dram; Yunanca “dran” ve “dranein” kelimelerinden türetilmiştir ve “yapmak, yapmak, hareket etmek” anlamına gelir. İnsanlar arasındaki acınası durumları ifade etmek için kullanılan ‘dram’ kelimesi de bu kökten gelmektedir. Drama kelimesinin bu kullanımla doğrudan bir ilgisi yoktur.
Ülkemizde drama ya da eski anlamıyla dramatizasyon, Cumhuriyet döneminde eğitimde kullanılmıştır. Doğru, Osmanlı döneminin sonlarına doğru İsmail Haki Baltacıoğlu’nu bu alanda öncü olarak görüyoruz. Çünkü; Baltacıoğlu, 1908’de İstanbul’da Maarif Nezareti’nin (Maarif Nezareti) başındayken, tiyatroyu okullara dahil etmiş ve Meşrutiyet döneminde eğitim müfredatlarına “Tarihi Temsil” adı altında eklemeler yapmıştır. Bu arada tiyatronun eğitim ve öğretimle ilişkisinden bahseden “Mektep Temsil Usulleri” adlı bir kitapçık yayınlandı.
Cumhuriyet döneminde 1926 yılı ilkokul programında, Sıbyan Mektebi Eğitim ve Öğretim Esasları Dairesi’nde oyunculuk (tiyatro) esas alınmıştır. İlerleyen zamanlarda ilkokul ve ortaokul programlarında rol alarak oynama şeklinde drama etkinliklerinden bahsedilmektedir. özellikle; Zaman zaman Türk dili, tarih, beden eğitimi gibi derslerin de bu şekilde verilmesi önerilmektedir.
1962 lise programında öğrencilerin gördüklerini, okuduklarını ve düşündüklerini “temsil yoluyla ifade etmeye” çalışmaları gerektiğini belirtti. Bunun dışında Türkçe dersinde okunan metinlerin canlandırılmasında ilkokulda kullanılan çeşitli tekniklerden oyunculuk yoluyla dramatizasyondan yararlanılabileceğine de değinilmiştir. Drama çalışmalarının öğrencilerin konuşma becerilerinin olumlu yönde gelişmesinde konuşma, anlatma, tartışma ve hikâye oluşturma yöntemlerinin yanı sıra drama çalışmalarının da önemli bir rol oynadığına dikkat çekilmiştir. Bu arada Selahaddin Kuruh’un 1938’de yayınlanan ve ikinci baskısı 1950’de yayınlanan Mekteplerde Dram adlı eseri bu alanda önemli bir boşluğu doldurmuştur.
MEB FRTB (Film Oyunculuk Birimi), resim öğretmeni Nevid Gökaydın’ın 1956’da Amerikalı uzmanlarla Ankara’da düzenlediği ve bir yıl süren sanat etkinliklerini ve drama atölyelerini filme aldı.
1965 yılında Emin Özdemir tarafından dramatizasyon üzerine bir el kitabı yayımlanmıştır. Özdemir Uygulamalı Drama adlı kitapçığında eğitim anlayışının geliştirilmesinde ve değiştirilmesinde önemli ve ağır bir yöntem olan dramanın, doğal bir öğrenme biçimi olması nedeniyle çocukların yaşamlarında geniş ölçüde yer aldığını görmektedir. taklitlerine dayalı öğrenme. güçler. Bu gönderi, o yıl her düzeydeki öğretmenler için yayınlanan hizmet içi eğitim serisine dahil edildi. Broşürde teatralliğin tanımı, parmak oyunu, sözsüz oyun (pandomim), taklit, bağımsız, bağımsız tiyatro oyunu türleri tanımlanmaktadır. Ayrıca ana dersler arasında yer alan sosyal bilgiler, yurttaşlık bilgisi, coğrafya, tarih gibi dersler için de uygulamalı örneklere yer verilmiştir. Özdemir, eğitimde sınıf içi dramatik oyunculuk ile okul tiyatrosu (oyunculuk) kavramlarının ayrı şeyler olduğunu belirtti.
1968 İlköğretim Müfredatı’nda Türkçe derslerinin öğretimine ilişkin bölümde sözlü ve yazılı anlatıma ilişkin açıklamalar arasında şu madde yer almaktadır: “Küçük oyunların öğrencileri konuşturmada önemli bir yeri vardır.”
Drama, öğrencinin belirli temaları hayata geçirmesi için bir fırsat sağlar. Bu nedenle öğretmen, sosyal bilgiler dersinde veya diğer derslerde dinledikleri veya okudukları bir hikâyeyi ve öğrendiklerini öğrencilere hemen canlandırmalıdır. Bu çalışma ilk sırada başlamalıdır. Burada açıklanan dramatizasyon eylemi yazılı oyun eylemiyle karıştırılmamalıdır. Yukarıdaki basit drama egzersizleri, çocukların kendilerini dinledikleri veya okudukları hikayelerdeki insanların yerine koyarak bir olayı canlandırmaları içindir. Öğrencilere karagöz, kukla oyunları oynattırmak, yazılı oyunlar canlandırdırmak da ifade özgürlüğünü geliştirici eğitici yöntemlerdir. Sınıflarda ve okul performanslarında kullanılabilir. timsah ve oyuncak bebek yapmak, resim dersi için dekor hazırlamak; Türkçe derslerinde öğrencilerin oynayacağı yazma oyunları da etüt çalışmaları yazma olanağı sağlar. Bazen bir konuyu sadece jestlerle ifade etmeye yönelik çalışmalara da yer verilmelidir.
1980’li yıllara kadar MEB’de drama “oyunculuk” ve “oyun” olarak yer alır. 1980’li yıllarda oyuncu ve tiyatro yönetmeni Tamer Levent’in ergen ve gençlik grupları ile başlattığı “Eğitimde Drama” çalışmaları, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi İnci San’ın katkılarıyla belli bir düzeye ulaşmıştır. Özellikle ezberci öğrenme yaklaşımının yerini katılımcı, yaratıcı ve yorumlayıcı bir yaklaşım almıştır. Eğitimde Yaratıcı Drama yeni bir kavram olarak eğitim sistemine yerleşmeye başlar.
Bu gelişmeler, dramanın öğretmen okullarının müfredatlarına dahil edilmesinin ve hizmet içi eğitimlerle öğretmenlerin drama konusunda uzmanlaşmasının önünü açmaktadır.
1985 yılı bir bakıma Türkiye’de yaratıcı dramanın çağdaş kullanımına açılma yılıdır. 1985 yılında “Uluslararası Eğitimde Drama” konulu ilk sempozyum düzenlenmiş, 1985 yılından itibaren sanat eğitiminin yanı sıra bir öğretim yöntemi olarak dramayı da içeren yayınlar yapılmaya başlanmış, çok sayıda yüksek lisans ve doktora tezi hazırlanmıştır.
Bakanlık da bu gelişmelerden etkilenerek ilk kez 1992 yılında düzenlediği bir hizmet içi eğitim programı ile konuya kapılarını aralamış ve okul öncesi için resim, çizim ve drama alanında hizmet içi eğitim programları başlatmıştır. okul eğitimi.
Eğitim sistemimiz genel olarak ezbere ve bilgi depolamaya yöneliktir. Öte yandan oyun ve deney yoluyla yapılandırılan, grup dinamiklerinden, eleştiri ve tartışmadan yararlanan eğitim, birbiri üzerine yığılmış bilgilere dayalı öğrenmenin ötesine geçer. Öğretmenin tek yönlü konuşmasından ziyade öğrencinin çok boyutlu öğrenmesi, derslerdeki etkinliği, kişilerarası iletişimi, yaratıcılığı ve karakter eğitimi gibi birçok boyut drama temelli öğrenme ortamında doğal olarak gerçekleşir.
Dramayı bir öğretim yöntemi olarak benimseyen öğretmen, çocukların diğer alanlara dayalı kavram ve olguları öğrenmeleri için de bu süreçleri kullanır. Bu süreçte çocuklar konuları daha derinlemesine inceler ve öğrenirler.
Yaratıcı drama, öğrencilerin bir ders ünitesindeki yaşamı, kavramı, temaları veya temaları bir grup çalışmasında yaşayarak, canlandırarak ve oynayarak öğrenmelerini sağlayan bir süreç, bir öğrenme ortamıdır. Aynı zamanda eski bilgiler gözden geçirilir, sorgulanır ve yeni bilişsel ve duygusal kalıplarla pekiştirilir.
Kaynak:
Ondokuz Üniversitesi Mais
Eğitim Fakültesi
Dram ders notları
akpier arkadaş
2012 | 2013
katip:Meli Öztürk
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]