Günümüzde sayısı ve çeşidi artan hastalıklara bir takım çözümler bulmaya çalışıyorsunuz. Hastalık oluşumuna karşı en büyük ve en önemli çözümlerden biri sağlıklı beslenmedir. Sağlıklı beslenme, insan fizyolojisindeki sistemlerin sağlıklı ve düzenli çalışmasında çok önemli bir faktördür.
Bu sağlıklı beslenmede balın çok önemli bir yeri vardır. Çünkü arıların yaptığı bal, hastalıkları önleyen ve iyileştiren çok sağlıklı bir yapıya sahiptir.
Bal, arıların bal mide organı tarafından invertaz enzimi işlemi sonucunda çeşitli çiçek ve meyve tomurcuklarından aldıkları nektar maddesinin kimyasal olarak değiştirilmiş halidir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere balın ana bileşeni nektardır. Balın rengini, tadını ve aromasını bu madde belirler. Polenin bal üretimine etkisi yoktur. Polen sadece arıların protein ihtiyacını karşılamak için kullanılır. Bal yapımında farklı aşamalar vardır. İnteraz enzim işlemi sonucunda nektar vitamin ve mineral içeren bir madde olan bal şeklini alır. Daha sonra kovanların gözlerine bal konur ve bu hücrelerin üzeri mumdan yapılmış bir örtü ile kapatılır. Arıların peteğe aktardıkları bal, arıların sağladığı çok özel bir havalandırma sistemi ile sofralara gelen tat ve kıvama gelir.
Bal üretimi oldukça zahmetli bir süreçtir. Öyle ki yarım kilo ham nektarın toplanması, günde 900 arının çalışması anlamına gelmektedir. Toplanan bu nektarın tamamı bala dönüştürülemez. Çünkü nektar oranları ve kalitesi birbirinden farklıdır. Bu, çiçeklerden alınan nektardaki şeker konsantrasyonu ile ilgilidir. Bazı çiçek türlerinde bu şeker konsantrasyonu çok yüksekken bazılarında çok düşüktür.
Nektarın saf bala dönüştürülmesiyle üretilen 450 gram. Bal ağırlığı, 10.000.000 çiçekten nektar toplayan yaklaşık 17.000 arıdan oluşur. Bir bal arısı günde ortalama 500 çiçeği ziyaret ederek nektar toplar. Bu tur ortalama 25 dakika sürmektedir. Bu oranlar hesaplandığında 450 gr. Saf bal elde etmek için 7.000 arı saati gerekir.
Balın yapısı incelendiğinde balın tatlı bir dokusu vardır. Bunun nedenleri balda bulunan dekstroz, dekstroz ve sükrozdur. Bu oranlar balın %76’sını şeker, geri kalan %17’sini su ve geri kalan %7’sini fosfor, sodyum, magnezyum, demir, manganez, alüminyum, kükürt, polen, gümüş, protein ve albümin, dekstrin, nitrojen ve asitler: balın kalitesi %7 oranında bu kısımdaki bileşen maddelerle belirlenir.
Balın en önemli özelliği, doğal şekerin sindirim sistemindeki bir değişiklikten sonra kana girmesi iken, balda böyle bir işlem gerçekleşmez. Bal çok hızlı bir şekilde doğrudan kana karışabilen bir besindir.
katip: Erdoğan Gül
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]