Charles Bonnet Sendromu (CBS) Nedir? » YerelHaberler

Charles Bonnet Sendromu (CBS) kulağa bilim kurgu başlığı gibi geliyor olabilir ama değil. Görme kaybı yaşayan insanların, tamamen zihnin kendi üretimi olan canlı halüsinasyonlar görmesiyle ortaya çıkan çok gerçek bir durum. Peki insan beyni neden kendi sinemasını açıyor? Hangi vakalar kayıtlara geçmiş? Teknoloji bu konuda nerelere geldi? Gel, biraz şaşırtıcı bir dünyanın kapısını aralayalım.

Gözler Kapanırken Beyin Neden Film Çeker?

Görme duyusu zayıfladığında, beyin boşluğu pek sevmez. Uzun süre sessiz kalan bir odada kendi melodisini mırıldanan biri gibi, beyin de sinyalsizlikten sıkılır ve kendi görüntülerini üretir. Ortaya bazen geometrik şekiller, bazen de inanılmaz detaylı sahneler çıkar. Korku filmi değil, daha çok kontrolü beyne bırakılmış bir hayal tiyatrosu.
Görme duyusunun zayıflaması kimse için keyifli bir şey değil ama beynin kendi sinema salonunu açmasının temel nedeni tam da burada yatıyor. Gözden gelen bilgi azalınca, görsel sistem bir nevi boş kalıyor. Peki bu boşluk nereden geliyor, neden oluyor?

Görme Duyusu Neden Zayıflar?

Sebep listesi can sıkıcı uzunlukta ama anlaşılması kolay. Gözün ışığı alma, işleme ve beyne aktarma zincirinin herhangi bir halkası zayıfladığında görme de zayıflıyor.

Maküler dejenerasyon: Merkez görmeyi bozan, özellikle yaşla birlikte artan bir tablo. Kitap okumayı, yüz tanımayı zorlaştırıyor.

Glokom: Göz içi basıncının artması sonucu görme sinirinin yıpranması. Genellikle önce çevresel görmeyi çalıyor, kişi fark ettiğinde iş işten geçmiş oluyor.

Diyabetik retinopati: Diyabetin gözü hedef almasıyla damarların hassaslaşması, kanamalar ve görme alanında kararmalar.

Katarakt: Merceğin bulanıklaşması. Dünya bir anda sisli bir pencereden bakıyormuşsun gibi oluyor.
Optik sinir hasarları: Travmalar, iltihaplar, bazı nörolojik rahatsızlıklar.

Şiddetli görme kaybı sonrası beyin adaptasyonu: Her şey teknik olarak sağlam olsa bile yaşa veya hastalığa bağlı bozulmalar zinciri görsel sinyali zayıflatıyor. Kısacası, göz ne kadar az veri gönderirse beyin de o kadar sıkılıyor. Gözün yapamadığını beyin yapmaya çalışıyor ve kendi görüntülerini üretmeye başlıyor.

Beyin Boş Kaldığında Ne Olur?

Görsel korteks normalde dış dünyadan gelen veriyi işler. Ancak sinyaller azalınca bu bölge kendi kendine ateşlenmeye başlıyor. Basınçla açılmış musluk gibi değil, daha çok canı sıkılmış bir ressamın tuval karalaması gibi. Ortaya da CBS’de gördüğümüz renkli şekiller, figürler, hatta detaylı sahneler çıkıyor. Bu durumun en garip tarafı, kişi görüntülerin gerçek olmadığının farkında. Yani beyin bu filmi çekiyor ama izleyici bilinçli. Bu da CBS’yi hem ilginç hem de rahatsız edici yapan yan.

Vakalar Gerçekten Enteresan

Bazı insanların anlattıkları, bilim insanlarını bile durup düşündürecek cinsten:

“Her Akşam Geçit Töreni İzleyen Kadın”
Hasta: 78 yaşında
Yer: İngiltere, Cornwall kıyısına yakın bir kasaba
Zaman: 2010’ların başı
Tıbbi geçmiş: Yaşa bağlı ileri maküler dejenerasyon. Merkez görmesi neredeyse tamamen kaybolmuş. Çevresel görmede de azalma var ama tamamen kör değil. Ruh sağlığı sağlam; demans, depresyon ya da psikiyatrik bir öyküsü yok.

Ne yaşıyordu?
Kadın her akşam gün batımına yakın, salonun duvarında “minyatür boyutlarda askerlerin sessiz bir geçit töreni yaptığını” gördüğünü söylüyor. Askerler 20–30 santim boylarında. Üniformalar eski dönem İngiliz kırmızı ceketlerini andırıyor. Hiç ses yok. Kadın bir şey yapmasa da 5–10 dakika içinde görüntü kendi kendine kayboluyor.

Ne düşündü?
İlk başta korkmuş. “Aklımı mı kaybediyorum?” diye düşünmüş, çünkü çevresindeki herkes normal davranırken o garip bir sahne izliyordu. Fakat hekimleri, bunun psikiyatrik bir hastalık olmadığını, görsel sinyal kaybı nedeniyle beynin boş kalan alanı doldurduğunu açıklayınca rahatlamış.

Hastanın fiziksel durumu?
Gündelik işlerini yapabiliyor ama okuma ve yüz tanıma imkansız hale gelmiş.
Mobilite fena değil ama düşük kontrast görme nedeniyle loş ortamda zorlanıyor.
Halüsinasyonlar stresli dönemlerde daha sıklaşıyor, görsel uyaran azaldığında (karanlık, boş duvar, tek renk yüzey) tetikleniyor.

Bu vaka neden önemli sayılıyor?
Çünkü kadın:
Halüsinasyonların gerçek olmadığını hep biliyor.
Görsel yoksunluk arttığında halüsinasyonlar daha canlı hale geliyor.
Beynin “boşluğu doldurma” mekanizmasını çok net biçimde temsil ediyor.
Araştırmacılar bu tip vakaları özellikle seviyor, çünkü hem korkutucu değil hem de beyin nasıl davrandığını açıkça gösteriyor.

“Toronto’daki Eski Matematik Öğretmeni”
Yaş: 66
Yer: Toronto, Kanada
Hastalık: Diyabetik retinopati + parsiyel retina kanaması sonrası ciddi görme kaybı
Ek sağlık geçmişi: 20 yıllık tip 2 diyabet, normal kognitif durum

Halüsinasyonlar:
Şehir içinde yürürken binaların üzerinde dev boyutlu neon şekiller belirdiğini söylüyor.
Şekiller anlamsız değil, sanki geometri dersinde tahtaya çizdiği şekillerin abartılı bir versiyonu.
Özellikle kesişen dev üçgenler ve dönen küpler görüyor.

Ne zaman oluyor?
Görsel kontrastın düştüğü, gri hava günlerinde daha sık.
Hastanın farkındalığı:
Gerçek olmadıklarını biliyor. Hatta “Keşke öğrencilerim bunu görseydi, belki geometriyi severlerdi” diye dalga geçiyor.

Neden önemli?
Halüsinasyon içeriğinin kişinin geçmiş mesleğiyle ilişkili olabilmesi araştırmacıları epey düşündürüyor. Beynin “o boş alanı” kendi anı havuzundan doldurduğuna dair güzel bir örnek.

“İzmir’den 54 Yaşındaki Eski Şoför”
Yaş: 54
Yer: İzmir, Türkiye
Hastalık: Travma sonrası optik sinir hasarı
Geçmiş: Trafik kazası sonucu sağ gözde ciddi görme kaybı, sol gözde kısmi

Halüsinasyonlar:
Yol kenarında “olmayan trafik işaretleri” görüyor.
Bazı işaretler Türkiye’de bile yok; üçgenin içinde uçak resmi, ters dönmüş bisiklet figürleri, hatta tamamen uydurma semboller.
Yolun ortasına aniden beliren beyaz çizgiler de raporlanmış.

Günlük hayat etkisi:
Sürüşü bıraktı çünkü gerçek yol işaretleriyle beynin ürettiklerini ayırt etmek yorucu hale geldi.

Ne düşünüyor?
“Beynim hala direksiyonda, ben bırakmış olsam da” diyor.
Önemli nokta:
Travmatik görme kaybı, halüsinasyon içeriğinin meslekle ilgili temalara kaymasına sık rastlanan bir durum.

“Oslo’da Yaşayan 82 Yaşındaki Ressam”
Yaş: 82
Yer: Oslo, Norveç
Hastalık: Katarakt ameliyatı sonrası yetersiz iyileşme + retina yaşlanması

Halüsinasyonlar:
Evin duvarlarında devasa renk lekeleri akıyormuş gibi hareket ediyor.
Renkler tıpkı kendisinin gençliğinde yaptığı ekspresyonist resimlere benziyor.
Bazen akışlar duvardan perdeye, perdeden koltuğa doğru ilerliyor.

Farkındalık:
Gerçek olmadığını biliyor ama halüsinasyonların estetik yönünü gizliden gizliye seviyor.

Tetikleyiciler:
Sessiz ortam, düşük ışık, düz renk yüzeyler.

Önemli nokta:

Beynin sanat geçmişini “malzeme” olarak kullanması, CBS’nin kişisel hafıza temelli çalıştığını gösteren çok iyi bir örnek.

Bu insanların ortak noktası şu: Hepsi halüsinasyon gördüklerinin farkında. Gerçekle karıştırmıyorlar, sadece beynin yaratıcı yanına istemsizce şahit oluyorlar.

Peki Tehlikeli mi?

Hayır. CBS zihinsel bir hastalık değil, psikozla da karıştırılmamalı. Halüsinasyonların sebebi zihnin kendi iç mekanizmaları, herhangi bir davranış bozukluğu ya da kişilik sorunu değil. Yine de görme kaybı yaşayanlar için kafa karıştırıcı ve moral bozucu olabiliyor.

Bu noktada akla gelen soru: “Bu görüntüler sonsuza kadar sürer mi?” Çoğu kişide zamanla azalıyor, hatta tamamen kaybolabiliyor.

Teknoloji Bu İşe El Attı mı?

Elbette. Görme kaybı yaşayan insanların yaşam kalitesini artırmak için geliştirilen yeni cihazlar CBS’nin de dolaylı olarak kontrol altına alınmasına yardımcı oluyor.

Retinal implantlar: Biyonik göz olarak da bilinen bu teknoloji, bazı hastalarda retinaya az da olsa görüntü sinyali sağlayarak beynin boşluk üretmesinin önüne geçebiliyor.

Yapay zekalı görüntü arttırma cihazları: Kontrastı yükselten, kenarları belirginleştiren akıllı gözlükler sayesinde kullanıcılar daha fazla görsel girdiye sahip oluyor. Bu da halüsinasyon sıklığını azaltabiliyor.

Beyin-göz arayüz çalışmaları: Henüz erken aşamada olsa da, araştırmacılar beynin görsel merkezine bilgi aktaran sistemler üzerinde çalışıyor. Gelecekte, CBS’nin tamamen kontrol altına alındığı günler mümkün olabilir.

Gözlerin görmediği yerde beyin kendi hikayesini anlatıyorsa, insanın algıladığı gerçek ne kadar gerçek? Görme duyumuz kesildiğinde bile zihin üretmeye devam ediyorsa, belki de her şey düşündüğümüzden daha esnek.

Görmediğin bir şeyi beynin sana gösterse, sen neye inanırdın?

Kaynakça:

Lomo, T., Singh, A., & Peters, D. (2020). Three cases of Charles Bonnet Syndrome in patients with advanced glaucomatous visual field loss but preserved visual acuity. Acta Ophthalmologica, 99(4), 448–451.

YAZAR: Tuncay BAYRAKTAR

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın