Türkçe güçlü bir yapıya sahiptir ve dilbilgisi açısından çok düzenlidir. Max Müller, Türkçe dilbilgisinin bu eşsiz gücünü şöyle açıklıyor: “Türkçe dilbilgisi kitabı okumak, bu dili öğrenmeye niyeti olmayanlar için bile gerçek bir zevktir. Farklı gramer yapılarını belirtebilme, isim-fiil çekimlerindeki düzenlilik.” dilin bütün yapısı, insan aklının üstün gücünü dil aracılığıyla kavrayabilenleri etkiler… Türkçede her şey şeffaf ve açıktır.Dilin iç ve dış yapısı sanki kristal bir arı kovanının yapısını izliyormuşuz gibi ortada… Türk dili o kadar zarif ki, seçkin bir akademisyenler heyetinin uzun bir çalışma ve oylamalarının bir sonucu olarak değerlendirilebilir.” Kendi sözleriyle anlatıyor. .
Türkçe matematiksel olarak hassas sayılabilecek güçlü bir yapıya sahip olduğu için Türkçe dil bilgisi öğretiminin diğer dillere göre daha kolay olması gerekir. Ayrıca Türkçenin sondan eklemeli bir dil olması da kelime türetme mantığını anlamak açısından önemlidir. Kelime oluşumundaki netlik ve karmaşık ifadeleri bile basit sıralı cümle yapılarıyla ifade edebilme becerisi, Türkçe dilbilgisi öğretimini kolaylaştırır. Dilbilgisi bir kurallar bütünü olarak kabul edilse de dili canlı tutan ve dili koruma avantajına sahip bir sistemdir. Bu anlamda Türkçenin düzenli ve ciddi bir gramer mantığı vardır.
Türkçe dilbilgisi öngörülen güçlü yapıya paralel olarak öğretilmelidir. Ancak günümüzde Türkçe dilbilgisi, hatalı yöntemler nedeniyle yüzeysel ve dilbilgisine dayalı olarak öğretilmektedir. Geleneksel dilbilgisi öğretimi, aslında her Türk’ün sahip olduğu sezgisel becerileri dil edinim becerileriyle, ayrılmaz bir dilbilgisi ile öğretme çabasına dönüşmüştür. Bu nedenle daha yeni ve daha etkili yöntemler denenmeli ve dil bilgisi öğretimi kuralları öğrenmeden farklı hale getirilmelidir.
Dil bilgisi öğretiminde yapılan ikinci hata, kişinin kendi çabasıyla bulması gereken ilke ve genellemeleri doğrudan örnek kalıplar üzerinde göstermeye çalışmaktır. Bu yöntem genelleme yapmayı ve bütünü görmeyi engelleyerek daha dar kalıpların kurtarılmasına neden olacaktır. Bunun yerine metne dayalı dilbilgisi öğretilmeli ve dilbilgisi buluş yöntemine özümsenmelidir. Zeynep Korkmaz da, “Metinleri takip edip metinlerden dilbilgisine, metinlerdeki işlevlerden biçimlere geçtiğimizde, gramerimiz muhtemelen çok daha farklı bir bakış açısından ve kapsamlı ve genişleyen bir ufka sahip olarak karşımıza çıkacaktır” dedi. Şekil hakkında düşünüyor.
Dilbilgisi öğretiminin gerekliliği artık herkes tarafından kabul edilmiş görünmektedir. Ancak öğretimin nasıl yapılması gerektiği konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Dilbilgisi, diğer temel dil becerilerinden bağımsız olarak öğretildiğinde, kuşkusuz tam boşluk bırakan dil becerileri ile birbirini tamamlaması gereken beceriler olumsuz aktarıma neden olabilir. Bu nedenle dil bilgisi ve dil bilgisi öğretiminde kapsamlı yöntem esas alınmalı, okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerileri birleştirilmelidir.
Dil bilgisi öğretiminde önce kuralları tanıtıp ardından kuralları pekiştirmek için örnekler vermek yerine; Örnekler verilmeli ve dilbilgisine bu örnekler üzerinden ulaşılması sağlanmalıdır. Bu yöntem aynı zamanda çağdaş eğitim için uygundur ve daha etkili yaşam boyu öğrenme sağlar.
Türkçe dil bilgisi öğretiminde buluş yönteminin gereği olan “parçadan bütüne” ilkesi benimsenmelidir. Çünkü parçayı anlayan bireyler, bütün hakkında çıkarımlarda bulunarak kendi bilişsel şemalarını oluşturacaktır. Bu durum gramer öğretiminde fonolojinin önemini ortaya koymaktadır. Sesten heceye, heceden kelimeye, kelimeden cümleye, cümleden paragrafa, paragraftan metne bir öğrenme yolu izlendiğinde, kapsamlı sonuçlar çıkarma olasılığı artacak ve buluşa dayalı daha etkili öğretim sağlanacaktır.
YerelHaberler
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]