Akıl, Gözlem ve Yeniliğin İmparatorluğu » YerelHaberler

Osmanlı İmparatorluğu, yalnızca askerî gücüyle değil; aynı zamanda bilimsel düşünce, gözlem ve teknolojik uygulamalardaki katkılarıyla da tarih sahnesinde iz bırakmış bir uygarlıktır.

yüzyılın sonlarında kurulan bu devlet, kısa sürede İslam dünyasının bilimsel mirasını devralmış, geliştirmiş ve hem Doğu’ya hem de Batı’ya köprü kuran bir bilim ve teknik merkezi hâline gelmiştir.Osmanlı Bilim Anlayışının Temelleri

Osmanlı’da bilim, büyük ölçüde İslam medeniyetinin akılcı ve gözleme dayalı geleneği üzerine kurulmuştur.
Felsefe, astronomi, tıp, matematik ve coğrafya gibi alanlarda, Selçuklu ve Abbâsî bilginlerinden miras alınan yöntemler geliştirilerek sürdürülmüştür.
Medreselerde verilen eğitim, yalnızca dinî ilimlerle sınırlı kalmamış; mantık, hesap, hendese (geometri) ve astronomi gibi pozitif bilimleri de kapsamıştır.

Medreseler ve Bilim Kurumları

Osmanlı’nın bilimsel gelişiminde medreseler temel rol oynamıştır. Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulan Sahn-ı Seman Medreseleri, dönemin en önemli bilim merkezlerinden biri hâline gelmiştir.
Burada eğitim gören öğrenciler, yalnızca dinî konularda değil; matematik, astronomi ve felsefe gibi alanlarda da ileri düzeyde bilgi sahibi olurlardı.

Ayrıca 16. yüzyılda İstanbul’da kurulan Takiyüddin Rasathanesi, Osmanlı biliminin doruk noktalarından biridir. Rasathane, o dönemde Avrupa’daki benzer kurumlarla eşdeğer gözlem araçlarına sahipti.

Osmanlı Astronomisi: Gökyüzünün Matematiği

Osmanlı astronomisi, özellikle 15. ve 16. yüzyıllarda büyük ilerlemeler kaydetmiştir.
Ali Kuşçu, Semerkant ekolünün mirasını İstanbul’a taşıyarak Osmanlı’da bilimsel düşüncenin temellerini atmıştır.
Onu izleyen Takiyüddin ibn Maruf, 1577 yılında kurduğu rasathanede gök cisimlerinin hareketlerini büyük bir doğrulukla hesaplamış, mekanik saatler üzerine çalışmalar yapmış ve Avrupa’daki bilimsel gelişmelere paralel bir çizgi izlemiştir.

Takiyüddin’in “el-Âlâtü’r-Rasadiyye li-Zîci’ş-Şehinşâhiyye” adlı eseri, modern astronomi tarihinin en önemli gözlem kayıtlarından biridir.

Tıp ve Sağlık Alanında Yenilikler

Osmanlı tıbbı, hem İslam tıbbının geleneksel bilgeliğini hem de Anadolu’nun halk hekimliği birikimini bir araya getirmiştir.

yüzyılda Bursa’da kurulan Yıldırım Darüşşifası ve Edirne’deki II. Bayezid Külliyesi Darüşşifası, hem tıp eğitimi hem de hasta tedavisi açısından dönemin en gelişmiş merkezleri arasındaydı.

Hekimler, anatomi, farmakoloji ve cerrahi konularında pratik bilgiye sahipti.
Örneğin, Şerafeddin Sabuncuoğlu, 15. yüzyılda yazdığı “Cerrahiyyetü’l-Haniyye” adlı eserde, ameliyat tekniklerini resimlerle açıklamış ve sterilizasyon konusunda öncü görüşler ortaya koymuştur.

Mühendislik, Haritacılık ve Teknoloji

Osmanlı’da mühendislik bilgisi, özellikle askerî alanda yoğunlaşmıştır.
Top döküm teknikleri, kale savunma sistemleri ve gemi inşası konularında Avrupa’daki teknolojik yenilikler yakından izlenmiştir.
Barbaros Hayreddin Paşa döneminde geliştirilen Osmanlı donanması, 16. yüzyılın en güçlü deniz gücü hâline gelmiştir.

Ayrıca Piri Reis, denizcilik bilgisini bilimsel haritacılıkla birleştirerek 1513’te ünlü Dünya Haritası’nı oluşturmuştur. Bu eser, dönemin coğrafya bilgisi açısından benzersizdir.
Mühendislikteki gelişmeler sadece askerî alanda değil, şehir planlaması ve mimarlıkta da kendini göstermiştir. Mimar Sinan’ın yapıları, hem estetik hem de statik denge bakımından ileri mühendislik örnekleridir.

Modernleşme Döneminde Bilimsel Dönüşüm

yüzyıldan itibaren Avrupa’daki bilimsel devrimlerin etkisiyle Osmanlı’da yeni bir dönem başladı.
III. Selim ve II. Mahmud dönemlerinde açılan Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyun ve Mühendishane-i Berrî-i Hümâyun, modern teknik eğitimin öncüsü oldu.
Bu kurumlarda matematik, mühendislik ve coğrafya dersleri modern yöntemlerle okutulmaya başlandı.

Ayrıca Tanzimat Dönemi ile birlikte basım teknolojisi, matbaa ve modern eğitim kurumları Osmanlı biliminin Avrupa ile bütünleşmesine zemin hazırladı.

Sonuç

Osmanlı Devleti, yüzyıllar boyunca bilimi yalnızca bir bilgi alanı değil; devletin düzeni ve toplumun refahı için bir araç olarak görmüştür.
Medreselerden rasathanelere, darüşşifalardan mühendislik okullarına kadar uzanan bu geniş sistem, Osmanlı’nın akılcı, üretken ve yenilikçi bir medeniyet olduğunu kanıtlar.

Osmanlı bilimi, Batı ile Doğu arasında bir entelektüel köprü kurmuş; modern Türkiye’nin bilimsel altyapısına ilham vermiştir.

Kaynakça:

İhsanoğlu, Ekmeleddin. Osmanlı Bilimi Tarihi. İstanbul: IRCICA Yayınları, 1997.
Tekeli, İlhan ve İlkin, Selim. Cumhuriyet Öncesi Osmanlı Bilimi ve Teknoloji Politikaları. Ankara: TÜBİTAK Yayınları, 2003.
Sevim, Ali. Takiyüddin ve Osmanlı Astronomisi. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2008.
Faroqhi, Suraiya. Osmanlı Kültürü ve Günlük Yaşam. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2012.
Şeşen, Ramazan. Osmanlı Bilim ve Teknoloji Tarihi Üzerine İncelemeler. İstanbul: Ensar Neşriyat, 2015.

Yazar: Mesut KESKİNKILINÇ

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın