaydaki hızları ışık hızına eşittir. Elektromanyetik dalgalar ışık hızında hareket eder.
Fotonlar bu dalgalarla birlikte taşınır. Durgun haldeki bir foton enerji parçacığının ağırlığı sıfırdır. Ancak fotonlar sıfır kütleye sahip olmalarına rağmen yerçekiminden etkilenme özelliğine sahiptirler. Fotonlar ortamda veya dalgalar halinde bir noktaya kadar yayılır. Fotonlar dalgalar halinde etkileşemezler çünkü uzayda dalgalar halinde yayılırlar. Sadece parçacıklar olarak etkileşebilirler. Bir foton enerji parçacığının enerjisi, fotonun frekansına bağlıdır.
Einstein tarafından isimlendirilen fotonlar
Tarihteki foton enerjisi parçacığı tarihi incelendiğinde, ışığın dalga mı yoksa parçacık mı olduğu on dokuzuncu yüzyılda tartışıldı. Bu tartışmalar bilim adamlarının çalışmalarına eşlik etti ve çeşitli deneyler yapıldı. Bu dönemde bilim adamlarının farklı teorileri vardı ama bazı deneysel sonuçlar bilim insanlarının teorileriyle uyuşmuyordu. Sonraki dönemlerde Max Planck adlı bir bilim insanı, ışığın dalga boyları olarak değil, enerji parçacıkları olarak görülmesi gerektiğini teorileştirdi. Bu teori aynı zamanda 1918’de dünyaya Nobel Fizik Ödülü’nü kazandırdı ve bu konuda büyük ilerleme kaydetti. Daha sonraki dönemde ünlü fizikçi ve bilim adamı Einstein, fotoelektrik etki adı verilen teorisini açıklamış ve ışığın parçacıklı bir yapıya sahip olduğunu söylemiştir. Einstein, teorisinde ışığı makineli tüfekten çıkan mermiye benzetmiş ve bu parçacıklara ışık fotonları adını vermiştir.
Fotonun ne olduğunu anladıktan sonra, ışıkla ilgili bazı sorular bugün bile çözülemez. Bunun nedeni, fotonların ışığın bazı özelliklerini, bazı özelliklerini ise dalga boyu ile açıklamasıdır. Burada çözülemeyen problem, ışığın hangi durumlarda foton, hangi durumlarda dalga boyu gibi davrandığının nasıl belirleneceğidir. Hala nasıl sorusuna cevap aranıyor.
Foton 20. yüzyılın ortalarında keşfedilmiş olmasına rağmen, foton-enerji parçacığı görüntülemesi ancak 2007’de gerçekleşti. Bu yıl Fransız fizikçiler fotonun fotoğrafını çekerek çok önemli bir iş başardılar. Fransız fizikçiler bu olayı başarırken, Albert Einstein kelimesinden yola çıkmışlar ve deneylerini bu kelimeye yakın bir şekilde yürütmüşlerdir. Albert Einstein bir fotonu bir kutuya koyup tarttığında fotonun o kutuda olduğunu söylemiştir. Bu retoriğin ışığında, Fransız bilim adamları bu deneyi süper iletken aynalarla kaplı kutular kullanarak gerçekleştirdiler.
İnsan gözü, foton enerjisi parçacıklarına karşı çok hassastır. Retina, tek bir fotona bile tepki verme yeteneği ile süslenmiştir. Ancak fotonların gözle algılanması tek bir foton tepkisi ile mümkün değildir. Göz sadece 100 milisaniyede 5 veya 9 enerji parçacığı gönderen sinyallere izin verir ve bu işlem gözdeki doğal filtreler aracılığıyla gerçekleşir ve bu filtreler olmadan en ufak ışıkta bile görüntüde bozulma olur.
katip:Erdoğan Gül
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]