Bir öğrenci ortaokula başlamadan önce birçok fizyolojik ve sosyal aşamadan geçmiştir. Çocukluktan gençliğe ilk adımı atmak için şimdi kapıda. Bu süre 13 ila 15 yaş arasındakileri kapsamaktadır. bu dönemin çocukları; “Teorik konulara ilgi duyarlar, uzun, dikkat isteyen çalışmaları severler. Okuma ilgi ve becerileri bu yaşlardan itibaren farklılık göstermeye başlar. Spor, eğlence, bilim ve doğa ile ilgili araştırma ve araştırma makalelerine ilgi duyarlar. Fikirlerinin dikkate alınmasını severler. Algılama becerileri birbirinden farklıdır. Bu dönemde çocuklar birbirinden farklı hızlı bir gelişim sürecine girerler ve bu dönem soyut düşünme dönemi olarak da adlandırılır ve bu dönemde mantıksal düşünmenin yetişkin düzeyine ulaştığı dönemdir. Bu dönemde çocuklar hipotezlerini test eder, soyut düşünür, genellemeler yapar ve soyut kavramları kullanarak bir durumdan başka bir duruma geçebilirler. Bu yaştaki çocuklara her bakımdan dikkatli davranılmalıdır. Bu anlamda ilk görev aileye düşmektedir. Ailede bireyler farklı roller üstlendiğinden ve bu roller üzerinden farklı ilişki sistemleri ortaya çıktığından, çocukla sağlıklı bir iletişimin kurulabilmesi ve yetiştirilebilmesi için ailenin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi gerekmektedir. Her sistem ve bu sistem içindeki her rol, benzersiz bir kişilik ve davranışsal yapı oluşturur.
Bu roller, basmakalıp davranışlardan ortaya çıkmalı ve çocuğa karşı acımasız davranma ve onun karşısında otoritesini kaybetme korkusu olmadan onun gibi düşünmeye uyum sağlamalıdır. Çocuk bu şekilde kazanılabilir. Geleneksel yöntemlerle yetiştirilen anne babalar, çocuk sahibi olduklarında bile annelerinden, özellikle babalarından uzaktırlar. Birçok duygu ve düşüncelerini onlarla paylaşamazlar. Duygu ve düşüncelerini arkadaşlarıyla ya da yakın hissettikleri kişilerle paylaşırlar. Demokratik ortam, çocuğun kişilik yapısının sağlam olması için ortam oluşturur.
Bir öğrencinin eğitimindeki en önemli faktör elbette ki öğretmendir. Çünkü çocuğun zeka ve kişilik gelişiminde anne ve babadan sonra en büyük pay öğretmene aittir. “Aile/sınıf biriminin yapısı, çocuğun yetiştirilme tarzını belirler; burada anne baba, öğretmenin kişilik özellikleriyle bir birey olarak kaynaşır.” Özellikle ilköğretimin ilk kademesinde öğretmenin velilerin cezalarından daha fazla gücü vardır. Bu nedenle öğretmen-öğrenci ilişkileri yadsınamayacak kadar önemli bir boyuttur. Öğretmen, öğrenciye karşı tüm tutum ve davranışlarını özenle seçmelidir. Öğretmen dersi katı bir yumuşak tavırla, sezgisel ve sevgiyle vermelidir.
Öğretmen, tamamen farklı özelliklere ve farklı ebeveynlik koşullarına sahip çocukları aynı anda sınıfta kontrol etmeli ve eğitmelidir. Bu elbette kolay bir iş değil ama bir ustayı usta yapan tüm bu özelliklere sahip olmasıdır. Öğretmen, öğrencilerine onlara saygı duymayı öğreterek başlamalıdır. Ders esnasında öğrenci sıkılmamalı, gururu incinmemelidir.
Öğrenci özelliklerini sınıflara göre incelersek:
İlköğretimin birinci kademesinden ikinci kademesine geçişin yapıldığı ilk yıl beşinci sınıftır. Bu yıl öğrencilerin en büyük sorunu uyumsuzluk. Bu uyumsuzluk öncelikle öğretmenden kaynaklanmaktadır. Çünkü birinci kademede bütün ana dersler öğretmen eşliğinde yürütülür. Ancak ikinci seviyeye geçtiklerinde her derse farklı bir öğretmenin katılması kafa karışıklığına neden oluyor. Beşinci sınıfın en önemli özelliklerinden biri öğrencinin birden fazla öğretmenle uyum sağlamasıdır. Bir diğer sorun da derslere ayrı ayrı önem verilmesi gerektiğinin farkındalığıdır. görülebilen bir gerçektir. Birinci seviyede Türkçe, matematik ve hayat bilgisi gibi derslere daha fazla önem verilmekte ve bu derslerde başarılı olan öğrencilerin diğer ders puanları da aynı oranda artırılmaktadır.
İkinci aşamada, daha yoğun derslerin ve müfredatların farklı öğretmeni öğrenciyi etkiler. Eğitim-öğretim yıllarında en hassas yıllardan biri olan beşinci sınıfta kullanılan her eğitim aracı bu anlamda daha da önem kazanmaktadır. Öğrencinin sıkılmadan kazanımlar elde etmesi hem öğretmene hem de öğrenciye yarar sağlar. Öğrenciye verilecek tüm eğitim ve öğretim faaliyetleri öğrenciye sezgilerle verilmelidir ve bu da ancak sevgi ve istekle mümkündür.
Altıncı sınıflar artık okula, arkadaşlara ve derslere katılmak için farklı öğretmenlere alışmıştır. Bu dönem dersler zor olmasa da daha rahat bir eğitim-öğretim yılı olacak.
Ergenlik, yedinci sınıf öğrencilerinin özellikle de kız öğrencilerin en hızlı değişime uğradığı dönemdir. Vücut yapısındaki bariz bir değişiklik öğrenci üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir. Bu değişim ve gelişim içerisinde olan öğrencinin aklı derslerden çok kendi başının çaresine bakmaktır. Çünkü; Bu dönemde bilinçli aile ve okul bakımı ve psikolojik danışma hizmeti alınması gerekmektedir. Aile, okul ve arkadaşlarının yardımıyla çocuk bu dönemi sorunsuz atlatabilir. Bu nedenle yedinci sınıf öğrencisine karşı tutum çok önemlidir. Öğrencinin bu dönemi dikkate alınmalı, tutum ve davranışları iyi ayarlanmalıdır.
Öğrencilerin olumsuz davranışlarına ders sırasında değil, yüz yüze konuşarak dikkat edin. Dolayısıyla gurur kavramının yoğun olduğu bu dönemde birebir görüşmeler o öğrencinin bir birey olarak kabul edildiğinin bir göstergesidir. Sınıfta ödüllendirme, öğrencinin gururunun gururunun okşanmasını sağlar.
sıra 8; Liseye giriş sınavı hazırlıklarının ve ergenlik dönemi özelliklerinin yoğunlaştığı bir yıldır. Öğrenciler üzerinde aile ve okul baskısı, sınav hazırlıkları, yaş döneminin özellikleri öğrencileri psikolojik bir süreç içerisine sokmaktadır. Bu dönemde öğrencilere olabildiğince sıkılmadan bilgi verilmeli, bilgiler örtük olmalı, okuduğunu anlama ve anlatıma ağırlık verilmelidir.
Kaynak:
(YALÇIN, Alemdar, AYTAŞ, Gıyasettin 2002: 17)
[ GÜLERYÜZ, Hasan, 2002:9 (Morgan, 1982:64-65)]
(Kashkhemet, Leyla, 2001: 12)
(Kashkhemet, Leyla, 2001: 15)
yazar:Sarpil Altunyay
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]