Dil bilgisi, algılanan bir mesajın içeriğini anlama ve izleyicinin anlayabileceği bir mesaj oluşturma yeteneğidir. Başka bir deyişle, dil bilgisi, algılanan/işitilen mesajda bulunan sesleri ayırt etme ve anlamlı olan seslerin farklı kombinasyonlarını ve bu anlamın ne olduğunu anlama yeteneğidir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, ‘bir dili bilmek’ dediğimizde genellikle konuşulan dilleri kastediyoruz ve ‘fonolojik ayrım’, ‘fonemik yapı’ gibi terimlerle ve konuşma dili için geçerli olan terimlerle dil hakkında tanımlamalar ve yorumlar yapıyoruz. . Ancak insanlar arasındaki iletişim sadece konuşma diliyle gerçekleşmez. İşitme engelliler el kol hareketleri, yüz ve vücut hareketleriyle ifade edilen “işaret dili”ni kullanarak iletişim kurarlar. Konuşma dilleri gibi işaret dilleri de doğal dillerdir. İki dil türü arasındaki fark, konuşma dillerinin kendilerini ifade etmek için sesleri kullanmaları, işaret dillerinin ise ses kullanamadıkları için ifade isteklerini el, yüz ve vücut hareketleri yardımıyla iletmeleridir. Dil çalışmaları genel olarak konuşma dilleri üzerine yapıldığından bu kitaptaki çalışmalarda konuşma dillerinin özellikleri ele alınacaktır ancak dil yapısı ile ilgili genellemelerin işaret dilleri için de geçerli olduğu unutulmamalıdır.
Bu nedenle, bir dilin bilgisi, gramer kurallarının bilgisi değil, onu konuşanların dil yeterliklerinin bilgisi ve yerine getirilmesidir. Kelime türetme ve cümle kurma yolları sadece dil bilgisi derslerine özgü bilgiler olmayıp, o dili konuşan insanlar doğal ortamlarında yaşadıkları sürece öğrenilirler. Bir insan içinde yaşadığı toplumda yaşadığı sürece dilbilgisinin şu dört bileşenini öğrenir: ses bilgisi, biçim bilgisi, sözdizimi ve anlam bilgisi.
Sistem (fonoloji):
Fonoloji, o dildeki seslerin kalitesini, dağılımını ve gruplandırılmasını belirleyen kuralları içerir. Bu anlamda telaffuz, fonetik ve işitsel fonetik olmak üzere üç alt alanı vardır.
Her dildeki ses sayısı birbirinden farklıdır ve ses bilimi, bir dili oluşturan seslerin sayısına göre birleştirilmesi ve ayrılmasına ilişkin kuralları belirler. Örneğin, Kabardeycede 56 ünsüz ve Ubukh’ta 83 ünsüz vardır. Ancak Rotocasta’da sadece 6 ünsüz var. Bu, her dili konuşanların içsel bir bilgisidir ve bu bilgi, seslerin nasıl tanınacağı, birleştirileceği ve heceleneceğine kadar her şeyi içerir.
Dili konuşan bireylerin başka bir içsel bilgisi daha vardır: Birey, bu seslerin bir arada gruplandırılabileceği ve art arda düzenlenebileceği kuralları sezgisel olarak bilir. Örneğin “strost” kelimesindeki “st” harflerinin Türkçe’de yan yana gelmeyeceğini kendi cemaatinde öğrenmiştir.
Fonolojide seslerin ayırt edici özellikleri tespit edilmiş ve böylece seslerin oluşumuna ilişkin kurallar denenmeye çalışılmıştır.
1. Sessiz – Oylama yapmamak: “f, s, t, k, ç, ş, h, p” sessiz seslerdir. Bunların dışında “b, c, d, g, ğ, v, z, j, y, m, n, l, r” sesleri duyulabilir. Örneğin ‘at’ ve ‘isim’ kelimeleri arasındaki farkı ‘t’ ve ‘d’ sesleri arasındaki farktan anlayabiliriz.
2. Kısa Uzunluk: Vurgu, perde ve melodi ses öğeleri arasındaki farkı tanımlar. Örneğin “a” sesinin değerine göre “world” ve “world” arasındaki farkı tanımlarız. Benzer şekilde “class”ın derslerin işlendiği yer, “class”ın ise vurgu ve tonlama ile kastedildiğini not ediyoruz.
Ek olarak, fonolojinin, bireysel seslerin özelliklerini inceleyen bir fonetik (fonetik) alt alanı vardır. Örneğin “m, p, b” seslerinin çift dudaklı olduğunu belirlemek bu bilim dalı ile ilişkilidir.
Fonoloji, konuşma dilindeki sesleri ve bu seslerin özelliklerini tek tek keşfeder ve gruplandırarak fonemik şemalar oluşturur.
Kelime bilgisi:
Dilde üretilen sesler ve bu seslerin dilin fonetik yapısına göre dağılımını ve dizilişini belirleyen kurallara göre sıralanması ile iletişim kurulur.
Sözcükleri oluşturan sesler, biçimleri ve anlamlarıdır.Kelime referansları, bir kavramı temsil ederler. Kelimeler biçim anlam gruplarıdır. Örneğin a, u, ö, z, y, s, o sesleri tek başına anlam taşımaz, “su, isim, kelime” gibi birleşimlerle anlam kazanır. Ancak bunlarla elde edilen “zös, du, yö” gibi kombinasyonlar bu dili konuşanlar tarafından anlamsız kabul edilir.
Bu noktada “rastgelelik” ve “uzlaşımcılık” kavramları ön plana çıkmaktadır.
Rastgelelik, şey ile onu ifade eden kelime arasında benzerlik olmaması demektir. Örneğin, “kitap” kelimesi ile kitabın konusu arasında biçimsel bir benzerlik veya içerik benzerliği yoktur. Bu isim kendisine tesadüfen verilmiştir.
Gelenek ise bu sözün toplumu oluşturan tüm bireyler tarafından olduğu gibi kabul edilmesidir.
Tabii ki ters çevirmeler, yani fonetik sembolik kelimeler hariç tutuldu.
Morfoloji (ifade bilimi), sözcük dağarcığının bir alt alanıdır ve sözcük türetme yollarını araştırır. Buna göre kelimeler çekimler, kısaltmalar ve tür değiştirme (çekim) yöntemiyle türetilir.
Cümle (cümle) bilgisi (birleştirme/birleştirme):
Dilin en küçük birimi olan seslerin bir araya gelerek cümle oluşturmasından ve sözcük öbeklerinin yan yana dizilerek cümle oluşturmasından oluşan, kendi başına bir anlam ifade etmeyen sözcükler. Seslerin koordinasyonu – kelime – cümle – cümle (cümle)
Ana dilini konuşanlar kendi dillerinin eşdizim kurallarını ve bu kalıpların cümle içindeki sırasını bilirler, başka bir deyişle dillerinin gramer kurallarını içselleştirmişlerdir.
Sözdizimi kuralları her dil için farklıdır. Örneğin, “özne, bileşen, yüklem” öğeleri kullanılarak Türkçe bir cümle kurulurken, İngilizce cümleler “özne, yüklem, bileşen” sıralamasıyla kurulur.
anlambilim (çağrışımlar):
Anadili İngilizce olan kişiler, kelimelerin ve deyimlerin ne anlama geldiğini anlar. konuşmacının yaptığı anlamdaki sapmaları anlarlar; Anlamda sapma, genişleme veya daralma olan durumları anlamakta genellikle zorluk çekmezler. Aynı şekilde ana dillerini de istedikleri gibi kullanabilirler. Sözcüklere yeni anlamlar katabilir, anlam bükülmeleri yaratabilir, sözcüklerin anlamlarını genişletebilir ya da dar anlamda kullanabilirler.
Anlam, gösteren ile gösterilen arasındaki ilişkinin, zihindeki imgelemin ve içeriğin ona atfedilmesinin gözlemlenmesidir.
Kelime bilgisi: Dilin kelime dağarcığını inceleyin. Türemiş kelimelerin niteliğini (Forma-lexography) araştıran ve hangi kurallara göre gruplandırıldıklarını ortaya çıkarmaya çalışan bilim dalıdır.
Sözlük bayrağı: Doğrudan anlambilim ile ilgilidir ve dilsel göstergelerin anlamlarını ve anlamlarındaki farklılıkları tanımlar. Herhangi bir cümledeki kelimelerin anlamlarını belirler.
İsim: Anlambilimi gösterilenden/kavramdan yola çıkarak inceleyen bilim dalıdır.
Etimoloji (Etimoloji): Kelimelerin kökenlerini, tarihsel süreçte geçirdikleri biçimsel ve anlamsal değişiklikleri inceler.
Çeviri çalışmaları: Disiplinler arası bir bilimdir. Çeviri, kaynak metni/dili, metni yeniden yazan hedef metin/dile yeniden yapılandırma işlemidir.
kaynak:
Genel Dilbilim, Nisip Juke, Polyglot Yayıncılık
Handbook of Linguistics, Mehmet Aydın, Akademik Yayınlar
yazar: Sarpil Altunyay
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]