Karluk Türkçesinin lehçelerinden biri olan ve Türk Türkçesinden sonra en çok konuşulan Özbek Türkçesi, Özbekistan dışında Kazakistan ve Kırgızistan gibi Türki Cumhuriyetlerin belirli bölgelerinde de konuşulmaktadır. Doğu Türkçesi özellikleri ile karakterize edilen Özbek Türkçesi, batıda Oğuz grubuna ait Türkmenler ve kuzeyde Kıpçak grubuna ait Kırgız Türkçesi ile komşu olduğundan kuzey ve batı Türkçesi izleri taşır.
Özbek Türkçesinde “kol” (el) ve “toug” (diz) gibi bazı kelimeler Türkçe’nin temel söz varlığında Türk dilindeki anlamlarından farklı olarak kullanılmaktadır. 19. yüzyıla kadar ağırlıklı olarak Arapça ve Farsça etkisinde kalan Özbek Türkçesinde çok sayıda gereksiz Farsça Arapça kelime bulunmaktadır. Kelime dağarcığı örnekleri “asman” (Far. asuman, gökyüzü), “Fırsat” (Ar. mümkün), “väzifä” (Ar. görev), “cämàät” (Ar. topluluk, halk) ve “biràdàr” ( Far. abi) bunun gibi kolayca çoğalabilir. 19. yüzyıldan sonra Türki Özbekler, kendi ulusal dillerinin oluşumunun farkına vararak, Arapça-Farsça kelimelerin çoğunu dilden çıkarmışlar ve kavramları kendi lehçelerinde veya eski Türk köklerinden türemiş yeni kelimelerle karşılamaya çalışmışlardır.
Dili Arapça-Farsça kelimelerden arındırma çabalarında başarılı olunmasa da daha sonraki süreçte Batı kökenli kelimelerle birlikte Rus dili de adapte edilmiştir. Rusça “noyabr” (Kasım), “monah” (rahip), “kärniz” (saçak) ve “Epemiyä” (salgın) sözcükleri Türk-Özbek dilinin söz varlığına eklenmiştir. Batı dillerinden alınan “cäncäl” (Fr. skandal) veya “genosid” (soykırım babası) kelimeleri de kelime dağarcığındaki izolasyonu artırdı.
Yavuz Tanır
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]