Dil, geniş bir kavram yelpazesine sahiptir. Bu nedenle birçok tasnife konu olmuş ve farklı terimlere farklı anlamlar yüklenmiştir. Ana dili ve ana dili kavramları sıklıkla karıştırılan iki terimdir. Bu terimler aslında dilin iki farklı yönünü ifade eder; Ancak ilk bakışta bu nüans fark edilmiyor. Bu yazımızda bu iki terimin özelliklerini ve farklılıklarını örneklerle açıklamaya çalışacağız.
Tarihsel gelişim içinde diller birbirinden ayrılmadan önce ana dil, ses ve biçim yapılarının temelini oluşturan ortak dil ile tanışır. Her dil bir kökten geldiğine göre günümüz dilleri en eski versiyonları olsa gerek. Dillerin ata sayılabilecek en eski biçimleri burada anadili tabiriyle karşılanır. Örneğin bugün Türkçe onlarca lehçe ve lehçeye bölünmüştür. Türk dilinin eski çağlarda kullanılan biçimine “Ana Türkçe” adı verilirdi.
TDK, anadili kavramını “başka dillerin veya lehçelerin türediği dil” olarak tanımlıyor. Ana diller lehçeler, lehçeler ve lehçeler uzun yıllar boyunca farklı coğrafi bölgelerde farklı toplumlar tarafından doğmuştur. Dil ailelerini oluşturan bu küçük dil gruplarının en eski şekli anadili olarak kabul edilmelidir. Görüldüğü gibi anadili kavramı bir dilbilimsel terimdir ve genellikle bu terimin kullanıldığı yazılarda karşımıza çıkmaktadır.
Şimdi “anadil” kavramına dönelim. Günlük hayatta sıklıkla kullandığımız bu terim, bireyin kendini en iyi ifade edebildiği dile karşılık gelmektedir. Hepimiz ailemizin kullandığı dili, ardından yakın çevremizin kullandığı dili daha anne karnında öğrenmeye başlarız. Birey olarak kendimizi ifade edecek yaşa geldiğimizde kullandığımız bu dil bizim ana dilimizdir. Bu terim TDK tarafından “çocuğun ailesinden ve içinde yaşadığı toplumdan edindiği dil” olarak tanımlanmaktadır.
Ailesinde ve yakın çevresinde tek dilini konuşan bir çocuğun anadilini tespit etmek kolaydır. Ancak çocuğun büyüdüğü ortamda farklı diller konuşulsa da, hatta çocuklar farklı ülkelerde büyümek zorunda kalsa da hepsinin kendi anadili vardır. 16 dil bilen bir insanın bile kendini en iyi şekilde ifade edebileceği bir dili vardır. Ana dilimiz okuma, yazma, konuşma, dinleme, gramer gibi temel dil becerilerine en fazla hakim olduğumuz dildir.
Bir kişinin ana dilini keşfetmek için bazı teoriler geliştirilmiştir. Birincisi, problem çözerken kişinin düşündüğü dile odaklanmaktır. Peki insan bir sorunla baş başa kaldığında iç sesi hangi dili konuşur? Örneğin, bir deprem sırasında hangi dili düşünür ve zihninde bir matematik problemini çözmeye çalışırken hangi dili kullanır? Bu soruların cevabı kişinin ana dilini gösterir.
Diğer bir teori ise rüyalarımızda kullandığımız dili belirlemektir. Bir insanın rüyasında kullandığı herhangi bir dil, onun ana dilidir. Tabii ki, yabancı dil konuşanlar kendilerini yabancı bir dil konuşurken hayal edebilirler. Ancak buradaki kriter, yabancı dil kullanımını gerektirmeyen sıradan bir ortamda geçen bir rüyada – örneğin bir köpeğin bir kişiye saldırdığı bir rüyada – kişinin kullandığı dildir. Hatırlarsa, bu kişinin ana dili belirlenebilir.
Tüm bu teorilerde kuşkusuz en önemli kriter kendini bilmektir. Aile ortamında başka bir dil kullanırken diğer tüm sosyal ortamlarda başka bir dil kullanan bireyin anadilini tanıması için hangi dili gerçekten ifade edebileceğini belirlemesi gerekmektedir. Duygusal olmadan düşünebilen herkes anadilini kolaylıkla tanıyabilir.
YerelHaberler
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]