Archæopteryx hakkında pek bir şey bilmediğimiz, çoğumuzun adını ilk kez duyduğu bir kuştur ve aslında kuşların atası konumundadır. Onaylanmamış olmasına rağmen, onun hakkında çok az bilgi var. Bu, tüylü bir güvercin büyüklüğünde, pençe ayaklı, havada asılı kalabilen, tam olarak uçmayan, yani modern kuşlarınkinden biraz daha düşük bir seviyede olan bir kuştur. Almanca’da ilk kuş anlamına gelen “Urvogel” olarak da adlandırılır.
Archæopteryx’in kuşlar ve dinozorların birleşmesi sonucu ortaya çıktığına dair bazı iddialar var. Yaklaşık 150 yıl önce ortaya çıktı. Az miktarda da olsa uçma yeteneğine sahip bir canlıdır. Archæopteryx fiziksel özelliklerini incelediğimizde kuştan çok dinozora benziyor. Resimlere baktığınızda bu farkı net bir şekilde görebilirsiniz. Archæopteryx, büyük bir gagaya sahip tarih öncesi etobur bir kuştur. İri vücudunu taşıyacak kadar güçlü kasları olmadığı için sadece kısa alçak uçuşlar yapabiliyordu. Gagası olmasına rağmen gagasının içinde dinozorlar gibi dişleri vardır.
Son zamanlarda dinozorlar ile Archæopteryx arasında kimyasal bir benzerlik olduğu anlaşılmıştır. İlk iki fosil kalıntısı 1861 yılında bulundu. İlk uçabilen canlı olduğuna inanılıyor, bu nedenle kuşların atası olarak kabul ediliyor. Kuşların ve dinozorların evriminden sonra ortaya çıktığı iddiası sadece bir varsayım değildir. Ayrıca çeşitli bilimsel verilere dayanmaktadır. Bir kuş türü olmasına rağmen uçamayan kuşlarda bulunur. Kanat açıklığının küçük olması nedeniyle kanatları kendi vücut ağırlığını kaldıramaz ve uçamaz. Öte yandan bu kuş türü, yüksek vücut ağırlığına rağmen geniş kanatları sayesinde uçabilir.
Görünüşleriyle insanları hayrete düşüren bu canlılar, Yüce Yaratıcı’nın yarattığı eşsiz güzelliklerden sadece bir tanesidir. Doğada etrafımıza baktığımızda bizi hayrete düşüren binlerce canlı daha vardır. Doğa, bizi bazen korkutan, bazen de güzelliğiyle büyüleyen birçok canlıyı içinde barındırır.
katip:çöl
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]