Barınma, insanların yaşamlarının devamı için gerekli koşullardan biridir. Bunun için insanlar önce doğal barınakları (mağara gibi) sonra da kendi inşa ettikleri yapıları kullanmışlardır. Yerleşme coğrafyası, yerleşmelerin coğrafi dağılımını, yerleşme biçimlerini, işlevlerini, çevresel etkenlerle ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır.
Endemik bölge ve endemik bölgeyi sınırlayan faktörler
Her arazi yerleşime uygun değildir. Bazı yerler elverişli koşulları nedeniyle yoğun yerleşime sahne olurken, bazı yerlerde çeşitli faktörler yerleşimi sınırlamaktadır. Bu faktörlerin en önemlileri şunlardır:
fiziksel faktörler
a) Denizler: Karaların denizlere yakın kısımları, deniz ikliminin etkisinin bir sonucu olarak istikrar için elverişli koşullara sahiptir. Ancak karanın büyük bir bölümünü (%71) kaplayan denizler yerleşimi sınırlandırmaktadır.
b) Kutup bölgeleri: Yıl boyunca sıcaklığın 0°C’nin altında olduğu, arazinin kar ve buzla kaplı olduğu, tarımsal üretim olanağının olmadığı kutuplar, yerleşimin olmadığı veya yoğun olduğu yerlerdir. çok seyrek (Örn. Antarktika, Grönland, Kuzey Sibirya, Kuzey Kanada.)
c) Çöller: Tropik bölgelerdeki sıcak çöller ile Asya’nın iç kesimlerindeki karasal çöller çok ender yerleşim yerleridir. Buradaki yerleşimler çoğunlukla vaha adı verilen alanlarda gruplandırılmıştı. Çölde yağış azlığı tarımsal faaliyetleri, meraların azlığı da hayvancılığı engeller.
d) Ormanlar: Tropikal ormanlar ve muson ormanları gibi yoğun ormanların bulunduğu alanlar yerleşimi sınırlar.
e) Yükseklik: Düşük sıcaklıktan dolayı maksimum yükseklik sınırı olan yerler.
f) Verimsiz topraklar: Bataklıklar ve tuzlu topraklar ekimi engellediği için stabiliteyi sınırlar.
2. Beşeri ve ekonomik faktörler
Yerleşim alanlarında tarım, sanayi, ulaşım, turizm, madencilik gibi faktörler etkili olmaktadır. Bu faaliyetlerin yoğun olduğu bölgelerde nüfus daha fazladır.
Türkiye’de yerleşim tarihi
Ülkemizin bulunduğu topraklar, dünyada ilk yerleşimlerin kurulduğu bölgeler arasındadır. Çeşitli mağaralardan elde edilen kalıntılara göre Anadolu, yaklaşık 400.000 yıldır yerleşim alanı olarak kullanılıyor. İlk yerleşimler, avcılık ve toplayıcılık yaparak geçimlerini sağlayan insanların kaya sığınakları (mağaraları) sığınak olarak kullanmalarıyla başlar.
Ülkemizde ilk köy tipi yerleşim yerlerinin ortaya çıkışı yaklaşık 10.000 yıl öncesine dayanmaktadır. Bu yerleşim yerlerinin en önemlileri Hacılar (Burdur), Suberde (Suğla Gölü yakınında), Çatal-höyük (Konya-Çumra), Ilıpınar (İznik Gölü çevresinde), Can Hasan (Karaman) ve Çayönü’dür (Diyarbakır).
Anadolu toprakları iklim koşulları, su kaynakları ve yerleşime uygun toprak özellikleri nedeniyle ülkemizde farklı kültür ve medeniyetlerin kurulmasına beşiklik etmiştir.
Türkiye’deki yerleşim türleri
Yerleşim birimleri, nüfus artışı ve diğer gelişmelere bağlı olarak zaman içinde büyümüş, gelişmiş ve yayılmıştır.
