Jean Baudin, Fransız bir avukattır. Bodin aynı zamanda bir tarihçi olarak da bilinir. Machiavelli ile birlikte modern düşüncenin izlerini sürerken, siyasi gücün kaynağının artık ilahi olmadığını vurgulamış ve laik düşüncenin siyasete yön vermesi gerektiği fikrini benimsemiştir. Ancak modern anlamda devlet teorisi hala eksiktir. Bowden en çok egemenliğe vurgu yapar ve bunun çok önemli olduğunu belirtir. Bowden’a göre en güçlü güç egemenliktir. Bowden, egemenliği üç unsurda inceler: bölünmezlik ve süreklilik. Machiavelli’de Bodin tarafında da mutlak egemenlik sorgulanır. Ancak Machiavelli, üstünlük sorununu Jean Bodin gibi tasavvur etmemişti. Bu konudaki algı Bodin’e özgü bir tavırdır. Jean Bodin’in siyasal düşünce tarihindeki önemi, egemenliği vurgulaması ve buna süreklilik unsurunu katmasında yatmaktadır. Egemenliğe eklenen süreklilik unsuru çok önemlidir. Bunun nedeni, Jean Bodin’den önce “Devlet benim” kavramının egemen olmasıdır. Kral ölünce ne olacak, önemli olan şimdiki kral. Bowden, kuvvetin mutlak olması gerektiğini ve bu mutlaklığın sürekli olmasının da eşit derecede önemli olduğunu söylüyor. Bodin, gücün kullanılması ile güç ilkesi arasında ayrım yapar. Bu durum, yönetici değişse de iktidar kurumunun devam edecek olmasıyla açıklanmaktadır. Bu zaten tam anlamıyla devamlılık unsurunun bir tezahürüdür. Bodin ile birlikte “kral öldü, yaşasın yeni kral” anlayışı siyasi yapının temelini oluşturmakta ve bu sürekliliği de sağlamaktadır.
Mutlak egemenlik, onu başka bir güçle paylaşmamak demektir. Bowden’ın güç anlayışında dinin yeri vardır. Yani Jean Baudin, devlet ilişkilerinde dini dışlayan bir zihniyeti benimsememiştir. Bodin’de gücün doğa yasası tarafından sınırlandırılmasının tezahürü bir şekilde ilişkili olmalıdır. Hükümdar’ın koyduğu kanun tabiat kanununa aykırı ise, onların hayata adapte olmaları direnme hakkının kaynağıdır. Direnme hakkının olmamasının mutlak olanı güçlendiren bir olgu olduğunu belirtti. Bodin’in asıl endişesi, siyasi birliğin sağlanıp sağlanamayacağıdır. O zamanlar Fransa’da Protestan Kilisesi de dahil olmak üzere bir çatışma ortamı vardı. Bodin ile güç ve güç kullanımı arasında bir ayrım yapılmıştır. Bu ayrımda asıl olan egemenliğin kaynağıdır. Egemenliğin kaynağı toplum sözleşmesidir.
Kaynak:
Ortaçağ düşünürleri ben
katip:Emir Karasu
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]