Üretim yeri ile hammadde kaynağı arasındaki mesafenin önemi nedir? ” YerelHaberler

Özel işletmeler açısından belirli sektörlerdeki kuruluşlar yüksek kârı ana hedefleri olarak belirlemektedir. Hangisi normal ve normal. Birçok faktöre bağlı olarak en az girdi ile en yüksek çıktı hedeflenerek verimlilik için maksimum kar marjları gösterilmektedir. Bu faktörler arasında işgücü maliyetleri, sektör fırsatları, sektör riskleri, değişken maliyetler, nakliye ve lojistik maliyetleri yer almaktadır. Bir ürün üretilecek ve o ürün üzerinden işlem yapılacaksa ilk akla gelen gider kalemi hammadde ihtiyacı ve teminidir.

Üretimin ana bileşeni, işlenecek tam hammaddenin mevcudiyetidir. Gömlek dikmek için iplik, peynir yapmak için süt, kağıt yapmak için odun, merdiven yapmak için demir, ateş için kömür üretmek için kömür madenleri gibi çeşitli ürün ve hammadde ilişkileri sektörlerin vazgeçilmez durumunu belirlemektedir. Kuruluş aşamasında bile yer seçimi optimizasyon çalışmalarında en önemli faktörlerden biri hammadde temini ve yardımcı malzemelerin mevcudiyeti konusunda sorun olmamasını sağlamaktır. Ancak burada, hammaddelerin kalitesi ve nakliye kolaylığı çok önemli bir karar verme aşamasıdır.

İşletme özellikle hammadde kaynaklarına kurulduğu yer kadar yakın olmak ister. Her şeyden önce, bu talep tedarik süresi ve masrafla doğrudan ilgilidir. İşletmenin kendisi ile hammadde kaynağı arasında 10 km mesafe olması nakliye maliyeti ve hammadde tedarik süresi açısından büyük avantajdır. Ancak işletme ile kaynak arasında 200 kilometrelik bir mesafe varsa işletme çok kısa sürede çok büyük bir masraf ve zaman kaybı olarak bu durumla karşılaşacaktır. Mesafe ve yol koşulları da ürün fiyatlarını doğrudan etkiler. Maliyeti yüksek bir üretici, diğer giderlerini yansıttıktan ve bir hedef kar marjı ekledikten sonra nihai tüketici noktasında yüksek fiyatlı alıcılar arayacaktır. Bu hem müşteriler hem de şirket için olumlu bir durum değil.

Bazı sektörlerde hammadde temini minimum düzeyde olduğundan veya yılda birkaç kez ele alınabileceğinden bu duruma pek önem verilmemektedir. Ancak gıda alanında maden işletmeleri, ağır sanayi işletmeleri, termik santraller, sebze, meyve ve balık konserve fabrikaları gibi iş kolları genellikle hammadde kaynaklarına yönelmekte ve üretim alanları oluşturmaktadır. Bu aşamada bir diğer kriter de bitmiş ürünler için pazar alanının konumudur. Yani işletme hem hammadde kaynağına hem de ürettiği ürünü satabileceği pazara yakın olmalıdır. Çünkü tıpkı hammadde kaynağına yakınlık gibi hedef kitleye hitap edebilmek için ürünlerin satılacağı pazar yerine yakınlık firmalar için büyük önem taşımaktadır. Karar verme aşamasında bu sefer hammaddelerin kendine has özellikleri rol oynuyor. Hammadde üretim aşamasında önemli hacim veya ağırlık kayıplarına uğrarsa, satın alma aşamasından sonra girer, nakliye ve satın alma sürecinde de çeşitli sorunlarla karşılaşırsa, hammadde kaynağının yakınında kurulan şirket bunları aşabilecektir. problemler. Sadece pazara yakınlık dengelenmelidir. Ayrıca işlenecek hammaddelerin depolanabilir olması ve işleme aşamasında büyük değişikliklere uğramaması durumunda hedef pazar alanına yakın kurulan firmalar bu durumlarını avantaja çevirebilmektedir.

Sonuç olarak her şirketin kâr peşinde olduğu unutulmamalı, daha düşük giderlerle kârlılık artacağından, pazar yerlerinden uzak olmama ile hammadde kaynağına yakınlığı dengelemek gerekli hale gelir. Hammadde kaynağında dipte olan ve dünyanın öbür ucuna satış yapmaya çalışan bir firma bunu başaramayacak, satışın yapıldığı yerde kurulup satın almaya çalışan bir firma ise bunu başaramayacaktır. dünyanın diğer ucundan gelen hammaddeler uzun süre dayanamayacak. Önemli olan yüksek karlılık, düşük giderler temelinde çalışabilmek ve sağlam optimizasyon çalışmaları yapabilmektir.

Kaynak:
http://www.ekodialog.com/isletme_ekonomisi/isletme_kurulus_yeri_secimi.html

katip:Baran Akkök

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın