Böbrek taşları, idrarın idrar yoluna geçmeden önce toplandığı böbreklerde oluşur. Birçok kadın böbrek taşı düşürmenin doğum sancısından daha şiddetli olduğunu bildirmektedir.
İdrardaki ürik asit ve kalsiyum gibi maddeler kristalleşerek kümeleşir ve biriken maddeler böbrek taşlarını oluşturur. Küçük taşlar idrar yoluyla vücudu terk ederken, büyük taşlar ileri idrar yollarında hasara neden olur. Büyük taşlar idrar yollarında şiddetli ağrı ve tıkanıklığa neden olur.
Böbrek taşları genellikle genç ve orta yaşlarda ortaya çıkar. Böbrek taşları erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür. Sıcak yerlerde yaşayan insanların idrarlarında mineral biriktirme olasılığı daha yüksektir. Böbrek taşı düşüren kişilerin tekrar düşürme olasılığı daha yüksektir. Bu nedenle böbrek taşı hastalığından korunmak için önlem almak mantıklıdır. Eski zamanlarda bile bu hastalık insanları sıkıntıya sokmuştur. Günümüzde hala yaygın olan bu hastalık birçok tedavi yönteminin geliştirilmesini zorunlu kılmıştır. Son 20 ila 30 yılda idrar yolu taşlarının görünürlüğünde önemli bir artış olmuştur. Artışın nedeninin beslenme alışkanlıklarındaki değişiklik ve sıvı alımındaki azalma olduğu düşünülmektedir.
Üreter taşları, kireç taşı, mesane taşları ve renal pelvis taşları. Yörenin idrar yollarında bulunan taşlara verilen isimlerdir. Böbrekler vücudumuzda bir süzme sistemi görevi görür ve kan sürekli olarak süzülür ve zararlı maddeler idrarla dışarı atılır. Ağır idrar böbrek taşı oluşturma riskini artırır. Tübül adı verilen üniter birimler idrarla atılan tuz ve minerallerin birikmesiyle kristalleşir ve kristalleri birleştirerek taşları oluşturur. Kabuklu sebzeleri yıkamadan yemek, incir, armut gibi taneli meyveleri yemek sanılanın aksine böbrek taşı oluşturmaz. Oksalatlar, ürik asit maddeleri, yüksek idrar kalsiyumu böbrek taşı hastalığını oluşturur. Az miktarda sitrat, taş oluşumunun bir başka nedeni olan kristallerin birbirine yapışmasını engeller. Taşların boyutları yoğunluklarına göre değişmektedir. Küçük taş bir pirinç tanesi büyüklüğündeyken, büyük taş bir mandalina büyüklüğündedir.
İdrar yolu taşlarının şikayetleri nelerdir?
Böbrek taşları radyolojik incelemeler sonucunda belirlenebilir. Böbrek taşı belirtileri genellikle görülmez. Ağrı ve enfeksiyonun ana nedeni büyük taşların tıkanması ve böbreklerin göllenmesidir. İdrar akışını engelleyen bir diğer faktör de taşın hareket etmesi ve böbrekler ile mesane arasına girmesidir. Büyük bir acıya neden olur. Ağrının şiddeti sırtın alt kısmında başlar ve kasığa doğru ilerler. Bu kusma, mide bulantısı ve şişkinliğe neden olabilir. Taş idrar yoluna çarparsa kanama meydana gelir.
İdrar yolu taşları nasıl teşhis edilir?
Bazen taşlar tesadüfen keşfedilebilir. Hastalara herhangi bir şikayete neden olmadan ultrason ile teşhis konulabilir. Bir ultrason makinesi, ses dalgaları kullanılarak oluşturulan bir görüntüleme sistemidir. İnsanların duyamayacağı şekilde frekans dalgaları yayar ve yansıyan dalgalar bilgisayar aracılığıyla ekrana yansıtılır. Bu tekniğin böbrek taşları üzerindeki etkisi çok önemlidir. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu ve idrar kanaması gibi şikayetleri olan hastalara aşağıdaki tetkikler sonucunda teşhis konur.
İntravenöz görüntüleme (IVP): Damar içine kontrast madde enjekte edilerek böbreklerin fonksiyonları ve anatomisi ayrıntılı olarak incelenir. Böbrek taşlarının yerini ve böbreklerdeki hasarı gösterir. Gebelere, böbrek yetmezliği olanlara ve kontrast maddeye alerjisi olanlara bu teknik uygulanmamalıdır.
Spiral bilgisayarlı tomografi (BT): Tanı, böbrek taşı değerlendirmesinde altın standart olarak kabul edilen BT taramaları ve X-ışınları kullanılarak konur. Çok kısa süreçlerden geçen bu inceleme aynı zamanda taşların boyutlarını da ölçer. 1-2 milimetreyi bulan küçük taşlar görüldü. CT ayrıca taşın ölçü standardını da hesaplayabilir.
Direk İdrar Yolu Grafiği (DUSG): Röntgenler yardımıyla çekilen filmlerde saydam (opak) böbrek taşlarını görmek mümkündür. Üreter taşları ve opak taşlar DÜSG tekniği ile görüntülenemez.
ultrason: Yüksek frekanslı ses dalgaları yardımıyla iç organları izler ve sonuçları bilgisayara aktarır. X-ışınları kullanılmasa da güvenli bir yöntem gibi görünmektedir. Güvenli olmasına rağmen üreterdeki küçük taşlar görülmez. İdrar yolu enfeksiyonu tanısı alan hastalarda başka testler de yapılabilir. Taş tedavisinde önleyici tedbirler alınmazsa böbrek taşlarının tekrarlama riski artar. 5 yıllık bir süreçte hastalık %50 oranında tekrarlar. Tekrarlayan taş olaylarında metabolik değerlendirme yapılmalı ve daha fazla dikkat edilmelidir. Metabolik değerlendirme sırasında 24 saatlik periyotta idrar toplanır. İdrarda oksalat, kalsiyum, sitrat ve ürik asit seviyelerine, kan örneğinde fosfat, inorganik kalsiyum ve paratiroid hormonu seviyelerine bakılır.
Taş oluşumunu artıran faktörler
Kişisel ve aile öyküsü: Daha önce taşı olan kişilerde 5 yıl içinde görülme olasılığı %50’dir. Ailede taş öyküsü olan varsa, diğer aile bireylerinde görülme olasılığı daha yüksektir.
Az hareket veya uyuşukluk: Uzun süre hareketsiz kalan kişilerde ya da yatalak hastalarda kemik erimesine bağlı olarak idrardaki kalsiyum artar ve taş oluşum riskini artırır.
Yetersiz sıvı alımı: Sıcak iklimlerde yaşayan ve sıcak ortamlarda çalışan kişilerin normalden daha fazla su tüketmesi gerekir. Aksi halde su içilmezse idrarda taş oluşma riski artar.
Bazı hastalıklar: Gut, sistinüri ve renal tübüler asidoz gibi nadir görülen hastalıklar taş oluşum riskini artıran faktörler arasındadır.
Yaş Cinsiyet Irk: Beyaz ırkta siyah ırka göre daha fazla taş oluşma riski bulunurken, böbrek taşı olan kişilerin çoğu 30-50 yaşları arasındadır.
Diyet: Lifi düşük ve hayvansal proteinleri yüksek diyetler taş oluşumu riskinin başında gelir. Araştırmalar aşırı tuz tüketiminin böbrek taşı oluşumuna yol açtığını göstermiştir.
Pelvis denilen böbrek havuzuna yerleşen taşların mutlaka tedavi edilmesi gerekir ve hastalık tedavi edilmezse iltihaplanma ve işlev bozukluğuna yol açar. Kaliks gibi sinüslerdeki taşlar büyük şikayetlere yol açmıyorsa belirli aralıklarla takip edilmesi yeterli olacaktır. Ancak safra taşları hareket edip üreter kanalına girerse iltihaplanma, kanama ve ağrı gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Safra taşı tedavisi doktorların tavsiye ettiği bir durumdur.
Taşları nasıl tedavi ediyorsunuz?
tıbbi tedavi
Bu tedavide bol su, ilaç ve ağrı kesiciler alınarak 5 mm boyutuna kadar olan taşlar küçültülebilir. Taş büyüdükçe ancak müdahale ile küçültme mümkün olur.
