Varoluşçuluk / Varoluşçuluk hareketi nedir, özellikleri, varoluşçuluğun temsilcileri | YerelHaberler

Yirminci yüzyılın ilk yarısının sonunda Fransa’da ortaya çıktı. Öncelikle felsefi bir harekettir. En önemli temsilcileri Martin Heidegger, Karl Jaspers, Jean-Paul Sartre, Gabriel Marcel ve Maurice Merleau-Ponty idi. Felsefi olarak temelleri Nietzsche, Kierkegaard ve Husserl gibi düşünürler tarafından atılmıştır. Çağdaş kültürün çeşitli alanlarında varoluşçuluğun izleri görülmektedir. Kierkegaard’dan sonra Franz Kafka, Das Schools, Kassel, Der Bruzis, The Trial adlı yapıtlarında insan varoluşunu, ulaşamadığı istikrarlı, güvenli ve parlak bir gerçeklik arayışı olarak tanımlamıştır.

Çağdaş varoluşçuluğun karakteristik temaları, Sartre’ın oyun ve romanlarında, Simone de Beauvoir’ın eserlerinde ve Albert Camus’un roman ve oyunlarında ve özellikle de L’Homme Revolte (İsyan Eden Adam) adlı makalesinde araştırılır. Felsefi bir sistemdir. İlk olarak Alman düşünür Martin Heidegger (1927) tarafından ortaya atılmış, 2. Dünya Savaşı sırasında Fransız düşünür ve romancı Sartre’ın benimseyip edebiyata uygulamasıyla tüm dünyaya yayılmıştır. insanların kendi değerlerini yaratabilecekleri; Geleceğini yeniden inşa edebileceğini savunan felsefi bir harekettir.

varoluşçuluğun başlıca temsilcileri; Jean-Paul Sartre, Albert Camus, André Gide, Samuel Beckett, Franz Kafka.

Varoluş 4 temel fikri destekler:

1. Varoluş her zaman bireysel ve bireyseldir. Bu görüş, bilince, ruha, akla ve akla öncelik veren idealizm biçimleriyle çelişir.
2. Varoluş, öncelikle varlık sorununu içerir ve dolayısıyla varlığın anlam arayışını da içerir.
3. Varoluş, kişinin içinden seçim yapabileceği bir dizi olasılıktır. Bu görüş, herhangi bir determinizmin karşıtıdır.
4. Varoluş her zaman “dünyada olmaktır” çünkü insanın önündeki tüm olasılıklar onun başka insanlarla ve şeylerle olan ilişkilerinden ibarettir. Başka bir deyişle, insan her zaman seçimini sınırlayan ve koşullandıran somut bir tarihsel durum içindedir.

Varoluşçuluğun temel özellikleri:

– Bireyin kendi geleceğini belirleyebileceği felsefi bir anlayışa dayanır.
– Sanatçılar eserlerinde, kendini aşma ihtiyacı ve özgürlüğe bağlılık gibi konular üzerinde durmuşlardır.
– Eserlerde kişilikler yok, farklı durumlarla karşılaşmış insanlar var.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın