Leyla ve Mecnun el-Mesnevi – Meraklı | YerelHaberler

Leylâ ve Mecnûn, Türk edebiyatında bu konuda yazılmış en ünlü ve güzel eserlerdir ve bir şaheserdir. Aruz “mefalo mefalon fi olon” şeklinde yazılan musnafi 3098 heceden oluşmaktadır. Leyla ve Mecnun dillerinde gazellerin yer aldığı eser, 941/1535 yılında Bağdat’ın fethinden bir yıl sonra Bağdat ve Halep bilerbeyi Uwais Paşa’ya hediye edilmiştir.

Eser bir nesir ayetiyle başlamaktadır. Fuzuli, zımbanın ikinci kıtasında bu diziyi neden yazdığını açıkça belirtmektedir. Buna göre Fuzuli, eserinde “mecaz yöntemi” olarak tanımladığı ilahi hakikatleri ve sırları edebiyat yoluyla anlatmak istemiş ve amacı “dayananlar”ı ifade etmektir.

Ayrıca daubsenin mensur kısmının ilk cümlesinde Leyla’yı hakikatin sırrının, Mecnun’u da insan ruhunun sembolü olarak kullandığını açıkça belirtmektedir. Eserin anlatımına hakim olan ruhun panteizm ve platonik aşk anlayışı olduğu bilinmektedir. Leylâ ve Mecnûn, tasavvuf öğretilerini kuru bir dille sunan didaktik bir eser değil, insan sevgisi serüveninin tüm canlı tezahürleri arasında lirizm doğuran bol ilahi duyguların panteist ruhunu incelikle eleştiren bir şaheserdir.

Fuzuli, eserini özellikle tasavvufun evrene ve insana bakışını anlatmak için yazmamıştır. Gerçekten öyle. Moknine ve Leyla’daki iki aşık arasındaki bu dramatik aşk, ayrılık, ıstırap ve sıkıntılarla dolu ve tasavvufta asıl vatandan (birlik) ayrılık ve vatanda (Alem el-Khatat) düşüş (Sir Nuzul) ve Bu ayrılık anı (Allah’a ulaşma (fenâfillâh) yolundaki arzu ve özlemi (sevdayı) ifade eden “Dönem nazariyesi” yaklaşımına tam uyduğu için bu şekli seçmiştir. insan ruhunu yakan gerçek hayat ve varoluşun mistik yorumunun dışavurumlarını yansıtacak şekilde estetik heyecanla zenginleştirilmiş sanatçının ruhunda kristalleşen eser.

İnsan ve tabiat eserlerindeki bazı tasvir ve ifadeler, insan ve mekân tanımlarında kısa, derin psikolojik ve toplumsal analizler, tasavvuf eserlerinde ise maddi hayatın gözlemlenmesidir! Bu yönelimine karşılık olarak ona bir insani aşk öyküsünün tüm unsurlarını içeren bir özellik vermiştir (bkz. Mehmet Nur Doğan, Fuzuli Leyla ve Maknoun, İstanbul 2002, s. 14-16). Leylâ ve Mecnûn, Necmettin Halil Onan (Fezouli, Leila fi Mecnûn, İstanbul 1956), Hossein Ayan (Fezouli Leila fo Mecnûn, İstanbul 1981) ve son olarak Mehmet Nur Doğan (Fezouli, İstanbul, Leila, Mecnûn) tarafından yayımlanmıştır. Vasvi Mahir Kokatürk eseri nesre çevirmiştir (Leylâ vü Mecnûn (Çeviri), İstanbul 1940).

Ayrıca “burada” Leyla ve Mecnun el-Mesnevi okumak için. Efsanenin söylemini ve üslubunu görmek için “buraya” dokunabilirsiniz.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın