Avrupa Birliği’nin Temelleri II. Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri’ne benzeyen bir imaj yaratma fikriyle yola çıktı. İlk kurulduğunda Avrupa Taşkömürü Ortaklığı olan bu dernek, sadece 6 kurucu üyenin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Birleşik Krallık dışında kalmayı tercih eden, daha doğrusu bu ülkeler için işlerin iyi gittiğini gören İngiltere, Birliğe üye olmak istemiş ve 2015 yılında iki kez veto edildikten sonra İrlanda ve Danimarka ile tam üye olmuştur. 1973. Bu Birlik ile birlikte Avrupa Birliği’ne giden süreç işlemeye başlamıştır.
İlk yıllarında ekonomik temele dayalı olarak kurulan bu birlik, ilerleyen yıllarda doğal olarak siyasi bir birliğe de yönelmiştir. Emir Gümrük Birliği Kaza aslında bu ortaklığın ilk ve en önemli ayrıcalığıdır. Bu, Ortaklığa üye devletler arasındaki sınır kapılarını kaldırarak gümrüksüz bir ticaret yolunun açılması anlamına gelir. Burada gümrük birliği, Avrupa Birliği’ne üye devletlerin birbirleriyle olan ticaretlerinde serbest dolaşım adı altında herhangi bir kısıtlamaya tabi tutulmamaları anlamına gelmektedir. Yani tek ülke gibi iç piyasada verilebilecek bütün tavizler üyeler arasında da yapılabilmektedir.
60 yılı aşkın bir süredir Avrupa ile üyelik müzakereleri yürüten Türkiye, 1995 yılında Avrupa Birliği’ne üye olmamasına rağmen. Gümrük Birliğitaraf oldum. Bu aslında çok iyi bilinen bir reklamdır. O dönemde henüz yasal ve kültürel olarak Avrupa Birliği’ne üye olmaya uygun olmayan Türkiye, pazar potansiyeli nedeniyle malların serbest dolaşımına yalnızca sınırlı bir taraftı.
Burada türkiye gümrük birliğiDahil olmasına rağmen karar alma mekanizmasının dışında kalmış ve üye devletlerin inisiyatifi doğrultusunda malların serbest dolaşımını sürdürmüştür. Aslında Türkiye, malların serbest dolaşımına taraf olarak en önemli özelliklerini kaybetmiş olabilir. Çünkü malların serbest dolaşımı dışında, hizmet ve sermaye imtiyazları ve insanların serbest dolaşımı Avrupa Birliği’nin en önemli hakları arasındadır. Ama AB diyor ki, “Vatandaşınız başımızı ağrıtıyor. Gelmeyin ama pazarınız iyi. Karşılıklı çıkar politikası uygulandı. Rahmetli Ecevit’in dediği gibi, ‘Onlar ortak, biz pazarız'” sonraki yıllarda söylemler bizi haklı çıkardı.
Elbette tek taraflı bakıp Avrupa bizden faydalanıyor demek çok yanlış olur. Çünkü Türkiye’de Avrupa Birliği Ülkeleri ile ticari ilişkiler içinde ve ihracatının yarısı bu ülkelerle yani bize yakışan bir durum var. Ancak Türkiye’yi AB için cazip kılan şüphesiz pazar gücüdür. Başka bir deyişle, Avrupalılar Türkiye’yi pazar olarak kabul ederse, bu politika kısmen haklı olabilir. Ancak biz zaten 1995’te pazarımızı AB üye ülkelerine açmıştık. Türkiye’nin üyelik müzakerelerindeki en büyük eksikliği bu. Çünkü zaten en önemli değerini Avrupa ile paylaşmış bir ülke. Öyle ki turist gözüyle de olsa vatandaşlarımıza vizesiz giriş izni vermekten korkan bir Avrupa Birliği varken, Türkiye’nin tam üyeliği yakın ve orta vadede çok uzak bir durum olarak değerlendirilebilir. Türkiye, halihazırda Avrupa Birliği ülkeleri ile ekonomik olarak çok güçlü ticari ilişkiler kurmuş olduğundan, Gümrük Birliği’Şimdi ayrılmak neredeyse imkansız. Olası ayrılıklar bizi onlardan daha olumsuz etkileyecek.
yazar:Emir Karasu
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]