Futbol Televizyonu ve Sosyal Etkisi «YerelHaberler

Günümüzde televizyonda futbolun krallığı hiçbir zaman kaybolmamakta, etkisini hiçbir zaman kaybetmemektedir. Her şey geri dönüştürülür ve yeniden pazarlanır. Şifreli kanallar tüm gün canlı maçlı veya maçsız yayın yapabilir. Maçın bitmesi önemli değil. Tekrarlar verilir. Maç yeniden planlandı. Kaçıranlar için bile tekrar paylaşılıyor. Bu süreç her hafta devam eder. Hiçbir meslekte uygulanamayacak olan infazlar ve haksız cezalar tüm insanların gözleri önünde birbiri ardına başlayacaktır. Maç günü hava şartları, ulaşım şartları, atletik ruh hali, takım içi huzur ve sporcu performansını etkileyebilecek faktörler karar vericiler için önemli değildir. Çünkü kitaplarda yazılan tüm teorik bilgileri eksiksiz olarak uygulamakla yükümlüdürler. Bu yorumcular sanki hiç futbol oynamamış gibi ortamı acımasızca eleştirerek seyirciler arasında dalgalanmalara neden olarak seyircinin programda daha fazla kalmasını sağladılar.

Belki de en kolay hedef hakemlerdir. Maçın sonucu ne olursa olsun taraflardan biri mutlaka hakemlere şikayette bulunacaktır. Hele hakem hata yaparsa çünkü yorumculara göre multi milyon dolarlık takımların maçlarını yönetenlerin hata yapmaya hakkı yok. Televizyon yorumcularının televizyonda yayınlanan görüntüleri dört beş farklı açıdan alıp karar vermesi, kararsız kalması veya karar verememesi gayet normaldir. Ancak sahada birçok faktörde etkili olan hakemin faul yapma şansı yok. Tüm bu tutarsız ve kontrolsüz davranışlar, televizyon ekranından kültürel düzeyi farklılık gösteren futbol taraftarlarına sunulmaktadır. Kararların veya sonuçların etik olup olmaması önemli değildir. Önemli olan önümüzdeki hafta daha fazla izleyici toplamak, reyting denen sanal paranın payını artırmak.

Büyük temas grupları artık 20.30-22.30 saatleri arasında seyirci talebini karşılayan turnuva veya maçların yayın haklarını satın almakla yetinmiyor. Televizyonun taleplerine uyum sağlamak için Şampiyonlar Ligi’ni yeni kurallarla yeniden düzenliyorlar. Öyle ki maçların saatleri ve günleri telekom şirketlerinin istek ve isteklerine göre düzenleniyor.

Bugün televizyonlar ve çağrı grupları sadece yayın haklarına milyarlarca yatırım yapmıyor. Kulüpleri doğrudan satın almak veya kulüplerde ana hissedar olmak, Temas Gruplarının yeni gelişim politikalarını oluşturmaktadır. Avrupa’da sıklıkla gördüğümüz bu değişim, bu sektörün boyutlarının bir göstergesi olarak karşımızda duruyor. Sistemin bu yönde değişiyor olması zengin kulüplerin etkisinin artmasına neden oluyor. Temsili demokrasiye yönelik “ülke başına bir oy” yaklaşımının yerini, zengin ulusların geniş temsil fırsatlarına sahip olduğu Avrupa futbolu aldı. Böylece, temsilin kuralları ve düzenlemesi artık televizyonu yaratıyor.

Öte yandan kulüpler artık eskisi gibi maneviyatı yüceltme kaygısı taşımıyor. Tribünlerin dolu olması ve tarafların maçı ucuz ve kolay bir şekilde izleyebilmesi kulüp yöneticilerinin bir sonraki önceliği haline geldi. Kulüplerin ürünlerini satması çok normal ama tribünün yaratıp bugüne getirdiği sermayeyi yok sayarak fiyatı ne olursa olsun televizyona yönelmek gelecek adına sağlıklı bir gelişme değil.
Sonuç olarak; Futbol, ​​televizyonlar için doğal bir geçim kaynağı gibi görünse de yukarıda bahsedilen son sektörel gelişmeler gelecekte farklı bir durumla karşı karşıya kalabileceğimizi gösteriyor. Çünkü futbol milyarlarca insanı aynı anda ekrana taşıyabilen bir spor ve yaramaz bir çocuk, hakim olan TV kültürü altına yeterince girmiyor.

Futbol ve televizyon arasındaki bu gizli anlaşma ve işbirliği bir cepheyi canlandırırken, bir cepheyi de içeriden kemiriyor. Ülkemizde çoğunlukla az okuyan ve çok araştırmayan bir toplum hakimdir. Bireylerin, bir hafta sonra bir futbol şirketinin önünde, günün mesai saatleri dışında, televizyon karşısında yaşayacakları bir maceranın tutsağı olarak hayatlarını sürdürmeleri, ‘The’ filminin gizli, içe dönük etkisi olarak görmezden geliniyor. masumlar’ 90 dakika.”

Başka bir konu ile tanıştığınız için hepinize selamlar;

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın