Her dilde bulunan ve büyük bir grup oluşturan fiiller, şekil bilgisinin merkezinde yer alır. Birçok morfolojik özellik fiiller aracılığıyla gösterilir. Burada durum eklerinin isim çekimlerinde fiillerle ilgili olduğunu hatırlayalım. Bir olayı, durumu veya durumu ruh hali ve kişi ile ilişkilendirerek anlatan kelimelere fiil denir.
Fiiller kavramlara veya kalıcı varlıklara karşılık gelmez. Hareketlere, olaylara ve durumlara karşılık gelirler. Mastarda bir fiil ismi haline gelirler: “yürümek, olmak, düşünmek, vb.”
Geleneksel çalışmalarda fiiller birbirine çok yakın tanımlarla verilmektedir. Bu çalışmalarda fiiller kısaca eyleme (eylem, oluş, durum) karşılık gelen kelimeler olarak tanımlanmaktadır. Böyle bir tanımlamada fiillerin anlamsal yönü ön plana çıkmaktadır. Bu tanımları esas aldığımızda fiilin ifadesini taşıyan saldırı kelimesi ile durum ifadesini taşıyan hastalık kelimesini fiil olarak ele almak gerekecektir. Ancak her iki kelime de fiil değildir. Bu tür yanlış anlamaları önlemek için fiilin gramer özelliklerini dikkate almak gerekir.
Fiillerin en belirgin gramer özelliği, kiplik ve şahıs ekleriyle olan ilişkileridir. Bu çekimde özne ile yüklem arasında sayısal bir uyum vardır. Ayrıca fiiller özne, özne ve tümleç gibi unsurları zorunlu olarak gerektirir.
Uygulamada, ismi fiilden ayırmak için “-me, -ma” olumsuz ekini veya “-mak, -mek” ekini kullanırız. Eğer mastar ekini getirebilirsek bu kelime fiil anlamına gelir. Veremiyorsak o söz asil bir sözdür.
Örnek: geldi -> gelmeye gelmedi
Örnek: otur -> oturma, otur
Örnek: Diyorum —–> Söylemiyorum, söylüyorum
Gördüğünüz gibi yukarıdaki kelimelere “-ma, -me” ve “-mak, -mek” ekleyebiliyoruz. Yani bu sözler eylemlerdir.
Örnek: kitap —–> kitabıma, bir kitaba
Yukarıdaki “kitap” kelimesine bu ekleri ekleyemeyiz, dolayısıyla bu kelime bir isimdir.
Fiiller, tanımladıkları eylemin niteliğine göre farklı özellikler gösterirler ve bunları üç grupta inceleyebiliriz:
a) Dua eylemleri
b) Durum fiilleri
c) gerçekler.
Bunları birbirinden ayırmak için pratik olarak aşağıdaki bilgileri kullanabiliriz: Bir fiil geçişli ise (yani ‘ne’, ‘kim’ sorularını sorabiliyorsak), o zaman fiildir.
Örnek: kırma, atma, dikme, içme, ezme, delme, yolma, istifleme…
Görüldüğü gibi yukarıdaki fiillere “neyi kıralım, ne soralım” gibi sorular sorabiliriz. Yani bu fiiller geçişlidir ve geçişli oldukları için ek fiillerdir. Fiil, öznenin iradesi dışında geçirdiği değişimi anlatıyorsa ve hareket belirtmiyorsa, bu fiil oluş eylemidir.
Örnek: sararma, yaşlanma, uzama, paslanma, büyüme, solma, açlık…
Görüldüğü gibi yukarıdaki fiiller geçişli olmadıkları için fiil olamazlar. Hareket olmadığı ve eylem kişinin kendi iradesi dışında gerçekleştiği için bu eylemler gerçekleşen eylemlerdir. Eylem, öznenin iradesiyle, yani kendi iradesiyle gerçekleşiyorsa ve eylem bir eylemi ifade ediyorsa, bu eylem durumsal bir eylemdir.
Örnek: yürümek, oturmak, dışarı çıkmak, ağlamak…
Görüldüğü gibi yukarıdaki fiiller bir eylemi ifade etmekte ve bu eylem kişinin iradesi ile gerçekleşmektedir dolayısıyla yukarıdaki fiiller durum fiilleridir.
Not: Durum fiilleri, emir fiilleri haline gelir.
Görüldüğü gibi yukarıdaki fiiller bir eylemi ifade etmekte ve bu eylem kişinin iradesi ile gerçekleşmektedir dolayısıyla yukarıdaki fiiller durum fiilleridir.
Not: Durum fiilleri, emir fiilleri haline gelir.
Yukarıda belirtildiği gibi, fiiller bir öğe almalıdır. Burada bunların ne olduğunu kısaca bazı örneklerle açıklamak uygun olacaktır. Bir fiilin alabileceği unsurlar, geçişsiz olup olmamasıyla yakından ilgilidir. Fiil geçişsiz ise sadece özneyi sorar: Çocuk güldü. Fiilin etkisi dışa dönükse, fiil özneye ek olarak zorunlu olarak bir nesne alır: çiftçi ağaçları sular. Bazı fiiller, özne, özne ve dolaylı nesneyi zorunlu olarak gerektirir, tıpkı failin oğluna bir hediye vermesi gibi. Fiilin zorunlu olarak gerektirdiği öğe, ana dilin verdiği sezgi ile tahmin edilebilir.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]