akciğer nedir? Yapısı nedir ve görevleri nelerdir? ” YerelHaberler

İnsan anatomisinde çok önemli bir rol oynayan akciğer organı, insanlarda ve omurgalılarda ana solunum organıdır. Canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için en temel anlamda oksijene ihtiyaçları vardır.

Akciğer havadaki oksijeni vücuda alır ve vücuttaki karbondioksiti dışarı atar. Bu, vücuttaki akciğerin ana işlevidir. İnsanların vücutlarında iki akciğer vardır. Bu akciğerler göğüs boşluğunun sağında ve solunda yer alır. Bu iki akciğerin dış yüzeyinde bir zar bulunur. Bu zar ince ve kaygan bir yapıya sahip olmasına rağmen zara verilen isim plevradır. Pleura ayrıca göğüs boşluğunun içini de kaplar. Bu zarın vücutta önemli bir işlevi vardır. Bu, göğüs boşluğundaki organların serbestçe hareket etmesini sağlamak içindir. Bu duruma neden olan faktör, zarın kaygan yapısıdır.

Her nefeste akciğerler oksijenle dolar. Burada oksijen akciğer duvarlarından geçerek bu noktadan kana karışır. Vücuttaki karbondioksit dolaşım sistemi yoluyla akciğerlerdeki hava keselerine ulaşır ve sonra dışarı atılır. Vücuttaki karbondioksit, vücudun dokularındaki kimyasal reaksiyonlarla üretilen bir atık üründür.

İnsanlar için hayati bir işlevi olan akciğer organı, insanların yanı sıra bazı hayvan türlerinde de bulunmaktadır. Bu hayvan türleri arasında memeliler, sürüngenler, kuşlar, akciğerli balıklar ve amfibiler bulunur. Bu tür hayvanlar akciğer solunumu yapar. Bu hayvanlarda akciğerlerin yapısı genellikle insanlarınkiyle aynıdır. Akciğer organlarının nasıl çalıştığı söz konusu olduğunda kan dolaşımı çok önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Kan dolaşımında oksijen gereklidir. İnsan vücudu, kalbe bağlı pulmoner arterler içerir. Kandaki oksijen miktarının yetersiz olması sonucu kan kirli kabul edilir ve bu kan pulmoner arterlerle her iki akciğere de taşınır. Enfekte kanı akciğerlere taşıyan arterler, akciğer organına girdikten sonra çok ince kan damarları haline gelir. Bu damarlar ancak mikroskobik ortamlarda görülebilir ve bu damarlara kılcal damar denir. Akciğerlerde hava solumak için gerekli olan hava keseleri vardır. Bu hava keseleri kılcal damarlarla çevrilidir. Hava kesesi duvarı ile kılcal damar duvarı arasında milimetrenin binde biri kadar bir mesafe vardır. Oksijen bu iki duvar arasındaki bu boşluğu atlayarak hava kesildiğinde kılcal damarlara ulaşır. Bu, oksijenin kana karıştığı anlamına gelir. Böylece karbondioksit içeren kirli kan oksijenle temizlenir.

Kılcal damarlardaki kanın rengi duruma göre değişir. Bu duruma neden olan faktör kandaki oksijen yüzdesidir. Kana ne kadar çok oksijen girerse, kanın rengi koyu kırmızıdan parlak kırmızıya o kadar çok değişir. Kan taşıyan ve akciğerlere bağlı olan kılcal damarlar bir noktada birleşirler. Bu noktada büyük damarlar oluşur. Bu büyük damarlar da birleşir ve sonunda pulmoner veni oluşturur. Karbondioksit içeren kirli kan pulmoner arter tarafından taşınarak akciğer kılcal damarlarına dönüşürken, kılcal damarlar kanı temizledikten sonra tekrar pulmoner arteri oluşturur. Bu noktada sürekli bir değişim söz konusudur.

Akciğer sistemindeki oksijenle temizlenen kan, bu damarlar vasıtasıyla kalbe taşınır ve oradan da tüm vücuda pompalanır. Bu sayede solunum sonucunda oksijenin vücuda girmesi sonucu vücuttaki kirli kan temizlenir ve hayati fonksiyonların devamı sağlanır.

katip:Erdoğan Gül

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın