Atatürk, cumhuriyetle birlikte Türk milletinin geleceğini çizerken, toplumun ileri ve medeni olması gerektiğini de ortaya koymuştur. Atatürk’e göre ülkeyi her alanda çağdaş ve çağdaş bir düzeye getirecek inkılâpların yapılmasının zamanı gelmiştir.
Atatürk inkılâpları tamamen Türk milletinin ihtiyaçlarını karşılamak için yapılmıştır. “Yaptığımız ve yürütmekte olduğumuz inkılâpların gayesi, Türkiye Cumhuriyeti halkını, bütün anlam ve biçimleriyle, çağımıza son derece uygun, medeni bir toplum haline getirmektir. İnkılâplarımızın temel kuralı budur. ” Atatürk siyaset, toplum, hukuk, eğitim, kültür ve ekonomi alanlarında yaptığı inkılâpları gerçekleştirmiştir. İktisadi alanda Türkiye’de ilk iktisat konferansı 1923 yılında yapılmıştır.
Atatürk, “Kılıcı tutan kol yorulur, sapanı tutan kol ise günden güne güçlenir” demiş. Ekonominin önemini vurgulayın. Ve Atatürk, vatanın gerçek sahibinin halk olduğu görüşünü bir kez daha yineledi ve bunu siyasi alandan ekonomik alana taşıdı. “Bir lokma bir hırka”ya razı olarak Anadolu köylülerini yaşamaktan vazgeçirmeye çalıştı.
İçindekiler
Siyasi alanda meydana gelen devrimler
1919’da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başlayan milli kurtuluş savaşımız 1922’de sona erdi. Osmanlı Devleti yetkilileri bu savaşın liderleri için ölüm fermanları imzalamaktan çekinmediler. Milli Mücadele bittiğinde bir tarafta TBMM hükümeti, diğer tarafta Osmanlı Devleti vardı.
TBMM’nin 1 Kasım 1922’de çıkardığı bir yasa ile tarihimizde hükümet dönemi sona ermiştir. Yeni bir dönem başladı. Osmanlı saltanatının kaldırılmasından sonra 1921 anayasasında değişiklikler yapıldı. 29 Ekim 1923’te Türk devletinin Cumhuriyet adına yönetim şekli kabul edildi. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte tarihimizde Cumhuriyet dönemi başlamıştır.
1- Saltanatın Kaldırılması: Osmanlı Devleti’nde egemenlik padişahındır. Parlamento açılınca ulusal egemenlik benimsendi. Ancak o dönemde şartlar uygun olmadığı için padişaha dokunulmadı. İtilaf ülkeleri İstanbul hükümetini Lozan Konferansı’na davet ederek Türk tarafını bölmek istediler. Bu durum TBMM’de sert tepkilere neden oldu. Bundan yararlanan Mustafa Kemal, saltanatı ortadan kaldırmak için girişimlerde bulundu. Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırdı.
Saltanatın kaldırılmasıyla.
a. 622 yıllık Osmanlı İmparatorluğu ve Osmanlı hanedanının hakimiyeti ortadan kalktı. Halkın egemenliği tamamlandı.
B. Laikleşme yolunda ilk ve en önemli adımlardan biri atıldı.
c. Lozan görüşmelerinde Türk tarafını bölme girişimleri başarısız oldu.
Dr.. Parlamento ardıllığın devamına karar verdi. Osmanlı ailesinden Abdülmecid Efendi halife seçildi.
Saltanatın kaldırılması, başkanlık ve düzen sorununun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Cumhuriyetin ilanıyla bu sorun çözüldü.
2. Cumhuriyetin İlanı: Mustafa Kemal, Amasya Bülteni’nde ve Erzurum Konferansı’nda yeni Türk devletinin milli egemenliğe dayalı olacağını daha önce belirtmişti. 1921 Anayasası, egemenlik hakkının millete ait olduğunu açıkça belirtmiştir. Ancak vatanın kurtuluşu ön planda tutulduğu için asayiş konusuna değinilmemiştir. Saltanatın kaldırılmasıyla birlikte yeni Türk devlet sisteminin nasıl olacağı ve devlet başkanının kim olacağı konuları gündeme geldi. Bu arada Meclis yenilendi. Yeni Parlamento, Lozan Antlaşması’nı onayladı. Ancak parlamenter hükümet sistemi nedeniyle hükümeti kurmakta zorlandı. Buna dayanarak Mustafa Kemal, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilanını sağladı.
cumhuriyet ilan etmek;
a. Liderlik ve düzen sorunu çözüldü.
B. Cumhurbaşkanlığı, Başbakan ve temsilcilikler oluşturuldu.
c. Parlamenter hükümet yerine, bir hükümet sistemi getirildi. Mustafa Kemal Türkiye’nin ilk cumhurbaşkanı seçildi. İsmet Paşa başbakan olarak atandı.
Dr.. Egemenlik kesinlikle milletindi.
3. Halifeliğin kaldırılması: Saltanatın kaldırılmasından sonra halifeliğin devamına karar verildi ve halife Abdülmecid Efendi seçildi. Ancak bu durum ülkede din ve cumhurbaşkanlığı olmak üzere iki unvanın ortaya çıkmasına neden oldu. Ayrıca milliyetçilik, milli egemenlik ve laik devlet anlayışında bu tür kurumlara gerek yoktu. Eski rejim yanlıları ve Mustafa Kemal’e ve reformlara karşı çıkanlar, halifeyi bir sığınak olarak gördüler. Halife aynı zamanda devlet başkanı olarak da görev yaptı. Bu durum cumhuriyet sistemini tehlikeye atmıştır. Bütün bu nedenlerle 3 Mart 1924’te hilafet kaldırıldı. Osmanlı ailesinin tamamının yurt dışına nakledilmesine karar verildi.
Mirasın kaldırılması ile.
a. Eski sisteme dönüş yolu kapatıldı.
B. Laiklik alanında atılan en önemli adımdı.
c. Reformların önündeki engeller ortadan kalktı ve reformlar hızlandı.
4. Türkiye’nin idari teşkilatı: Yeni Türk devletinin kuruluşundan sonra idari teşkilatı yeniden düzenlenmiştir. En büyük idari birim ilçeydi. İller ilçelere, ilçeler de bucak ve köylere ayrıldı. Ankara, Türkiye’nin merkezinde olması, kolay savunulması, milli mücadelenin merkezi olması gibi nedenlerle başkent kabul edildi (13 Ekim 1923).
5. Çok Partili Hayata Geçiş Denemeleri: Yeni Türk Devlet Sistemi. Cumhuriyet, demokrasinin ulusal egemenliğe dayalı bir uygulama biçimiydi. Demokratik yönetimlerde farklı görüş ve fikirlerin yönetimde temsil edilmesi gerekliydi. Atatürk, TBMM’de farklı görüşlerin temsil edilmesini ve böylece hükümetin işlerinin denetlenmesini ve farklı çözüm yollarının bulunmasını istiyordu. Bu da ancak çok partili sisteme geçilmesiyle mümkün olmuştur. Bu nedenle Cumhuriyetin ilanından sonra yeni partilerin kurulmasına izin verilmiştir.
eğitimde değişiklik
Osmanlı İmparatorluğu’ndaki eğitim sistemi dini bir sistemdi. Mahalle okulunu bitirenler, isterlerse eğitimlerine yeşivalarda devam edebiliyorlardı. Dini bilgiler genellikle dini okullarda öğretilirdi. Bu eğitim kurumlarında teknoloji ve bilime önem verilmiyor. Dini okulların yanı sıra imparatorlukta devlet işleri için kurulmuş olan Endron Saray Okulu da bulunmaktaydı. Çok sonraları, Tanzimat döneminde Rüştiyye’de, Adadi ve Sultaniye’ye denk bir lise açıldı. Daha sonra tıp, askeri okul ve sivil okullar kuruldu.
Cumhuriyet döneminde din eğitimi sistemi kaldırılmıştır. Eğitim kurumlarında bilimsel yöntem ve ilkelere dayalı eğitim çalışmaları başladı. Tüm okullar bu esaslara göre yeniden düzenlenmiştir.
Atatürk eğitim ve öğretime büyük önem vermiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, cehalet sorununu kısa yoldan çözmek ve okur-yazarlığı kolaylaştırmak amacıyla 1 Kasım 1928’de Türk Harf Kanunu’nu kabul etti. Bu alfabe ile okuma yazmanın öğrenilmesi için Ulus okulları açılmıştır. Ülke genelinde okuryazarlık çalışmaları başladı. Atatürk, Ulus okullarında başöğretmen olarak ders verdi.
Karakter değişikliği dilde kısaca izledi. Arapça ve Farsça kelimelerden oluşan Osmanlı Türkçesi yerine Türkçe konuşulmaya ve yazılmaya başlandı. Atatürk, Türk dilinin birleştirilmesi çalışmalarını yürütmek üzere 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ni kurdu. Dilimiz yabancı kelimelerden yoksundur.
1. Eğitimde Standardizasyon Kanunu: Bu kanun 3 Mart 1924’te çıkarılmış ve tüm eğitim ve öğretim kurumları birleştirilerek Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır. 1925 yılında okullar kendiliğinden kapandı. Bugün imam hatip okulları yerine ilk, orta, orta, yüksek ve meslek liseleri açılıyor.
Atatürk’e göre eğitim milli ve çağdaş olmalıdır. “Dünyadaki her türlü bilimden, buluştan ve ilerlemeden faydalanmalıyız” dedi.
Milli eğitim sisteminde uyulması gereken temel ilkeler şunlardır:
• Eğitim birliğinin sağlanması, yaygınlaştırılması ve kolaylaştırılması
• Eğitim programlarının toplumun ve çağın ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi
• Cinsiyetler arası eşitliği garanti eden disiplinli ve bilimsel eğitim
• Görevlerini bilen yetenekli öğretmenler yetiştirin
2. Harf İnkılâbı: 1 Kasım 1928’de yapılan Harf İnkılabı ile okuması ve yazması daha kolay ve Türk diline daha uygun olan Latin alfabesine geçildi. Türk dilinin Arapça ve Farsçanın etkisinden kurtulduğu teyit edilmiştir.
3. Türk Tarih Kurumu: 1931 yılında kurulmuştur. Böylece Türk tarihinin ve eski Türk devlet ve medeniyetlerinin temelleri araştırılmıştır. Türk tarihinin köklü ve ileri bir medeniyete sahip olduğu ortaya çıkar.
4. Türk Dil Kurumu: 1932 yılında kurulmuştur. Böylece amaç, Türkçeyi dünya dilleri arasına alarak bilim dili haline getirmek, yabancı kelimelerden arındırmak, yabancı kelimelerden kurtarmaktı. Arap ve Fars dillerinin etkisi.
5. Güzel sanatlar alanında tamamlanmış çalışmalar. Konservatuvar ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi oluşturuldu.
6. Eğitim ve öğretimi geliştirmek için yeni okullar açmak. İstanbul Üniversitesi kuruldu, ziraat okulları açıldı. Milli kültür ve milli ahlakın gelişmesi için çaba gösterildi.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]