Bu yerleşim yerlerinin nüfusları, meslekleri, yaşam tarzları, idari durumları ve kültürel düzeyleri farklılık göstermektedir. Bu farklı özelliklerinden yola çıkarak ülkemizdeki yerleşmeleri kır ve kent yerleşimleri olarak gruplandırabiliriz.
kırsal yerleşimler
Kırsal yerleşimler, halkın genellikle tarım ve hayvancılıkla geçimini sağladığı, nüfusu az olan yerleşim birimleridir.
ülkemizin kırsal yerleşimleri; Köy yerleşimleri ve köy altı yerleşimleri olarak iki gruba ayrılır.
köy yerleşimleri
Köy yerleşimleri, Türkiye’nin idari taksim sistemindeki en küçük birimdir. Köyün ekonomik yapısı tarım ve hayvancılığa dayalı kalıcı kırsal yerleşimlerden oluşmaktadır. Köyler genellikle nehirler, dağ yamaçları, vadiler, ovalar ve deniz kıyılarında bulunur. Köyleri ekonomik işlevlerine göre incelediğimizde, verimli tarım alanlarının yakınında kurulan köylerde hayvancılığın ön plana çıktığı, halkın tarımla uğraştığı yüksek dağlık bölgelerde ve kurulan köylerde dikkat çekmektedir. ormanın yakınında, insanların orman ürünleri ile ilgili işlerde çalıştıkları açıktır. Denize ve göllere yakın köylerde halkın balıkçılıkla uğraştığı, bazı köylerde ise maden ocaklarında çalıştıkları kaydediliyor.
Ülkemizde köyler toplu yerleşmeler olarak iki gruba ayrılmakta ve yerleşme biçimlerine göre dağılmaktadırlar. Arazi, su kaynakları, tarım alanları gibi faktörler bu modda etkilidir.
Grup yerleşim tipinde evler birbirine yakın bir merkezde kümelenmiştir. Ova ve yaylalar üzerindeki köyler genellikle toplu yerleşim şeklindedir. Bu yerleşimler İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Marmara ve Ege bölgelerinde yaygındır.
Seyrek yerleşim tipinde evler arazi üzerine bir veya birkaç ev şeklinde dağılmıştır. Arazinin engebeli, tarım alanlarının küçük ve parçalı olduğu alanlarda dağınık yerleşimler yaygındır. Bu tür yerleşimlere en çok Karadeniz bölgesinde rastlanmaktadır.
köy yerleşimlerinin altında
Bir köyün alt yerleşimleri, bir köyden daha küçük olan ve idari ve ekonomik olarak köye bağlı olan bazı kişilerin çeşitli nedenlerle köyleri terk ederek küçük birimler halinde oluşturdukları yerleşim birimleridir. Bu tür yerleşimlerin ortaya çıkmasında kalabalık ailelerden bağımsız yaşama isteği, aileler arasındaki çatışmalar, yetersiz ve birbirinden uzak, hayvanlara otlak ve barınak sağlanması gibi etkenler etkili olmuştur. Çoğunlukla ilkbahar ve yaz aylarında geçici olarak kullanılan bazı köy altı yerleşimleri zamanla kalıcı yerleşim yerlerine dönüşebilmektedir.
Alt köylerdeki ana yerleşim yerleri şunlardır:
canlı
Bir köy sınırları içinde birden fazla daimi yerleşim yeri varsa bunların her birine mahalle adı verilir. Mahalle, köyden ayrı fakat idari işlevi olmayan yerleşim birimleridir. Batı Karadeniz, Akdeniz, Marmara ve Batı Anadolu’da yaygındırlar.
plato
Ülkemizde en yaygın olan köy altı yerleşim yeridir. Ülkemizde yazları genellikle daha az yağış aldığı için otlar kurur ve insanlar yaz aylarında hayvan sürülerini yemyeşil otlakların ve suların olduğu serin yaylalara götürürler. Son yıllarda ülkemizde sırt çantalı gezi faaliyetleri değişmeye başlamıştır. Kuzey Anadolu Dağları, Toros Dağları ve Ege Dağları üzerindeki yaylaların sahil yamaçları turizme açılmış ve burada turizm faaliyetleri yayılmıştır.
divan
Birbirinden uzağa kurulmuş evlerden oluşan yerleşim birimleridir. Bu evler mahalleleri oluşturmak için kümelenir. Her bir sofa birkaç ev, ahır, ahır ve hayvan ağıllarından oluşur. Bu yerleşimlerin yaygın olduğu yerlerden biri de Kuzey Anadolu’dur.
köy
Tarım ve hayvancılığın yapıldığı, bir veya birden fazla evden oluşan küçük yerleşim türüdür. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaygındır. Mezraların çoğu geçici yerleşim yerleri olarak kuruldu, ancak birçoğu günümüzde kalıcı yerleşim yerleri haline geldi.
gel
Hayvan yetiştirmek için köylerden uzakta kurulmuş bir ev ve ahırdan oluşan bir yerleşim türüdür. Bu tip yerleşim Doğu Anadolu’da yaygındır.
zihin
Etrafı duvarlarla ve küçükbaş hayvanlar için yapılmış duvarlarla çevrili bir açık hava yerleşimi tipidir. Koyun ve keçi yetiştirilen güneydoğu, orta ve doğu Anadolu’da yaygındır.
oppa
Çoğunlukla göçebe bir hayat süren ve hayvan besleyen insanların kurdukları geçici yerleşim yerleridir. Akdeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgeleri hastalığın yaygın olduğu yerlerdir.
çiftlik
Köy ve şehir yerleşimlerinden uzakta kurulmuş, bir veya birden fazla evden ve geniş tarım arazilerinden oluşan yerleşim birimleridir. Bazı çiftliklerde çiftçilik faaliyetleri ile birlikte hayvancılık da yapılmaktadır. Çiftlikler Batı Anadolu, Akdeniz, Trakya ve Orta Anadolu’da yaygındır.
baraj
Genellikle hayvanların barındığı, küçük çapta tarım ve ekim yapılan geçici yerleşim yerleridir. Ege bölgesi, Gökçeada ve Bozcaada’da yaygındır.
Kırsal konut yapımında kullanılan malzemeler, doğal çevre ve iklim ile yakından ilişkilidir. Kurak iklim bölgelerinde kerpiç evler, yağışlı ve ormanlık bölgelerde ise ahşap evler yaygındır.
bizim ülkemizde;
Akdeniz, Ege ve Doğu Anadolu bölgelerinde taş konutlar,
Karadeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde ahşap konutlar,
Tuğla konutlar İç Anadolu ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygındır.
Şehirler sınıflandırması
Coğrafi olarak, şehirler nüfuslarına ve işlevlerine göre sınıflandırılır.
1) Nüfusa göre şehirler
Şehirler, sahip oldukları insan sayısına göre küçük (nüfus 10.000 ile 25.000 arası), orta (25.000 ile 100.000 arası) ve büyük şehir (nüfus 100.000’in üzerinde) olarak sınıflandırılır.
2) İşlevlerine göre şehirler
Kentler işlevlerine göre tasnif edilirken ekonomik, idari, kültürel ve askeri özellikler dikkate alınmaktadır. Bu işlevlerden biri veya birkaçı hemen hemen her kentin oluşumunda ve gelişmesinde etkili olmaktadır. Genel olarak şehirlerin gelişmesinde işlevsellik ön plana çıkmaktadır. Bazı şehirlerde birden fazla fonksiyon aktiftir. İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Ankara gibi.
tarım şehirleri
Ülkemizdeki küçük kasabaların büyük bir bölümünde ve bazı orta ölçekli kasabalarda halk geçimini daha çok tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. Tarım alanlarının ortasında kurulmuş olan bu şehirlerin bir kısmında tarıma dayalı sanayi de bulunmaktadır. Bu kasabalar, çevredeki daha küçük yerleşim yerlerinin ihtiyaçlarının karşılandığı ticaret merkezleridir. Bu şehirlerin gelişmesi, çevredeki tarım arazilerinin temini, sulama, gübreleme, makineleşme ve ulaşım imkanlarına bağlıdır. Rize, Arba, Niksar, İnegöl, Akşehir, Turgutlu, Aksaray, Karaman, Nijde, Ecdere, Bayburt, Ağrı, Muş bu illere örnektir.
Ticaret ve liman şehirleri
Ticaret, şehirlerin gelişmesinde ve büyümesinde önemli ve etkili işlevlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Sanayinin gelişmesiyle birlikte kara ve iç kısımlardaki demiryolu bağlantıları nedeniyle geniş bir hinterlanda sahip olan liman kentleri, ticari malların alınıp satıldığı ve depolandığı önemli ticaret merkezlerine dönüşmüştür. İstanbul, İzmir ve Mersin gibi.
sanayi şehirleri
Bu şehirlerde yaşayan halkın büyük bir bölümü geçimini sanayi işletmelerinden sağlamaktadır. İstanbul, İzmit, Bursa, Karabük, Karadeniz Ergılısı, Kırıkkale ve İskenderun önemli sanayi kentlerinden bazılarıdır. Bu şehirlerde sanayinin gelişmesiyle birlikte ticaret, bankacılık, ulaşım ve diğer sektörler de gelişmiştir. İklim koşulları, ulaşım, hammadde kaynaklarına yakınlık ve kolay enerji temini sanayinin gelişmesinde etkili olmuştur.
turizm şehirleri
Birbirinden farklı doğal güzelliklere ve tarihi zenginliklere sahip olan şehirlerimiz birer turizm merkezidir. Bu merkezler arasında Antalya, Bodrum, Marmaris, Çeşme, Ergüp ve İstanbul yer alıyor. Bu şehirlerde turizmin gelişmesine bağlı olarak ticaret, ulaşım, haberleşme gibi hizmetler gelişmektedir. Ayrıca ulaşım faaliyetleri, işlek yollar üzerinde ve buluşma noktalarında bulunan Eskişehir, Afyonkarahisar, Konya, Ankara ve İstanbul gibi şehirlerin kalkınmasında etkili olmuştur.
İdari işlevlere göre şehirler
Yerleşim yerlerinin bir kısmının bölgesel merkezler ve başkentler olması, kalkınmada önemli bir etkiye sahipti. Bir ilçede vali ile birlikte devlet işlerinin yürütüldüğü farklı müdürlüklerin varlığı ve buralarda çok sayıda insanın istihdam edilmesi o yerleşimin gelişmesine katkı sağlar. Örneğin Hakkari, Kars, Bayburt ve Ardahan. Geçmişte başkent olan Bursa, Edirne, Konya ve İstanbul’un gelişmesinde büyük etkisi olan başkentler olmaları. Yine Ankara’nın büyüme ve gelişmesinde başkent olmasının büyük rolü vardır.
askeri şehirler
Sarıkamış, Gölcük, Erzurum ve Kırcağak gibi bazı şehirlerde askeri birliklerin bulunması şehirlerin ekonomik hayatına canlılık katıyor.
kırsal ve kentsel yerleşmelerin temel özellikleri;
Nüfus kırsal yerleşim yerlerinde daha düşük, kentsel yerleşim yerlerinde ise daha yüksektir.
– Bazı kırsal yerleşimler geçici yerleşim yerleridir ve tüm şehirler kalıcı yerleşimlerdir.
– Altyapı ve üstyapı hizmetleri, kırsal yerleşim yerlerine göre şehirlerde gelişmiştir.
Eğitim ve sağlık gibi hizmetler şehirlerde daha gelişmiştir.
– Kırsal kesimde yaşayanlar genellikle tarım ve hayvancılıkta istihdam edilirken, kentlerde yaşayanların büyük bir bölümü sanayi ve hizmetler sektöründe istihdam edilmektedir.
– Şehirlerde çok katlı konutlar yaygın olup, ticari ve konut alanları az çok birbirinden ayrılmıştır.
-Kırsal kesimde iklim ve doğal ortam nedeniyle ahşap, kerpiç ve taş konutlar yaygınken, kentlerde çok katlı betonarme yapılar yaygın.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]