ESWL (ekstrakorporeal şok dalga kırığı)
ESWL, böbrek taşları için tercih edilen tedavi yöntemidir. Taş üzerinde vücudun dışından gelen şok dalgaları taşı küçük parçalara ayırır ve idrar yoluyla dışarı atılır. Tedavi sırasında hissedilen ağrıya karşı hafif anestezi veya sakinleştirici ilaçlar verilir. Sakinleştiriciler daha çok doktorlar tarafından tavsiye edilir. Taş kırma işlemlerinden sonra taş parçacıklarının idrar yoluyla vücuttan atılması haftalar alabilir. Uzun süreli ameliyatlarda hasta ağrı hissedebilir ve idrar yollarında iltihaplanma meydana gelebilir. Nadir görülen diğer bir durum ise üreter kanalında kum birikmesinin taşın geç atılmasına neden olması ve ek tedavi gerekebilmesidir.
Perkütan taş kırma (PNL)
ESWL ile kırılması mümkün olmayan 2 cm’den büyük taşların kırılması için mevcut bir yöntemdir. Bel bölgesinden 1 cm’lik bir kesiden böbrek taşlarına ulaşılır ve o bölgeden taşlar çıkarılır. Bu işlemler sırasında genel anestezi uygulanmaktadır. Ameliyat laparoskopik (kapalı ameliyat) olarak gerçekleştirilir ve dahili bir kamera yardımıyla televizyonda gösterilir. Taş kırma lazer, pnömatik ve ultrasonik taş kırıcı yardımı ile yapılmaktadır. Ameliyattan sonra 2-5 gün böbreğe idrarı boşaltmak için bir tüp yerleştirilir.
üretroskop
Taşlar ESWL ile kırılamıyor ve üreter kanalından düşmüyorsa üreteroskopi ile tedavi edilir. Üretroskopi idrar yollarına girilerek uygulanan bir tedavi türüdür. Alt ve orta üreter taşları ile kireç taşlarının tedavisinde kullanılır. Hasta aynı gün veya üreteroskopiden sonraki gün hastaneden taburcu edilir.
Böbrek taşları önlenebilir mi?
Yediğimiz besinler ve içtiğimiz su miktarı böbrek taşı riskini azaltabilir. Su tüketimi hastalar için çok önemlidir. Bir yetişkinin ortalama 2 litre idrarı olmalıdır. Sıvı alımı gün boyunca eşit olarak sağlanmalı ve aşırı sıvı kaybı olan kişiler daha fazla sıvı tüketmelidir.
Tüm besin maddelerini sağlayan karışık ve dengeli yiyeceklerle beslenmeye ihtiyaç vardır. Sebze ve meyvelerdeki lifli bezlerin zenginliği nedeniyle mutlaka yenilmelidir. Ancak çay yaprağı, ceviz, buğday kepeği, su teresi, kakao, kiraz ve ıspanak gibi oksalattan zengin besinler tüketilmemelidir. İdrarında yüksek miktarda oksalat bulunanlar için önemli bir öneridir. Hayvansal proteinler bol tüketilmemeli, tüketilse bile günlük limit 150 gram ile sınırlandırılmalıdır. Belirli bir sınırda barsak hiperoksalürisi dışında yedikleri öğünlerde kalsiyum alınmamalıdır. Ürolitiazis ve oksalat hastalığı olan kişiler hamsi, kümes hayvanı derisi, karaciğer, sardalya ve böbrek tüketimini sınırlandırmalıdır.
Böbrek taşı oluşumunu engelleyen 3 önemli faktör vardır. Bu önlemler alınmadığı takdirde vücutta taş oluşma riski artar.
Azaltılmış ve hayvansal protein tüketiminin azaltılması
Günde ortalama 2,5 litre veya daha fazla su için
Az miktarda tuz yemelisiniz
Aşırı tuz tüketiminin sadece böbrek taşlarını değil birçok hastalığı etkilediğini biliyoruz.
Kaynak:
Florence Nightingale
katip:İsmet Göksel Kuaför
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]