Alman mühendis Rudolf Diesel, Otto’nun motorundan 16 yıl sonra, 1892’de benzini icat etti. Birçok özellik temelde benzinli motorlarla aynıdır. Tek fark, pistonda sıkıştırılanın yakıt + hava karışımı değil, sadece hava olmasıdır. Basınçlı hava belirli bir basınç ve sıcaklığa ulaştığında, yüksek basınçlı enjektörden yakıt püskürtülür ve yakıt basınçlı sıcak havanın içine patlayarak piston aşağı doğru itilir. Benzinli motorla arasındaki temel fark budur, ancak avantajları ve dezavantajları vardır. Dizel motorun en büyük avantajı yakıtın havaya püskürtülmesi sonucunda yanmanın daha hassas gerçekleşmesi ve dolayısıyla daha verimli olmasıdır. Dizel motorlarda bu verim %40’ın üzerinde iken benzinli motorlarda %20 seviyesinde olan motor veriminden bahsetmiştik. Bu sayede dizel motor ve benzinli motora göre aynı miktarda yakıtla daha fazla mesafe katedilebilir. Yanma agresif bir şekilde gerçekleştiği için çekiş yani tork daha fazladır ve ara hızlanmaları daha iyi gerçekleştirir fakat bu kadar devir yapamadıkları için çabuk kesilirler. Hız artıramamalarının nedeni dizellerin daha güçlü bir motor bloğuna ve daha dayanıklı piston ve silindirlere sahip olmalarıdır. Daha dayanıklı malzemeler daha ağır metal anlamına geldiğinden, pistonları 4.000 devirden daha hızlı döndürmeniz pek olası değildir. Öte yandan benzinli motorlar 6.000 devire rahatlıkla çıkabiliyor. Dizel motorlarda yüksek basınçlı yanma sonucu yüksek kaliteli malzemelerden üretilen motor parçaları da motor maliyetini artırmaktadır. Ayrıca bakımların sık yapılması ve arıza durumunda daha ciddi sorunların ortaya çıkması da dezavantajlardır. Sonuç olarak, dizel motorlar sağladıkları iyi yanma ve güçlü çekiş ile kamyon ve otobüs gibi güçten çok çekiş gerektiren alanlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Binek otomobil ve cip gibi daha fazla güç gerektiren küçük araçlarda benzinli motorlar tercih edilmektedir.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]