Paul Janet’in “Felsefe Tarihi” adlı eserinin metafizik kısmı, Batı felsefesiyle yakından ilgilenen Muhammed Hamdi Yazer tarafından “Mitalip V Taifi” başlığıyla Türkçe’ye çevrilmiştir. Çeviri için yazdığı uzun kitabı Dibas’ta İslam felsefesini felsefe ve din ilişkisi bağlamında bir nevi sorgulamaya girişmiş ve İslam’ın felsefenin doğal sığınağı olduğunu göstermiştir.
Muhammed Hamdi Yazer, geçmişin değerlerini değiştirerek, ileri değerler olarak sunarak, eskinin zenginliğine yeninin zenginliğini katarak yeni keşifler yapma konusunda ilerleme (ilerleme) ifade etmiştir. O da çağdaş bilim ve düşünceyi sentezleyerek geçmişle geleceği kurmak istiyor.
Muhammed Hamdi Yazer, felsefeyi bir tenkid işi olarak görür. Felsefe, toplumun varoluşunda ve devamlılığında büyük rolü olan dini dikkate almalıdır. Bu bağlamda Muhammed Hamdi Yazer, “din felsefesi”ni felsefî düşüncenin ulaştığı son nokta olarak tanımlar. Batı felsefesinin uzun yolunda her zaman birliğe ulaşmaya çalıştığını söyleyerek bu çabayı takdir ediyor. Muhammed Hamdi Yazer, gelenekle geleceği uzlaştırarak, “süreklilik içinde yenilenme, yenilenme içinde beka” ya da özünde sabit kalarak sürekli değişim formülünü savunmuştur.
Mehmet Hamdi Yazır, 1935’te yayınlanan dokuz ciltlik Atatürk’ün emirlerini anlatan bir şerh yazmıştır. “Hak Dini Kara’an Şarküteri” adlı bu tefsirde felsefi yorumlar ağırlık kazanmaktadır. İlk ciltte zaman zaman Descartes’ın etkileri daha fazla hissedilir. Ayrıca bazen Kant’ı eleştirir veya takdir eder. Hamdi Yazer’e göre akıl ve fikir sahibi olmayan ruhlar, sadece o günün sonucunu umursarlar. Bu nedenle, hızlı bir şekilde zamanaşımına tabidirler.
Dönemin Edebiyat Fakültesi’nde felsefe profesörü olan Muhammed Amin, Muhammed Hamdi Yazır’ın çevirisini ve yazdığı dilekçeyi değerlendirerek, yazarı felsefi açıdan takdir etmiştir.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]