Yaşadıkları bölgenin ikliminde meydana gelen ani veya uzun süreli iklim değişiklikleri sonucu göç etmek zorunda kalan insanlara iklim mültecisi denir. Kuraklık, çölleşme, deniz seviyesinin yükselmesi gibi iklim olayları, bu olayların meydana geldiği yerlerde yaşayan insanların hayatını tehlikeye atmakta ve belirli bir noktadan sonra olumsuz koşullar nedeniyle insanlar yaşadıkları bölgeyi terk etmek zorunda kalabilmektedir. İklim mültecileri yaşadıkları ülke içinde iklim koşullarının daha uygun olduğu bölgelere göç edebilmekte ve bazı durumlarda başka ülkelere de göç edebilmektedir.
İklim mültecileri 2000’li yılların başından itibaren sıklıkla kullanılan bir kavram haline geldi. İklim değişikliğinin insanların yaşamları üzerindeki olumsuz etkileri her geçen gün daha fazla hissediliyor. Geçmişten günümüze dünyanın belli bölgelerinde hep kıt olan su gibi bazı kaynaklar yok denilebilecek seviyelere indirilmiştir. İklim değişikliği nedeniyle, dünyanın belirli bölgelerinde artık birçok ürün ve canlı hayvan yetiştirilememektedir. Dolayısıyla gıda güvenliği bu bölgelerde yaşayan insanlar için ciddi bir sorun haline gelmiştir. Bu bölgelerde yaşayan insanlar, iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle mücadelelerini kaybetme noktasına geldiklerinden, iklim mültecisi olmak için bölgelerinden göç etmek zorunda kalıyorlar.
2009 yılından bu yana dünyada her saniye bir kişi iklim değişikliği nedeniyle yaşadığı yeri terk ediyor. 2008-2015 yılları arasında iklim değişikliği kaynaklı afetler nedeniyle toplam 22,5 milyon insan göç etmek zorunda kaldı. 2011 ve 2012 yıllarında Somali’de yaşanan kuraklık nedeniyle 50.000’den fazla insan hayatını kaybetmiş ve bir milyona yakın Somalili Etiyopya ve Kenya’ya göç etmek zorunda kalmıştır. Benzer şekilde, 2010 yılında Pakistan’da meydana gelen sel felaketinde 1.700 kişi hayatını kaybetmiş ve selden etkilenen 20 milyon kişinin yaklaşık %13’ü ülke içinde başka bölgelere göç etmek zorunda kalmıştır. Bu örneklerde gördüğümüz gibi, iklim değişikliğinin neden olduğu felaketler, insanların planlamadıkları veya öngörmedikleri şekillerde iklim mültecisi olmalarına neden olabiliyor. Birleşmiş Milletler Mülteci Komitesi’nin tahminlerine göre 2050 yılına kadar 250 milyon insanın iklim mültecisi olması bekleniyor.
İklim mültecileri üç gruba ayrılır:
1) Ani çevresel olaylar nedeniyle göç edenler: Kasırga, sel gibi ani olaylar nedeniyle yaşadıkları yeri geçici olarak terk etmek zorunda kalan insanlar bu gruba girer.
2) İklim koşulları nedeniyle göçe zorlananlar: İklim koşullarının zaman içinde yavaş ve kalıcı olarak bozulması nedeniyle göç etmek zorunda kalan kişiler bu gruba girer.
3) İklim koşullarında ileride yaşanabilecek sorunlar nedeniyle göçmenler: Bu gruptaki kişiler, yaşadıkları bölgede iklim koşullarının bozulması nedeniyle ekonomik olarak zor duruma düşen ve bu nedenle daha iyi bir gelecek için göç eden kişilerdir. Yaşadıkları bölgede yağış rejiminin az olması nedeniyle göç eden çiftçiler bu duruma örnek olarak verilebilir.
1951 yılında kabul edilen Mülteci Sözleşmesi, din, ırk, milliyet ayrımcılığına maruz kalan kişiler ile savaş nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilerin haklarına ilişkin düzenlemeler getirmektedir. Ancak iklim değişikliği nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan iklim mültecileri için uluslararası bir yasal çerçeve bulunmamaktadır. Bu konuda uluslararası arenada çabalar olsa da iklim mültecileri için kabul edilebilir bir uygulama henüz gündeme getirilmedi.
2100 yılına kadar dünya genelinde deniz suyunun 0,6 metre yükseleceği tahmin edilmektedir. Bu durum kıyı kesimlerde yaşayan birçok insanın zorunlu göçüne yol açacaktır. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda ülkeler tarafından küresel ısınmaya yönelik etkili önlemler benimsenmez ve uygulanmaz ise, dünya çapında birçok insan iklim mültecisi haline gelecektir. Bu noktada öncelikle iklim mültecilerine neden olan küresel ısınmaya karşı önlemlerin bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. İklim mültecilerinin hukuki statüsüne ilişkin uluslararası kabul görmüş kuralların da tanımlanması gerekmektedir. Ayrıca Birleşmiş Milletler bünyesinde bazı fonlar oluşturarak ve bu fonları acil durumlarda iklim mültecisi haline gelen insanlara yardım etmek için kullanarak iklim mültecilerinin neden olduğu sorunları azaltmak da yararlı olacaktır. Ayrıca Batı ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyada mültecilere yönelik olumsuz tutumlara yönelik iyileştirici çalışmaların yapılması gerekmektedir. İklim değişikliği, ister gelişmiş ister az gelişmiş olsun, dünyanın her yerini vurabilir. Bunun güzel bir örneği Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Katrina Kasırgasıdır. Bu nedenle her türlü mülteciye karşı davranışlarımızı belirlerken bir gün mülteci olabileceğimizi de unutmamalıyız.
Kaynak:
http://www.unhcr.org/climate-change-and-disasters.html
http://www.climate-refugees.org/why
https://en.wikipedia.org/wiki/Environmental_migrant
yazar: Muhammed Umut Bişkin
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]