Alışveriş merkezlerinin kısa tarihçesi «YerelHaberler

Günümüzde sadece ülkemizde değil tüm dünyada ticaret hacminde çok önemli bir pay oluşturan alışveriş merkezleri aslında insan yaşamının üretim ve ticaretten itibaren katıldığı bir oluşumdur.

Eskiden bildiğimiz piyasa mantığında kurulan fuarlarda her üretici ürettiği ürünleri teşhir eder, başka ürünlerle değiş tokuş eder ya da para karşılığı satardı. Zamanla belirli dönemler için oluşturulan piyasalar sabit hale gelir. Kalabalık, herkesin temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği tarlası ve sürüsü olmayan şehirlerle birlikte, bunlara sahip olmayan vatandaşlar, başta temel gıda ihtiyaçları olmak üzere üretilen tüm ürünleri yaptıkları hizmet karşılığında pazarlardan temin etmeye başladılar. . üretilmiş.

Artık ıslah edilen çarşılar ve bu çarşılarda kurulan tezgahlar, gelişen şehirlerle birlikte iç mekanlara taşınmaya başladı. Böylece kullanım ömrü ve kalitesi artmış, cihazları daha güvenli hale gelmiştir.

Ürün çeşitlenmesi ve üretim hacimlerinin artması ile birlikte dünya sanayi devrimiyle birlikte seri ürün üretimi dönemine girmiştir. Böylece tarihte ilk kez “arz”, “talep”i aştı. Ancak bu aşırı üretimin bir sonucu olarak bazı mallar bulunamaz hale geldi. Çok geniş alanlara yayılmış şehirlerde tek merkezi market anlayışı yerini mahalle hatta mahalle alışveriş merkezlerine bırakıyordu. Böylece her türlü ürünün tek bir çatı altında organize bir şekilde sergilenebildiği, ziyaretçilerine alışveriş dışında yeme-içme, kültür ve sosyal aktivite olanağı sağlayan tüketim mabetleri haline gelmiştir.

1785 yılında St. Bazı araştırmacılara göre St. Petersburg’da (Rusya) açılan bina, dünyanın amaca yönelik inşa edilmiş ilk “alışveriş merkezi”dir. Çünkü o güne kadar oluşturulan çarşılar, zamanla üzeri örtülse de (İstanbul, Kapalıçarşı gibi) Orta Çağ’dan kalma tesislerle hizmet veren yapılardı. Ancak “Gostiny Dvor” olarak adlandırılan bu merkez, alışveriş merkezi olarak planlanmış ve buna göre inşa edilmiştir. 100 mağazanın yer aldığı alışveriş merkezi 53.000 metrekare kapalı alana sahip.

Bu şekilde kendi ülkesinde bir ilk olma özelliğini taşıyan birçok alışveriş merkezi bulunmaktadır. Paris’te 17. yüzyılda açılan ve halen hizmet veren “Marché des Enfants Rouges”, Londra’da “The Burlington Arcade” ve İtalya’da “The Galleria Vittorio Emanuele II” örnek olarak verilebilir.

Bugün alışveriş merkezi konseptinin başkenti olan Amerika Birleşik Devletleri’nde, ilk örneklerine 20. yüzyılın başlarında rastlıyoruz. Aynı yıllara denk gelen Amerika Birleşik Devletleri’nde lüksün artması ve banliyö yaşamının başlamasıyla durdurulamaz bir büyüme ile Amerikan organize perakende sektörü doğdu. Otomobil sahipliğinin artmasıyla birlikte tüketiciler, haftalık ihtiyaçlarını marketlerden satın alabildikleri ve alışveriş merkezlerinin sunduğu giyim, kültür, kültür gibi birçok alternatif arasından seçim yapabildikleri için, özellikle hafta sonları ailece tüm günlerini sosyal bir aktivite olarak alışveriş merkezlerinde geçirmeye başlamıştır. ve spor aktiviteleri.

Bugün geldiğimiz noktada dünyanın en büyük (tam kapasite) alışveriş merkezi Çin’in Pekin kentinde bulunan 6 milyon metrekarelik alanı ile “Golden Resources Mall”dur. Çin’in ve nüfusunun büyük potansiyeline yakışır bir alanda hizmet veren merkez, yukarıda belirtilen birinci amaca uygun 53.000 metrekarelik alışveriş merkezi düşünüldüğünde dünyanın kısa sürede bu konuda ne kadar yol kat ettiğini gösteriyor. Ayrıca İstanbul Cevahir, dünyanın en büyük sekizinci alışveriş merkezidir. Cevahir Alışveriş Merkezi aynı zamanda Avrupa’nın en büyüğüdür.
Tüketim toplumunun yaygınlaşmasına, insanların maaşlarını yeniden ekonomiye sokmasıyla bir dönüşüm tapınağı olan alışveriş merkezlerine dair aktarılacak pek çok alt konu var. Ancak şehir yaşamının gelişmesi ve üretim oranlarının artması nedeniyle, yapılaşma imkanlarının artmasına paralel olarak çok daha yüksek bir trendle alışveriş merkezlerinin hem büyüklük hem de sayı olarak artacağı kesindir.

katip:Arda İzomer

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın